• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 15:57
  köf1
Şimdi halkın hizmetinde Ayakkabı boyacılığından, belediye başkanlığına uzanan başarı öyküsü. Ayakkabı boyadı, fırında çalıştı, okudu, belediye başkanı oldu

Mustafa Şahin Gökçe, boyacılık ve fırıncılık yaparak ekmeğini kazandı, şimdi halkına ekmek kapısı açmak için sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden birini veriyor. Çocukken çalıştığı fırında şimdi halk için ekmek üretiyor.


İlkokul yıllarından itibaren ayakkabı boyacılığı ve fırıncılık yaparak, hem okuyan, hem de evine ekmek götüren Mustafa Şahin Gökçe, zorluklara göğüs germesini, uğradığı haksızlıklara karşı sabırlı olmayı ve önüne hep yeni bir hedef koymayı başardı. Hukuk okuyarak hakim ya da savcı olmayı amaçlarken, daha büyük bir ünvanla, içinden çıktığı halka hizmet etme ayrıcalığına kavuştu. Küçük yaşından itibaren gündüz okudu, geceleri ve okula gitmediği zaman dilimlerinde çalıştı.
Daha sonra iş hayatında, boş durmaya tahammül edememe özelliğinden olsa gerek, gündüzleri de, geceleri de çalışmayı sürdürdü... 17 yaşında sürgüne gönderildi. Ne yaşarsa yaşasın, sorunların üstesinden daha çok çalışarak geldi. Saimbeyli’de, İstanbul’da, Kazakistan’da, Ceyhan’da çalıştı ve sonunda doğup büyüdüğü, küçücük yaşta hayatın ağır yükünü omuzladığı, doğup büyüdüğü Saimbeyli’de belediye başkanı oldu.

-Çocukluğunuz nasıl geçti? Doya doya yaşayabildiniz mi çocukluğunuzu?

-1962 Saimbeyli doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Saimbeyli’de okudum. Eğitim yıllarım çalışarak, eve ekmek götürerek sürdü. Küçük bir çocuktum ve çalışmak zorundaydım. 6 kardeştik ve babam kamu kurumunda müstahdem olarak çalışıyordu. Evimiz yoktu ve kirada oturuyorduk. Okula gitmediğim zamanlarda ayakkabı boyacılığı yapıyordum ve fırında çalışıyordum. Evdeki paylaşıma göre ben akşamları fırından ekmek alıp eve götürüyordum. İlkokul, ortaokul ve liseyi böylece boyacılık yaparak, fırında çalışarak bitirdim.

-Zorluklarla geçen bir çocukluk dönemi var. Daha sonra nasıl şekillendi hayatınız?

ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ VE ÇALIŞMA HAYATI
-Liseden sonra dershaneye hazırlık için İstanbul’a gittim. Orada hem dershaneye gidiyor, hem de geceleri otellerde fotoğrafçılık yapıyordum. Geçimimi böyle sağlıyordum. Üniversite sınavında Hukuk Fakültesi’ni istiyordum fakat giremedim. İstediğim yer olmayınca başka bir bölümde okumak istemedim. Bir büyüğümün yönlendirmesiyle Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Denizcilik Bankası’nda memur olarak göreve başladım. Daha sonra Denizcilik Bankası, Emlak Bankası’yla birleşti ve orada çalışmaya başladım. Açık Öğretim Fakültesi’ne de  kayıt yaptırdım. O sırada yurt dışına tayinim çıktı ve Kazakistan’a gitim. Türkiye’de okuduğum üniversitenin denkliği bulunduğunu öğrendim, Kazak Abay Devlet Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne kayıt yaptırdım. Kazakistan’da 5 buçuk yıl görev yaptım ve üniversiteyi orada bitirdim. İktisat Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü’nden diplomamı aldım. Tayinim İstanbul’a çıktı ve yeniden döndüm Türkiye’ye.

-Belediye Başkanlığı adaylığı süreci nasıl gelişti?

