Çeşitli tarihlerde emniyet birimlerince irticai faaliyetler gösteren bir grup olarak tanımlanan Fettullah Gülen örgütünün devleti tehdit eder konuma gelmesi nasıl sağlandı? Örgütün asıl gücünü oluşturan tabandaki iyi niyetli insanlar toplumun diğer kesimleri hatta dini cemaatlerinden bile nasıl soyutlanıyorlar? Gülen'in dini söylemlerinden etkilenerek ağa girenler süreç içerisinde örgütü için herşeyi yapabilecek infaz elemanlarına nasıl dönüştürülüyorlar?
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda örgütün kuruluşu, amacı, stratejisi, örgütlenme modeli ve hiyerarşik yapısı detaylı şekilde anlatılıyor. Örgütün içerisinde sıkı bir hiyerarşi olduğu belirtilirken, örgüt üye ve sempatizanlarının evlilik kararlarını bile abilerine danışmadan alamadıkları vurgulanıyor. Örgüt tarafından seçilen (önerilen) eşler de kullanılarak üye ve sempatizanların sürekli kontrol altında tutulmaları sağlanıyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Fetttullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması hakkındaki rapor örgütün kodlarını, şifrelerini ve bugüne kadar nasıl deşifre olmadan gelebildiğini açıkça ortaya koyuyor. Örgütün 1970'li yıllarda müstakil olarak hareket etmeye başladığı belirtiliyor. 27.04.1941 doğumlu Fetttullah Gülen'in 1970 yılına kadar çeşitli illerde imam ve vaiz olarak görev yaparken Yeni Asya Grubu içerisinde olduğu biliniyor.
Gülen, İzmir Kestanepazarı Kuran Kursu'nda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri kullanarak (istismar ederek) çekirdek kadrosunu oluşturup Yeni Asya Grubu'ndan ayrılıyor. Özellikle 13-18 yaş grubundaki öğrencileri hedef alan Fettullah Gülen birkaç yıl sonra kadro sayısını genişletme imkanı buluyor. Vaaz kasetleri ve yaz kamplarında sempatizan sayısını arttıran Gülen'in örgütü bundan sonraki yıllarda kendi adı ile anılıyor.
Cumhuriyet Savcılıklarınca çeşitli illerde yürütülen Fettullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan resmi raporda ögrütün kuruluşu, amacı ve stratejisi şöyle anlatılıyor:
FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ/PARALEL DEVLET YAPILANMASI(FETÖ/PDY)
ÖRGÜTÜN KURULUŞU
Erzurum-Pasinler-Korucuk köyü nüfusuna kayıtlı Ramiz ve Rabia oğlu 27.04.1941 doğumlu Fetullah GÜLEN, 1959 yılından itibaren çeşitli İllerde imam ve vaiz olarak görev yapmıştır.
1970'li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içerisinde yer alan Fethullah bu talihten sonra İzmir Kestanepazarı Kuran Kursu'nda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri de kullanmak (istismar etmek) suretiyle örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil hareket etmeye haşlamış, faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırarak, teyp / video kasetlerine çekilen vaaz ve konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile kendi adı ile anılan örgütünü kurmuştur,
Özellikle 1990'lı yılların başından itibaren yurt dışına da açılmaya başlayan yapı, zaman içerisinde hayatın doğal akışına aykırı şekilde dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.
ÖRGÜTÜN AMACI
Kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suiistimal ederek 'Himmet' adı altında topladığı finans ile yurtiçi/yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği finans ve siyasi gücünü, örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç haline gelmek olduğu geçmişte örgüt içinde faaliyet göstermiş kişilerin beyanlarından anlaşılmaktadır.
AMACA GÖRE ÖRGÜTLENME STRATEJİSİ
Örgüt 19701i yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu 'örgütlenme yöntemleri', 'taktik' ve 'stratejiler' çerçevesinde bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde; uygulanan yöntemler değişse de amacının değişmediği, temel hedefinin Türkiye’de Devletin bütün Anayasal kurumlarını ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda. FETÖ / PDY’nin;
Tabanında bulunan insanları istismar ederek kaynak ve meşruiyet devşirme,
Öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde etme.
Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma,
Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirme,
Dinler arası diyalog çerçevesinde, semavi dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap göstermeye çalışma,
Devlet dışında kendisine bağlı bir ekonomik sistem kurma, şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak zenginler kulübü oluşturma böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olma,
Kamu, ÖSYS vb. sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmaların açılmasını sağlayarak devlet kadrolarından tasfiye etme ve bu kadrolara kendi örgüt elemanlarını yerleştirme yöntemlerini amacına ulaşmak için kullandığı anlaşılmaktadır.
1970'li yıllardan itibaren devlet içerisine sızarak, özellikle, "Mülkiye, Adliye, Emniyet, Milli Eğitim ve TSK" içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal kadrolaşmaya gidildiğini; F. GÜLEN'in bazı ifade ve açıklamalarında rahatlıkla görmek mümkündür ki bunlardan bazıları şunlardır:
"Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!"; "bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!"
