• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 16:44
  köf1
Yazmak için yaşıyor, yaşamak için yazıyorum 35 yıllık meslek hayatına 43 ödül alan, 33 kitap yazan gazeteci-yazar Abdulkadir Kaçar’la geçmişi konuştuk

Mesleğe Hürriyet Haber Ajansı’nda başlayan, Milliyet ve Güney Haber gazeteleri ile Adana’daki yerel televizyonlarda devam eden Abdulkadir Kaçar, 35 yılda 33 ödül aldı, 33 kitap yazdı.  Gazeteci-yazar Kaçar ile geçmişi konuştuk.

“Gerekli ve detaylı yanıtları verdikten sonra, ’buyur şu masaya otur,  işe başla’ dedi. Dünyalar benim olmuştu. Sevincimi çok belli etmemeye çalışıyordum. Hürriyet Haber Ajansı Büro Şefi Cevat Eren olduğunu öğrendiğim kişi ile 9 bin lira maaşa anlaştık”.

“Bir arkadaşım beni şöyle tanımlar; ‘Abdulkadir abi, emekli maaşıyla taksitle kitap bastırıp, ücretsiz dağıtan adamdır’…  Aynen öyle. Bugüne kadar tüm kitaplarımı ücretsiz olarak dağıttım. Ben diyeyim 5 bin, siz deyin 10-15-20 bin kitap”


35 yıllık gazeteci. Meslek yaşamı 33 ödülle taçlandırmış. Gazete ve televizyonlarda binlerce haber, röportaj ve canlı yayın yapmış. Bu süre içerisinde 33 kitap yazmış. Geçtiğimiz hafta sonu kaybettiğimiz efsane gazeteci Erol Erk’in anılarını kitaplaştırmış. Adana basınının sevilen ve sayılan ismi Abdulkadir Kaçar’ı konuk edelim dedik. O anlattı, biz yazdık. İsterseniz söyleşimize geçelim…

-Gazetecilik mesleğine nerede ve nasıl başladınız?
Hürriyet Gazetesi’nde “Yetiştirilmek üzere muhabir alınacaktır. Fotoğraf ve daktilo bilmesi tercih nedenidir” diye bir ilan yayınlanmıştı. Oldum olası gazeteciliğe ve fotoğrafçılığa ilgi duymuşumdur. İlan üzerine Hürriyet Haber Ajansı’na gittim. Hürriyet Haber Ajansı’nın bürosu, Hürriyet Matbaası ile aynı yerdeydi. Bugün Özel Sancak Apartmanı yanındaki Adanaspor Otoparkı’nın yerindeydi. Gazetedeki eleman aranıyor ilanıyla ilgili görüşmek istediğimi anlatmak üzere birici kata çıktım. Sonradan adını öğrendiğim kişi, bana birkaç soru sordu;
-Daktilo yazabiliyor musun? -Fotoğraf makinesi kullanabiliyor musun?
Gerekli ve detaylı yanıtları verdikten sonra , “buyur şu masaya otur, işe başla” dedi. Dünyalar benim olmuştu. Sevincimi çok belli etmemeye çalışıyordum. Sonra iş maaş konusuna geldi. Hürriyet Haber Ajansı Büro Şefi Cevat Eren olduğunu öğrendiğim kişi ile 9 bin lira maaşa anlaştık. Büroyu yeniden kurmak için Adana’ya gelmiş. Uzun yıllar birlikte çalıştık. İstanbul standartlarında gazeteciliği öğretmek için gelmiş belki de ilahi bir öğretmendi. O dönemde rahmetli Kenan Gedikoğlu, Aytaç Pekkoçak, Abdullah Yakar, Hamit Deste gibi ağabeylerimiz vardı. Hepsi o dönemde emekli oldu. Cevat Eren, yeni bir kadro oluşturarak yoluna devam etti.
Mesleğe giriş hikayem böyle.

