• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 15:15
  köf1
Gündemde birikenler 14 Temmuz 2015, Salı
Ahmet YAVUZ
Ahmet YAVUZ
ahmetyavuz

Haziran ayında Adana Haber’e yazı gönderemedim ama geride kalan aya ait olan ve güncelliğini koruyan konulara bu yazıda değineceğim. Bundan sonra ayda bir düzenli olarak yazacağım.
Esasen üç konuya temas edeceğim. Bunlar genel seçim sonuçları, Suriye krizi ve kumpas davalara ilişkin hususlardır.

SEÇİMLER VE DOĞURDUKLARI
Geride kalan ayın en önemli gelişmesi, genel seçim sonuçlarıydı. İktidar partisi önemli ölçüde güç kaybetti ama iktidarını muhafaza etti.
Ortaya çıkan tablo, henüz yeni bir iktidarı doğuramadı. Partilerin ideolojik zeminlerine bakılırsa tutarlı bir iktidar ufukta görünmüyor.
Daha sonra değineceğim Suriye krizinin ülkemizin bekasına yönelik bir tehdit oluşturması, AKP-MHP yakınlaştırmasını gündeme getirir gibi olduysa da mevcut iktidarın ABD ile birlikte hareket etmesi, AKP-CHP koalisyonunu daha akla yatkın kılıyor. Ama en kuvvetli olasılık olarak erken seçim ufukta görünüyor.
MHP liderinin tutumu, bu erken seçim ihtimalini güçlendiriyor. Çünkü dışındaki partilerin hiçbiriyle birlikte olmayarak, kendi kimliğini seçmen nezdinde tahkim etmeyi amaçlıyor; erken seçimde bunun kendisine getirisi olacağını varsayıyor. Doğru mu, yanlış mı ya da sürdürülebilir mi? Zaman gösterecek. Ama bu partinin bildiğimiz bir tutumunu not etmeden geçmeyelim: AKP’ye baston olmak.
Saygın bir tarihçi olan ama acemi bir siyasetçi görüntüsünden kendisini kurtaramayan Yusuf Halaçoğlu’nun tavrı da dikkat çekici özellikler taşıyor. Din istismarcılığının zirve yaptığı son dönemlerde, dincilik kokan çıkışıyla Halaçoğlu kendisini erken emekli etmişe benziyor.
İnsanımız seçimlerde oy kullanırken günlük endişelerden hareket ediyor. Ülkenin bekasına yönelik tehditleri dikkate alan yok. Bunda fakirliğin ve sosyal yardımların önemli rolü var. Ancak karşı karşıya kalınan tehditler varlık sorunu haline geldiğinde, günü kurtarmaya yönelik tercihlerin ne denli ağır bedellere mal olacağını bugünden görmek mümkün.
Seçimde yaşanan bir ilginç husus da kimi CHP’li seçmenin HDP’ye oy vermesiydi. HDP’nin PKK güdümünde olduğu ve olacağı aşikâr iken bu tercihin gelecekte nasıl bir tehlike doğuracağı kolayca öngörülebilir.
Erken seçim halinde çok farklı bir tablo oluşmayacağı söylenebilir. O takdirde sorunlar daha da ağırlaşacaktır.

SURİYE KRİZİ VE DOĞURDUKLARI
AKP’nin Suriye politikası tam anlamıyla jeopolitik bir intihardır. Acı olan bu durumun AKP’den çok ülkemizin geleceği için ortaya çıkardığı beka problemidir.
Hükumetin izlediği mezhepçi politikaların bedeli ağır olmuştur: Milyonlarca Suriyeli ülkemize göçmüştür. Önemli ihracat kapıları ve büyük bir ekonomik pazar kapanmıştır. Sınırların güvenliği ortadan kalkmıştır. IŞİD’in büyümesi ve ülkemizin adı terörü besleyen ülke olarak anılmasına neden olmuştur. Süleyman Şah Türbesi’nin kapatılması sonucu olarak toprak ve itibar kaybı yaşanmıştır. Zamanında IŞİD’e müdahale edilmeyerek PYD’nin ve PKK’nin ABD ve AB’nin doğal müttefiki haline gelmesine yol açmıştır. En kötüsü ABD koridorunun hayat bulmasına neden olmuştur.
Hiçbir iktidarın ülkeye bu denli kötülük etmeye hakkı yoktur.
Öyle anlaşılıyor ki, AKP İncirlik’i de ABD’nin kullanımına açacak kötü bir atmıştır. Üs, Suriye’de hem IŞİD’le mücadelede hem de Suriye Ordu birliklerine karşı kullanılacaktır. Oysa atılması gereken ilk adım, Suriye ile işbirliği yapmaktır. Bu yapılmadan meselenin iç ve dış güvenliğimize katkı sağlayacak bir hal alması hayaldir. Boşa kürek çekmektir. Bedeli giderek daha ağır olacak kötü bir tercihtir.  

ORDU’YA KURULAN KUMPASLAR ÇÖKTÜ
Kumpaslardan en büyüğü olan Balyoz davası Anadolu Adliyesi 4. ACM’nin Balyoz sanıklarının tümü için verdiği beraat kararının ardından tamamen çökmüştü. Ancak Anadolu Adliyesi Başsavcılığı hukuki zemine oturan bu davanın hakkaniyetli kararını yedi masum hakkında temyiz ederek dosyanın Yargıtay’a taşınmasına ve davanın tekrar siyasi bir zemine kaymasına yol açtı.
Yargıtay’ın dosyaya nesnel yaklaşımı halinde beraat kararlarını onaylayacağı açıktır. Ancak ülkemizde hukuk öylesine siyasallaştırılmıştır ki, küçük de olsa endişe duymamak mümkün değildir.
İstanbul ve İzmir Casusluk Davalarının yarattığı mağduriyetler devam ediyor. Bu davalardan ilkinde, diğer sanıklar gibi sahte belgelerle sanık durumuna düşürülen subaylardan Tamer Karslıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın haksız bir kararıyla Ordu’dan atılmıştı.  En büyük mağduriyeti bu arkadaşımız yaşadı.
Sahtekârca tertiplenen Atabeyler Çetesi davasında da Murat Eren arkadaşımız aynı şekilde bir yanlış karara maruz bırakılmıştı. Bu arkadaşımız da hem hapis yatmaya devam ediyor hem de hukuksuz bir şekilde Ordu’dan atılmanın acısını yaşıyor.
İşin üzüntü verici yanı, bu iki arkadaşımızın çektiği sıkıntılar, kimseyi adalet arayışı için harekete geçirmiyor. Duyarsız bir kamuoyunun varlığı insanı üzüyor. Hayatını ortaya koyarak ülkesinin güvenliği için çabalayanlara reva görülenler utanç verici boyutlara ulaştı.
Bu davaların yarattığı kişisel sorunlar bir yana, ülkenin silahlı kuvvetleri kötürüm haline getirildi. Caydırıcı güç kaybedildi. Komutanlar cesur kararlar veremez hale getirildi. İşin en kötü yanı ise, milletin olup bitenin idraki içinde olamamasıdır.
Evet, kumpaslar çöktü ama tahribatı devam ediyor!

BAYRAM
Bu koşullar altında Ramazan Bayramı’nı kutlayacağız. Okurlarımızın bayramını kutluyorum. Ama lütfen, bu bayramı kutlarken, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de öldürülen milyonlarca Müslümanı, onları öldüren ve öldürtenlerin bir kısmının da Müslüman kimliği taşıdığını, bunu da İslam adına yaptığını unutmayalım.


köf7