"Türkiye 'deki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım, erken sayılır."
"Adliye, mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır. "
"Arkadaşlarımız o sahada kabiliyetlerini geliştirmeli, müktesebatlarını geliştirmeli esas ve zannediyorum iki yanlı olmaları itibariyle de sergileyecekleri performansta da daima takdir toplayacaklardır. Yani bu bizim cepheyi öğrenmeleri lazım arkadaşların. Yani bizim hukuk sistemimizi didik didik etmelidirler, biz bir taraftan çalışıp onların istifade edecekleri şekle getirmeliyiz, onu öyle formüle etmeliyiz, öyle tertip ve temkide tabı tutmalıyız. "
"Allah'ın Resulü kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde ortaya atılmasının hezimet ve mağlubiyetle neticeleneceğini herkesten iyi değerlendirdi ve bu sebeple de stratejisini hep temkin ve tedbirle örgütledi. Denge gözetilmediğinde hezimet ve mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu şartlarda kahramanlık gösterisi ihanettir. "
"Yani siz hakim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım... yani her şey bir oyundur. Kungfu gibi oyun, tekvando gibi bir oyun, judo gibi bir oyun her zaman insan hasmını yenmesi öyle yumruk vurup yere sermesi gibi bir şey değildir, Bazen hasımdan kaçmak, bile çok önemli bir manevra (kesinti var) çok iyi bilecek, çok iyi planlayacak ona göre yürüyeceksiniz. Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik, yerine sizin kalbiniz önemlidir. "
"Ben yine kuvvet dengesinin olmadığı için şahsen o yol yerine kendi düşüncemi yayma, kendi düşünce sistemim adına varlığı her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim."
"Zaman henüz uygun değil. Bütün dünyayı omuzlayıp taşıyabileceğimiz zamana dek, tamam olacağınız ve koşulların uygun olacağı zamana dek beklemelisiniz! Bilhassa, haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır.";
"Toplumun büyük kesimlerine, büyük kısımlarına, bu duygu ve düşünceyle ulaşma açısından, belli bir noktaya, belli bir kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmet etmeleri şart, zaruri, lüzumlu …… yanlışı telafi edemeyiz. "
"Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (...) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (...) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”
"50 'li yıllardan buyana tam 40-45 yıl geçmiştir. O dönemde, 10 yaşında olanlar, şayet mevsimi geldiğinde üniversite okusalardı, şimdi zirvelerde ya da zirveleri zorlayan konumlarda olacaklardı. 20 yaşında olanlar 60-65 yaşında olacaklardı ki bu da onların başbakanlar, reis-i cumhurlar seviyesinde en olgun dönemlerini yaşıyor olmaları demekti."
"Her yerde hususen geri kalmış yerlerde mafyanın ağzına azıcık bal sürülebilir. "
"Bize 'Orta Asya 'ya açılın' diyen sağ ABD Cumhuriyetçileri kaybetti. Yeni iktidarla Türkiye yalnız kaldı."
"Yüzlerce arkadaşlar, yüzlerce diyorum tabi. Türkiye 'nin içinde binlerce yurt dışında burs veriyorlar. Amerika'da otuz küsur değişik üniversitelerde kariyer yapıyorlar. Kariyerin yapılmasının yanında kariyer yapmanın yanında da aynı zamanda bu arkadaşlarımız orada hizmette yapıyorlar ve bu iki üç senelik ömrü olan bir şey. Daha öncede vardı üç beş arkadaş ama fakat bunlar Allah'a çok şükür organize edildi. HİMMETLER belli bir noktada... (kesinti) edildi. Ve şimdi orada çok iyi güdülüyorlar Allah'ın İnayet ve keremiyle her sene de besleniyorlar. İngiltere 'den Almanya 'ya oradan Avusluralya 'ya oradan Amerika 'ya kadar her yerde kariyer yapan arkadaşlarımız besleniyorlar. Ve bu arkadaşlar bizim gayeyi hayalimize göre gelecekte o dünyalardaki üniversitelerdeki bizim tebliğcilerimiz olacaklar. Türkiye 'ye döndükleri zaman da burada el üstünde üniversitelerde ki HOCALARIM olacaklar. "
Bu sözler, kasetlerdeki vaazları, röportajları ile kitaplarda yer alan taktik ve strateji içeren sözlerdir. FETÖ/PDY örgütünün strateji ve hedeflerini adeta özetleyen bu ifadeler;
Fetvalarla "Tedbir ve İstihbarat", "Maarif ve Şirket" ilkesine göre yetiştirilen örgüt mensuplarının, amaçlarına giden yolda hasım olarak gördükleri diğerlerini de etkisiz kılarak, devlet içinde etkin bir duruma gelmeleri hedefini göstermektedir.
YARIN: ÖRGÜTÜN YÖNETİM MODELİ VE HİYERARŞİK YAPISI