-Kitap yazma fikri nasıl doğdu. İlk kitabınız hangisi?
-Ortaokulda şiirler yazıyordum. Rahmetli babam; Mevlana’yı, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu, Yunus Emre’yi ezbere okurdu. Şiire ve yazmaya merakım belki de orada başlamıştır.
Gazetecilikte de yoğun bir yazma temposuna girdim. İlk kitabım Kılçık’tı. Hürriyet’ten sonra Erol Erk’in gazetesinde çalışmaya başladım. Merhum Erol Erk’in gazetesinde hem sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini yerine getiriyor, hem de birinci sayfada yazılar yazıyordum. O köşe yazılarımdan ilk kitabımı yayınladım. Sonraki kitapların isimleri ise şöyle;
“Çivi”, “Dan Dan Adana’dan”,  “Çukurova Evliyaları”, “Mini Şiirler” (bu eserim dünyanın en kısa en küçük kitabı ve en küçük şiirleridir), “Hazır Değilim Ölüm”, “Denemeler”, “Büyük Kitap”, “Adliye ve İnsan”, “Adana Belediye Meclisi”, “Deli Yücel'in Anıları”, “Sevgi Sensin”, “Sevgiye Yolculuk”, “Düşünüyorum”, “Altın Fırsat”, “Günce”, “Fotoğraflarla Adana Deprem Gerçeği” (1998 depremiyle ilgili yazılı tek belge-tek kitaptır). “Genç Şiir 93”, “Yazar Çizer Dünyası”, “Yoksulluğun Erdemleri’, “Üstün İnsan”, “Çağın Efendisi Para”, “Kel Tekin’in Anıları”, CHP’nin Ulu Çınarı NEBİLHE ATAÇ’ın Anıları”, “KIRIM TATAR TÜRKLERİ”, ”Son Filozof Abdulkadir Kaçar”, “Yaşam bana ben kendime ödülüm”, “Vasiyet”, “Ölüm Kitabı”, “Youtub’ un son ünlü Türk Kahramanı ABDURRAHMAN BOZTAŞ”, “Sen hangisisin?”, “Sanalizm”, “Ceyhan’daki Kırım Türkleri” ve “TEK KİŞİLİK GAZETECİ OKULU EROL ERK’in anıları”.
Burada Aytekin Gezici’den de söz etmem gerekir; çağımda tanıdığım akıllı insanlardan birisidir; beni şöyle tanımlar; “Abdulkadir abi, emekli maaşıyla taksitle kitap bastırıp, ücretsiz dağıtan adamdır”. Aynen öyle. Bugüne kadar tüm kitaplarımı ücretsiz olarak dağıttım. Ben diyeyim 5 bin siz deyin 10-15-20 bin kitap.

Sayın Kaçar neden yazıyorsun?
-Hepimiz öleceğiz…Topraktan geldik. kesin yüzde yüz toprak olacağız. Ama dünya o kadar güzel, yaşam o kadar değerli ki; insan nasıl kendisinden önce yaşayan insanları yazdıklarıyla yaptıklarıyla tanıyor ve biliyorsa, bizden sonraki kuşaklar da bizi bizim ortaya koyduklarımızdan öğrenecekler…
Bir akıllı insan diyor ki; İNSANLIK TARİHİ OKUYAN, DÜŞÜNEN, YAZAN İNSANLARIN TARİHİDİR…
En son Erol Erk rahmetli oldu; onun anılarını kaleme alan birisi olarak şu anda ortaya koyduğum, onun yaşamını, gazeteciliğe bakışını anlatan kitap beni mutlu ediyor…
Yine bir özdeyiş var; GAZETECİ ÇAĞININ TANIĞIDIR.  Ben de bunlardan hareket ettim…
Benim yazılarımın farkı şu; tüm filozoflar benim arkadaşım… Hepsi benim öğretmenim… Her gün onlarla ders çalışıyorum, her gün onlar bana yeni yeni şeyler söylüyorlar… Onlar ölümsüz düşüncelere ulaşmışlar, bu gün bile onların düşüncesi okuyan araştıran akıllı insanların yaşamlarını aydınlatıyor… 5 bin yıllık filozoflara öğrenci olmanın mutluluğunu ve sevincini yaşıyorum… Benim yazdığım her deneme, hemen her kitabımdaki düşüncelerim de ölümsüzlüğüne inanıyorum…
Örneğin, SON FİLOZOF’taki düşünceler, YOKSULLUĞUN ERDEMLERİ, SEN HANGİSİSİN?  ÖLÜM KİTABI, vs…Buradaki düşüncelerimin ölümsüz olduklarına inanmasam bir tek satır bile yazmazdım.
Başka bir ifadeyle; ölünce unutulmak istemiyorum; en azından yazdıklarımla, ortaya koyduklarımla insanların düşüncelerinde uzun süre kalmak, anımsanmak istiyorum…
Hani bir yazar diyor ki; yazmasam çıldıracaktım… Ben de yazarak mutlu oluyorum…