HÜSEYİN SÖZLÜ'NÜN TEŞVİKİYLE ADAY OLDUM
Hüseyin Sözlü Başkan’ımın Ceyhan Belediye Başkanı olduğu dönemde Adana’ya geldim. 2009’da Saimbeyli Belediye Başkanlığı’na aday olmamı istedi. Kanun gereği bankadaki görevimden istifa ettim ve geldim Saimbeyli Belediye Başkanlığı’na aday oldum. 76 oy farkla seçimi kaybettim. Böylece İstanbul’a döndüm ve işime devam ettim. 2012’de Hüseyin Başkan’ım dönmemi istedi ve Adana’ya geldim. Ceyhan Belediyesi’nde Hüseyin Sözlü Başkan’ımla birlikte çalışmaya başladım. İstanbul’da çalıştığım kurumdan emekliliğimi aldım ve benim açıktan atamamı yaptı Ceyhan Belediyesi’ne. Rusça bildiğim için Hüseyin Sözlü Başkan’ıma destek olabiliyordum. 2014 yerel seçimlerine kadar Ceyhan Belediyesi’nde çalıştım ve istifa edip Saimbeyli Belediye Başkanlığı için bir kez daha aday oldum. Bu kez 2 bin oy farkla belediye başkanlığını kazandım. Görevimin başındayım. 27 aydır belediye başkanıyım.

-Halka hizmet yolunda projelerinizi uygulayabiliyor musunuz?

SÖZLÜ’NÜN DESTEĞİ’YLE İŞE GİRİŞTİK
Seçilmeden önce kafamda çok güzel projelerim vardı. Saimbeyli Adana’nın en yoksul ilçelerindendir. Nüfusu en az, yüzölçümü ise Adana’nın 5. büyük ilçesi. Adana’daki 11 ilçeden büyük yüzölçümü var. Devletten en az para alan ilçemiz Saimbeyli. Başkan seçildikten sonra elbette bu olumsuzluklar nedeniyle zorlandığım, çaresizlik yaşadığım anlar oldu. Halkımız yoksul ve zor durumdaydı. Bir anda karşımda işsizler ordusu buldum. Göreve başladığım ilk zamanlarda, zorlukların üstesinden gelme konusunda korku yaşadım. O aşamada devreye giren Hüseyin Sözlü Başkan’ımdan Allah razı olsun. Kendisi bana, “Başkanım hiç bir şeye üzülme, Saimbeyli’de planladığın hizmetlerin hepsini yapacağız” diyerek bana güç ve moral verdi. Ondan sonra rahatladım ve büyük bir istekle çalışmaya başladım. Saimbeyli’nin 28 mahallesi var. 25 tanesi yeni yasayla köyden mahalleye dönüştü. Hepsinin su sıkıntısı üst seviyedeydi, asfalt yol da yoktu ve tamamı toprak, stablizeydi.

ÇOK YOL KATETTİK
Su ve yol sorunu çözmek için işe giriştik. Çalıştığımız bir köyde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 12 yıldır temsilciliğini yapan 70 yaşlarında bir amca bana, “12 yıldır şurada bir kaya var ve onu kırdırmaya çalışıyorum” dedi. Büyük, kırılması yüksek maliyet isteyen bir kayaydı. Oradan başladık ve Hüseyin Sözlü Başkanımın desteğiyle kayayı kırdık. Bölgedeki bütün köylerin asfalt yol sorunu yüzde 60 tamamlanmış durumda. Asfaltıyla beraber su sorunu olan köylerin hepsinin önce pansumanını yaptık sonra da altyapılarını, borularını değiştirerek bu yıl sonu itibariyle tamamlamaya hazır hale getirdik. Saimbeyli’de bir pazar yeri, otopark yok, mezbahane yok. Rabbim nasip ederse bunları hayata geçirmek istiyordum. Mezbahane 3 ay sonra açılacak. Kamulaştırmasını ben yaptım, Adana Büyükşehir Belediyemiz ihalesini yaptı. Mezarlıklarımızda üst seviyede hizmet veriyoruz. Temizliğiyle bilinen bir ilçeyiz. Saimbeyli’de bir pazar yeri ile bir otopark da yaparsam, ölsem de gam yemeyeceğim. Bunları tamamladığımda manevi olarak büyük bir iç huzuruyla ahirete intikal etmeye hazır hale geleceğim. İnsanlarımızdan çok dua alıyoruz. 30-40 yılda yapılmayanı biz 24 ayda hayata geçirdik. 24 ayda çoğu insanı hayrete düşüren işler başardık.

