• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 16:43
  Adana Haber
Poyraz’ın kaleminden YAŞAR KEMAL Kısa süre önce raflardaki yerini alan, gazeteci Mehmet Poyraz’ın büyük ustayı anlattığı ‘Yaşar Kemal’ kitabına Ayşe Semiha Baban’dan övgü dolu sözler.

'Yaşar Kemal' biyografi kitabının yazarı gazeteci Mehmet Poyraz büyük usta Yaşar Kemal'in hayatını yazdığı kitabı hakkında açıklamalarda bulundu.

Yaşar Kemal’in öğretmen vekilliği yaptığı Osmaniye’nin Bahçe Köyü’nden olan gazeteci Mehmet Poyraz’ın, büyük ustayla görüşmüş kişilerin anlatımlarına da yer verdiği kitapta gazetecilerin yorumları da yer alıyor.

Tarihi olayların ışığında bilinmeyen gerçeklerle edebiyatın büyük ustası Yaşar Kemal’in hayatının anlatıldığı kitabın kapağında eğitimci-ressam Özlem Ellialtı imzalı, özel çizim ustanın yağlı boya portresi yer alıyor.

Yaşar Kemal hakkında ve çevresinde gelişen hiç bilinmeyen gerçek hikâyeleri içeren kitap Karahan Kitabevi Yayınları’ndan okurlarla buluştu. Poyraz ile yaptığımız söyleşide, kitabın göz alıcı kapağını çizen Özlem Ellialtı’da bize eşlik etti.

 

'Yaşar Kemal’  kitabını neden yazdın?

Mehmet Poyraz: “Dünyaca ünlü Türk edebiyatçısı Yaşar Kemal, aramızdan ayrıldığında karar vermiştim. Arkasından doğru olmayan bilgilerde konuşuldu. Herkes kendine göre yorumluyordu Yaşar Kemal'i. Benim köyüm Hemite'ye yakındır. Köyüm, Osmaniye merkeze bağlı Bahçe köyüdür, büyük ustamızın öğretmen vekilliği yaptığı, ağıtları ilk toplamaya başladığı köydür aynı zamanda. Yakın çevremden ve akrabalarımdan Yaşar Kemal'li bol bol anılar dinlemiştim. Ustanın bazı eserlerinde benim köyü bulmak mümkündür. Kısa sürede yazınca kitabı, çoğu kişi kolay olduğunu düşünebilir. Biyografi yazmanın bir sorun olduğu Türkiye’de insanların hayatını kitaplaştırmak kolay değil. Çok hassas noktaları var. Belki de Anadolu geleneklerindendir.”

 

Kitabın öyküsünden bahseder misin?

M.P: “Büyük ustayı anlatmaya çalıştığım, belgeselde diyebileceğimiz biyografik eser benim basılan ilk kitap çalışmam. Çevremden birçok arkadaşım ve akrabalarım yardımcı oldu. Yurtdışında yaşayan bazı kişilerle de telefonla görüştüm. Kitabın raflardaki yerini almasından sonra, kaleme aldığım 'Yaşar Kemal kitabı üzerine' başlıklı köşe yazımda eserin nasıl oluştuğunu anlattım. Kitaba önemli bir katkı koyan diğer isim ise, aslen Ankaralı olan ve 13 yıldır Ceyhan'da yaşayan eğitimci-ressam Özlem Ellialtı arkadaşımdır. Kapak resmini yağlı boya çalışma ile Özlem hanım çizdi. Kitabın yayıncısı da Adana'dan Karahan Kitabevi.”

 

Kısa sürede çıktı kitap. Bu nasıl oldu?

M.P: “Kitabın kısa sürede çıkması da çok konuşuldu. Ön hazırlığımın olup olmadığı devam olarak soruldu. Büyük usta Yaşar Kemal hakkında yazılmış ve yazılmamış birçok konuyu zaten biliyordum. Aklımda hepsi duruyordu, ustaya olan sevgimi, ilgimi anlatmaya gerek yok sanırım. O büyük sevgi olmasa zaten bu kitap olmazdı. Ezberimdeydi zaten bir çok bilgi. Kitapta bolca kaynak kullandım; eser, kişi, yazı, gazete, tv gibi, yaklaşık 80 civarında sanırım. Usta hakkındaki bazı bilgileri de önceden arşivlemiştim.”

 

Okur 'Yaşar Kemal' kitabında ne bulacak?