-Gazetecilik mi, yazarlık mı daha cazip?
Gazetecilik olayları günü gününe sıcak ve günlük yazmaktır…Akşam olunca o gazetedeki düşünceler, olaylar ölür… Ertesi sabah hayat yeniden başlar… Kalıcı olan düşünceler ortaya konulamaz mı? Elbette konulur..
Hem Roma İmparatoru, hem de filozof olan MARCUS AURELİUS;  “her şey zaman isimli nehirde sürüklenmektedir… İnsan kuşağı yapraklara benzer, gelen yapraklar eskilerinin üstünü kapatır, yeni yapraklar da ötekilerin… Dönüşüm böyle devam eder… Ya da kumlar gibidir… Rüzgarın getirdiği kumlar öncekilerin üstünü örter, ötekilerin üstünü de yeni gelecekler örter” diyor…
Ama işin felsefe boyutuna bakınca; bilgeliğe ulaşmış insanların yazdıkları, eğer ulaşabilmişlerse ölümsüz düşünceler sonsuza kadar yaşar…
KONFÜÇYÜS, Montaigne, NİETSCHE, EPİKTETOS,
Sokrates, Aristo, vs… Bu filozoflar yıllar önce yaşamışlar ama yazdıkları bu gün gibi güneşçesine insanların önünü aydınlatıyor…
Başka bir deyişle; gazetecilik günlük; yazarlık eğer başarılabilirse sonsuza kadar var olmayı hedefler…

-Gazetecilikte unutamadığınız bir olay var mı?
-Milliyet gazetesinde çalışırken bir okul müdürü, bir de delikanlı gelmişti… Şefim de bana yönlendirmişti…
Kadirli’nin bir köyündeki okul müdürü şöyle dedi;
-Bu delikanlı Elazığ Üniversitesi Tıp Fakültesi ikinci sınıfında okuyor… Babasının keçileri vardı,  her ay birisini satıp parasını gönderdi… Ama keçiler bitti, babası okulu bırak gel diyor… Ben de okumasını istiyorum…
Kısa bir araştırmadan sonra okul müdürü, delikanlı hep birlikte bir holdinge gitmiştik; holding patronuna durumu anlatmıştım daha önce telefonla; patron tamam bu öğrenci okul bitinceye kadar her türlü masrafını karşılamayı garanti ediyorum…
Ve öğrencimiz birkaç yıl sonra doktor oldu… Şu anda Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde insanları şifa dağıtıyor…
Art televizyonunda, işsizlik ve açlık nedeniyle intihar etmek isteyen birkaç kişiyi canlı yayına çıkartmıştım. Çanlı yayın sırasında hayırsever işadamları aramış ve o kişiler intihar etmekten vazgeçmişti… Daha sayısız olaylar, sayısız anılar yaşadım…

-Yeni kitap hazırlığınız var mı?
-SANALİZM (hayalcilik) ismini taşıyor… Şu anda yazım aşaması bitti… İleride kitaplaştıracağım… Ayrıca üzerinde çalıştığım 3-4 dosyam var… Gazetecilik yaşamım boyunca çeşitli röportajlar yaptım. Bugün ben röportaj verdim. Çok ilginç bir duygu.  Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.



Abdulkadir Kaçar kimdir?

05 Nisan 1954 yılında Ceyhan’ın Yellibel köyünde doğmuşum. İlkokulu köyümde okudum;
Ünlü sanatçı Hakkı Bulut bizim köyümüzde öğretmenliğe başladı; onun ilk öğrencilerindenim.
1965 yılında Adana'ya geldik. Bu günkü Meryem Abdurrahim Gizer İlköğretim Okulu’nun yerinde bulunan Vehbi Necip Savaşan Ortaokulu’nda okudum; Adana Erkek Lisesi’nden sonra Çukurova Üniversitesi Ceyhan Meslek Yüksek Okulu’ndan 1978 yılında iyi derece ile mezun oldum.
1979 yılında Hürriyet Haber Ajansı Adana Bürosu’nda mesleğe başladım. Milliyet ve Güney Haber gazeteleri ile özel televizyon kanallarında görev yaptım.
Bu güne kadar 33 kitap yazdım; meslekte 43 ödülüm var.
ART Adana’nın ilk televizyon kanalı (sahipleri Mustafa ve Gürkan Göçer kardeşlerdi), Kanal-A ve Çukurova Televizyonlarında toplam 5 bine yakın program yaptım. Neydi bu programlar, yorum, söyleşi, sokak röportajları, okul programları, açık oturumlar.
Art Adana’nın ilk özel televizyonudur; gazetecilikten televizyonculuğa geçen ilk gazeteciyim…
Orada yayın yönetmenliği, haber müdürlüğü, program sorumluluğu yaptım.

Kaçar diyor ki;
“Her kitabım sonsuz geleceğe yazılmış metinlerdir”

Şu ana kadar meslekte 43 ödülüm, 33 Kitabım bulunuyor… Üzerinde çalıştığım Dosyalarım da bir hayli fazla… 300 sayfa  bir dosyam da yayınevinde bulunuyor…

“Yaşamı, okumak, düşünmek, yorumlamak, Yazmak olarak anlıyorum; bu özellikler Çıkartıldığında yaşamımdan geriye hiç Bir şey kalmaz…”

“Yeniden dünyaya gelme şansım olsa, Aynı doğruları, aynı yanlışları yapardım…  Aynı yolumu izlerdim…”


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google