-Önümüzdeki süreç için neler planlıyorsunuz?
-Göreve başladığımda 6 buçuk milyon liralık borç ve porsonel alacağıyla devraldığım bir belediye vardı. Şimdi Allah’a çok şükür işlerin çoğunu bitirdik ve yeni hizmetler için proje hazırlıyor, plan yapıyoruz. Şu anda pazar yeri için kamulaştırma yapıyorum. 1/5 binlik ve 1/1000’liklerini Büyükşehir’den ve kendi meclisimden geçti. Kamulaştırmanın ardından pazar yeri ve otoparkımı da yaparsam, ilk etapta planladığımız hizmetleri tamamlamış olacağız. Siyasetçiler genelde bir sonraki seçimleri düşünerek hizmetlerinin bir kısmını yapar, bir kısmını da yeniden seçilebilmek için sonraki döneme bırakır. Ben ilk dönemde hepsini bitirmeye çalışıyorum. İlk dönemin sonunda inşallah Saimbeyli’de yapılması gerekenlerin tamamı hayata geçirilmiş olacak.

-Kırsalda kalkınmaya verilen önemi biliyoruz. Bununla ilgili çalışmalar hangi aşamada?

KİRAZ, BADEM, CEVİZ, ÜZÜM, YUMURTA...
-Hüseyin Sözlü Başkan, tarımsal kalkınmaya çok önem veriyor. Seçildikten sonraki 1 yıllık dönemde Saimbeyli’de 5 bin elma ağacı, 5 bin kiraz ağacı ve 5 bin ceviz ağacı fidanı dağıttık. Karakuyu bölgemizde inanılmaz su kaynağımız var. Bu kaynağı kullanarak Karakuyu ve 7 köyümüze, damla sulama tekniğini kullanarak tarım yapmak için proje hazırladık. Bu bölgede bademcilik yapılacak. Diğer bölgelerde elma, ceviz ve kiraz üretimi artırılacak fakat bu bölgede bademcilik gelişecek. Saimbeyli 1915 yılına kadar Ermeniler’in yaşadığı bir bölge ve ismi Haçin’di. Üzüm bağları çok ünlü bir yerleşim yeriymiş Saimbeyli o dönemde. Saimbeyli’nin bağlarından yetişen üzümler ve bu üzümlerden yapılan şarap, Avrupa’ya, dünyanın bir çok bölgesine ihraç edilirmiş. Hüseyin Başkanım, üzümcülüğün yeniden gelişmesi için çalışmalar yaptırıyor. Mühendislerimiz çalışıyor. Kendisi kırsalın yerinde kalkınmasını çok istiyor ve önemsiyor. Saimbeyli’de 20 tavuk çiftliği kuruldu. Her çiftlikte 490’ar tavuk olacak ve yumurta üretilen yumurtaların ilk dönemde pazarlaması Büyükşehir Belediyemiz tarafından yapılacak. Başarı geldiğinde proje büyüyecek ve yaygınlaşacak. Hüseyin Sözlü Başkanım, kendisi de ziraat mühendisi olduğu için tarımsal kalkınmaya, yerinde kalkınmaya çok önem veriyor. Tarımsal kalkınmada cevizcilik, elmacılık, kirazclık ve tavukçulukta gelişmeye çok açık bir ilçe Saimbeyli. Hüseyin Sözlü Başkanım her türlü desteği veriyor.

-Zorlu geçen yıllar ve ardından gelen belediye başkanlığı... Nasıl bir duygu yoğunluğu yaşıyorsunuz?