M.P: “Kitabı basit ve kolay anlaşılır bir dille kaleme aldım. Herkesin rahatlıkla okuyabileceği ve anlayabileceği şekilde olsun istedim. Halka yabancı olan kelimeler yok. Kitap toplam 144 sayfa, büyük ustayı 1000 sayfada yazsak yine azdır. İstedim ki; herkes okusun ve aklında kalsın. Hiç bir zaman bir araya gelemeyecek isimleri, Yaşar Kemal kitabında bir araya getirdim. Bunlardan bazıları; Halet Çambel, Nesimi Çimen, Nebil Özgentürk, Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün babası, Abidin Dino, Nazım Hikmet, gazeteci Ayşe Arman'ın dedesi, İlhan Selçuk, eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in babası bile var kitapta. Yılmaz Güney, Menderes Samancılar, Ruhi Su, Keskiner kardeşler, Cumhuriyet gazetesinden bazı isimler, Anavarza Antik Kenti, Kastabala Antik Kenti, Kadirli, Karatepe, Tepebağ Ortaokulu, Ceyhan ilçesi, Kürtlük, Türklük, Türkçe, Osmanlıca. Kitapta çok ilginç hikâyelerde var. Adanalıların nasıl ünlü olduğunu da okuyabilirsiniz.”

 

Kitabın yabancı dillere çevirisi olacak mı?

M.P: “Yaşar Kemal biyografi kitabının yurt dışında da yayınlanmasını istiyorum. Ve hazırlıklara başladım. Fransızca çevirisi başladı bile. Sağ olsun bir akrabam tarafından çevriliyor Fransızcaya. İkinci olarak ta Rusça için görüşmeyi yaptım, fakat kesin olarak bir şey yok.”

 

Büyük ustanın ailesi ne diyor kitaba?

M.P: “Büyük ustanın eşi Ayşe Semiha Baban hanımefendi, kitabı haberlerden öğrenmiş ve takip etmiş. Kitap çıkınca da internet üzerinden temin ederek okumuş. Çok duygulanmış ve mutlu olmuş. Kitabın yayın editörü Seyfi Karahan’la görüşmüş telefonla. Çok titiz çalışma olduğunu, emeği geçen herkese teşekkür ettiğini söylemiş Ayşe hanım. Buradan, sizlerin aracılığıyla Ayşe hanıma teşekkür ediyorum. Övgüleri bizlere güç verdi, heyecan verdi. İlk fırsatta Ayşe Semiha Baban’a hanımefendiye ziyaret gerçekleştireceğiz.”

 

İlginç hikâyeler var diyorsunuz. Nedir bunlar?

M.P: “Şu an lise olan tarihi Tepebağ Ortaokulu’nun önemli geçmişinin yanı sıra, Sivas’ta yaşamını yitiren Âşık Nesimi Çimen’in hayat hikâyesine yer verdim. Nesimi Çimen’in Çukurovalı ve Toroslardan olduğunu pek çok kimse bilmiyor. Günümüzde kaybolup giden üç telli curanın büyük ustasıydı Nesimi Çimen, büyük ustanın da çok sevdiği dostlarından biriydi, herkes bilsin ve unutmasın istedim. Osmaniye’nin merkeze bağlı Bahçe köyünde Ermenilerin camii yaptığını da yazdım. Burası benim, ustanın da öğretmen vekilliği yaptığı köydür.”

 

Çukurova’ya özgü ağıtları da anlattınız mı?

M.P: “Ağıtlar, âşıklar ve destanlar olmadan ‘Yaşar Kemal’ biyografi kitabı düşünülemez. Antik Yunan’da yaşadığı varsayılan o dönemin; destancısı, ağıtçısı ve şairi Homeros’un yaşam öyküsüyle başlayan kitapta, bölgemizin önemli bir kültürü olan sözlü halk edebiyatını da anlattım. Bu ağıtları ve destanları ben çocukluğumda dinliyordum. Destan kalmadı artık. Yalnız, ağıtlar, ağıt yakma azda olsa bir şekilde devam ediyor. Rahmetli babaannem vardı; güzel ağıt söylerdi. Tanısın veya tanımasın toprakla buluşan insanların arkasından ağıt yakardı. Sadece babaannem değil, Bahçe köyünde başka insanlarda ağıt yakardı. Yaşar Kemal’in ‘Ağıtlar’ kitabında, aşiretimizin ‘Poyrazoğlu Ağıdı’ da yer alır.”

 

Bu ilk kitabınız. Yenileri de olacak mı;

M.P: “Şu an aklımda olan üç kitap projem daha var. Bunlardan ikisi yine biyografi, diğeriyse otobiyografi – anı karışımı ve konusu yurtdışında geçen bir kitap. İmkanlarım dahilinde bunları yazmaya çalışacağım. Benim için yazmak sorun değil, asıl sorun kitapların basılması için gereken maddi güç. Bazı arkadaşlarım, heyecan dolu macera dolu romanlar yazmam konusunda telkinlerde bulundular. Cevabım hazırdı; ‘bu biyografilere de ihtiyaç var.’ Kitabın yayın editörü Seyfi Karahan’ın bir lafı var; ‘Okuyanından çok yazanın olduğu memlekettir Çukurova.’ Yazarların bol olduğu topraklardan olmak benim için gurur vericidir. Herkesin bir hikâyesi var, ve anlatmaya çalışıyorlar.”

 

Mesleğiniz sadece gazetecilik mi?

M.P: “Çok genç yaşta gazetecilik mesleğine girdim. Parası yetmeyince başka işlere yöneldim. Çeşitli işlerde çalıştım. Etik değildi bana göre, fabrikada işçiyken bile gazetecilik yaptım bir ara. Gazeteciliği ve yazmayı seviyordum. Gençliğimde, okul yıllarında birçok işte çalıştım. Bazen sosyal medyada yazarım anılarımı kısa kısa. Şu an fikir işçisiyim, beden işçisi olsam ne ki, fabrika işçiliğim var benim. Bununla da gurur duyarım. 4 – 5 yıl önce telefonla aradılar ve sordular; ‘Neden sarı basın kartın yok?” Bilmem, hiç aklıma gelmedi dedim. Hemen başvuru yapmamı istediler, bütün şartları taşıyormuşum. Çevreden de ısrar ettiler, başvuru yaptık ve aldık. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim. Gazetecilikten geçim sağlamaya gayret edeceğim, şartlar el vermese yapacak bir şey yok. Bir ara, Ankara’da televizyonda da çalıştım, birkaç tane internet sitesinde de. Köşe yazarlığım devam ediyor, Adana’da Kent gazetesinde ve Radikal Blog’da.”

 

Hiç gazetecilik ödülü aldınız mı?

M.P: “Bu soru benim için çok önemli ve özel bir soru. Meslek hayatım boyunca ödüllere hep karşı çıkmışımdır. Benim düşünceme ters geliyor; yazı, haber veya fotoğrafı alıp yarışmaya katılmak. Şu olabilir; gazeteci yarışmaya çağrılmadan ödül almalı. Ödülü kim veriyorsa desin ki; ‘kardeşim, beyefendi, hanımefendi şu başarınızdan dolayı sizi ödüle layık gördük.’ Böyle olabilir, bana göre mantıklı diyorum. Bir kere aldım ödül. Kıramadım onları çok ısrar ettiler. İlk defa söylüyorum, o ödülde bende değil çalıştığım gazeteye hediye ettim. Arkadaşlar hakkımda yanlış düşünmesin diye, geçtiğimiz yılbaşında, üyesi olduğum Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin basın yarışmasına ilk defa katıldım. Daha sonuçlar açıklanmadı, bekliyoruz. Cemiyeti ve oradaki arkadaşlarımı da çok seviyorum.”

 

Kendinizi ve ailenizi anlatırmısınız?

M.P: “1974 Osmaniye doğumluyum. 1981 yılında Adana’ya taşındık. İlkokulu ve ortaokulu Yüreğir’de okudum. Liseye Osmaniye’de başladım, sonra dışarıdan bitirdim. Üniversite sınavına bir kere girdim, puanım edebiyat ve iletişim fakültesine girmek için yetiyordu. Kayıt yaptıramadım. Annem Emine ve babam Mustafa (köyde, ailede Mustuk derler) amca çocukları, 5 kardeşiz, ben en büyükleriyim. Babam işçi emeklisidir, halen annemle birlikte Yüreğir’de yaşıyor. Evde çocuklar kalmadı, Suriyeli mültecilerden kiracıları oldu onlarla ilgileniyor. Arapça bildiği için mahalledeki mültecilerin tercümanıdır babam. Arap değiliz, Türkmendir bizim aşiret, babam Arapçayı çocukluğunda gittiği Nusaybin’de öğrenmiş. Evliyim, eşimin adı Şengül. Allah razı olsun, kitap konusunda asıl en büyük desteği o verdi. Gülendam Berfin ile Emine adında 2 kızım, Mehmet Ziya adında 1 oğlum var. Dördüncü çocuğumuz yolda, oda erkekmiş doktorlar öyle diyor. Sağlıklı olsun yeter, cinsiyet takıntım yok.”