HAKSIZLIKLARA İNAT ADALETLİ HİZMET
-13 yaşında Ülkü Ocakları’yla tanıştım. 53 yaşındayım ve başka bir siyasi görüşe meyil vermedim. Kendimi idealist bir insan olarak gördüm. Boyacılık yaparken, kazandığım parayla evimin geçimine katkı koyarken küçük olmama rağmen, Ülkücülüğümle bilinirdim. Saimbeyli’de 10 kişi varsa Ülkücü, biri o yıllardan itibaren bendim. Hakim güç orada Sol’du. O zaman Ülkücülüğüm nedeniyle çok dayak yedim. Bu yüzden bir hakim, bir savcı olmayı çok istedim. Bunu çok istiyordum. Henüz 17 yaşındayken sürgüne gönderildim. Adana il sınırları dışına çıkarılmıştım. Kayseri’nin Develi ilçesine gittim. Orada yine fırında çalışarak hayatımı devam ettirdim. İlk dönemde işsiz kaldım, çok sıkıntı çektim, sokakta yattım. “Okuyacağım, hakim ya da savcı olacağım ve adaletli olacağım” derdim kendi kendime. Belediye Başkanlığı benim için daha üst bir makamdı ve hayallerime alamayacağım kadar büyük bir hedefti. Hakim, savcı olamadım ama adalet dağatabileceğim, insanlara adaletli bir şekilde hizmet edebileceğim belediye başkanlığı görevini nasip etti Cenab-ı Allah.

KUL HAKKI YEMEDİM, YEDİRMEDİM
Görev yaptığım süre boyunca kul hakkı yemedim, yedirmedim. Gazetelere verdiğim reklamı kendi cebimden karşıladım. Belediyemizin imkanları kısıtlıydı. Belediyenin parasının kendi paramdan daha kıymetli olduğunu düşünürüm. Benim param düşsün, kaybolsun ama belediyenin 1 kuruşu heba olmasın mantığıyla hareket eder, reklam parasını cebimden veririm. Bir hakim, bir savcı olsaydım da adaletli olacaktım ama Rabbim burada yapmayı nasip etti. Ortaokul hayatım boyacılık yaparak, lise hayatım fırıncılık yaparak, hamur yoğurarak geçti. Gündüzleri de okula gittim. Sıkıntılı, zor ama mutlu, huzurlu olduğum yıllardı. Anneme, babama, kardeşlerime helalinden ekmek götürüyordum. Babam aldığı parayla kira ödüyordu, ilçe dışındaki kardeşlerime para göndermeye çalışıyordu. Ben de evin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyordum.

ÇALIŞTIĞI FIRIN ŞİMDİ BELEDİYENİN
Çocukken çalıştığım fırın şu anda belediyemizin fırını. İtilmek, kenarda kalmak, yoksulluk çok zor şeyler ama onurumuzla çalıştık. Rabbim bize güzel şeyler nasip etti. Helalinden kazandık ve öyle yapmaya devam ediyoruz. Sıkıntıları çektikten sonra, İstanbul’da Emlak Bankası Genel Müdürlügü’nde çalışırken de geceleri fotoğrafçılık yapmaya devam ediyordum. Evliydim ve çocuğum vardı. Ek gelir olsun diye geceleri de çalışıyordum. Bu sıkıntıları hep yaşadık ama helal kazançtan hiç kopmadığımız için huzurlu ve mutlu olduk.  Şimdi de aynı şekilde devam ediyor.

ARKAMDAN DUA GELSİN YETER
Rabbim izin verirse, ömrüm yeterse Saimbeyli’de, hakkın rahmetine kavuştuğumda arkamdan dua gelmesini isteyeceğim. Rabbim hakkımda hayırlısı neyse onu versin. Mahallelerimizin yüzde 70 sorunları bitti. Kalan sürede ve bir kez daha seçilirsem tamamını bitireceğim. Evliyim ve bir kızım var. Evladıma ve Allah nasip ederse torunlarıma bırakacağım en büyük miras iyi anılmak ve halkımıza yaptığımız hizmetlerimiz olacaktır.


Adana
Yorumlar (1)
    Google