 

Söyleşinin sonuna geldik. Son cümleleriniz?

M.P: “Kitabımla ilgili meslektaşlarımdan çok büyük destek ve ilgi gördüm. O dostlar o kadar çok ki; inanın burada tek tek belirtmem mümkün değil. İstanbul’daki, Ankara’daki, Çukurova’daki, Avrupa’daki ve daha birçok yerdeki meslektaşlarıma teşekkür ediyorum desteklerinden dolayı. Kentin değerli gazetelerinden olan Adana Haber’de kitabımla ilgili ilk röportajım yayımlanıyor. Adana Haber ailesine sonsuz teşekkürler.”

 

 

 

Kitabın kapağı'nın mimarı:

ÖZLEM ELLİALTI

 

 

‘Yaşar Kemal’ biyografi kitabının çok konuşulan içeriğinin yanı sıra kapağı da gündeme geldi. Kitabın kapağında yer alan büyük ustanın yağlı boya portresini çizen eğitimci-ressam Özlem Ellialtı ilk defa medyada yer aldı. Ankara’dan, Adana’nın Ceyhan ilçesine Ellialtıoğulları ailesine gelin olarak gelen Özlem Ellialtı, sosyal medyada ise; yaptığı yağlı boya çalışmalarla fenomendi. Gazeteci Mehmet Poyraz’la kitabı üzerine yaptığımız sohbette Özlem Ellialtı’nın da olmasını istedik. Çukurova’nın bir köşesinde gizli kalmış, asıl mesleği sınıf öğretmeni olan ressam Özlem Elllialtı’ya da sorularımız oldu.

 

Önce sizi tanıyalım;

Ö.E: “1979 Ankara doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladım. Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda yan alan olarak Resim Öğretmenliği eğitimi aldım. Şu anda Kamu Yönetimi Bölümü öğrencisiyim. Evliyim, eşimin de asıl mesleği öğretmenlik ama yapmıyor. Tarih öğretmeni olan eşim Duran Ellialtı Ceyhan’da tarım ürünleri ticareti yapmaktadır. 14 yıllık evliliğimizden bir oğlumuz oldu. Adı Ünal, ortaokul öğrencisi.”

 

Resim yapmaya ne zaman başladınız?

Ö.E: “Kendimi bildim bileli resmin içerisindeyim. Çok küçük yaşlardan itibaren resim yaparım. Önce karakalemle başlamıştım resim yapmaya, ardından yağlı boya çalışmalar geldi.”

 

Çalışmalarınız çoğunlukla portre, neden?

Ö.E: “Diğer yağlı boya çalışmalar çok zaten. Portre çalışmalar ise fazla yok. Birde portre yağlı boya çalışmayı çok seviyorum. Portre yağlı boya çalışmalar fazlaca olmalı sanat galerilerinde ve buna önem verilmeli. Ben böyle düşünüyorum.”

 

 

Mehmet Poyraz’la yolunuz nasıl kesişti?

Ö.E: “Mehmet beyle çok eskiden arkadaşlığımız var. Ailece de görüşürüz. Kendisi de Ceyhan’dan evli zaten. Ortak arkadaşlarımız ve aile dostlarımızda var.

 

Yaşar Kemal portresinin hikâyesi nedir?

Ö.E: “Mehmet Poyraz bey aradı kitabını anlattı. Yaşar Kemal’e olan hayranlığımı kendisi de biliyordu zaten. Kitabın özel ve farklı olmasını istiyordu, en önemlisi katkı koyacak isimlerin Çukurova’dan olmasından yanaydı. Kitabın yayıncısı da dahil, destek olanlar Adana’dan, Osmaniye’den, Kadirli’den ve Ceyhan’dan. Edebiyatın büyük ustasına yakışır şekilde portreyi çizdiğime inanıyorum.”

 

Çalışmalarınız sergilendi mi bugüne kadar?

Ö.E: “Kişisel olarak daha sergi açmadım. Bazen özel yerlerde çalışmalarımın sergilendiği anlar oldu. Önümüzdeki sonbaharda ilk kişisel sergimi açacağım.”

 

Kısa sohbet için teşekkür ederiz;

Ö.E: “Asıl ben teşekkür ederim ilginizden dolayı.”

 

 


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google