Adana'da parelel yapıya karşı sürdürüldüğü söylenen operasyon ile ilgili yazdıklarım belli.
Tekrara gerek yok. Meraklısı geriye dönüp incelerse aylar öncesinden yazılanların bugün bir, bir gerçekleştiğini görebilir.
En başından beri olası tehlikelere, sulandırma girişimlerine, savsaklama niyetlerine dikkat çekmiştim.
Yaşananları gözleyen biri olarak bunları görmemek için kör olmak lazımdı.
Başkaları da görüyordu, görüyordur.
Bizim farkımız şu.
Birincisi bu meselenin bizi kişisel olarak nerelere götüreceği ile ilgili değiliz.
İkincisi "Bu durumdan nasıl kazançlı çıkarım" anlayışı fıtratımıza ters.
Üçüncüsü bu meselenin kime yarayacağı veya yaramayacağı umurumda değil.
Bu nedenle gözlemlerimi eğmeden, bükmeden, sulandırmadan buralara dökebiliyorum.
Özetlemek gerekirse şunlar yazılmış.
*Soruşturma, operasyonu kazanca dönüştürmek isteyenlerin tehdidi altında...
*Soruşturma sulandırma, karartma çabalarıyla karşı karşıya
*Paralel denince Adana'da ilk akla gelen çok ünlü isimlerin çok ünlü Adanalı siyasetçilerle yakınlıklarını sağır sultan bile biliyor. Bu arkadaşların paralel ile siyaseten mücadelede somut bir çabası, sözü ve beyanatı da olmadığına göre: Soruşturma hala geçerli siyasetin de tehdidi altında...
Peki ne oldu?
Ne diyorsak o oldu?
"Paralelin üzerine ciddi gidilmiyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Paralel Mücadelesinde Adana'da yalnız" diyen Rıfat Söylemez FETÖ'nün Adana İmamı(!) ilan edildi.
Peki kargaların bile güleceği bu iddia ile sonuç alınamayacağı ortada iken, asıl amacın perdelemek, saklamak, kafa karıştırmak, bilgi kirliliği yaratarak ortalığı bulandırmak "Kimin eli kimin cebindeymiş belli değil. Öyleyse biz bu meseleye karışmayalım" algısı yaratmak olduğu açık değil mi?
Bu işin şakası kalmadı.
İkircikli davrananlar, kavganın sonunda Paralel Yapı'nın galip gelme ihtimalini de bir kenarda tutarak, "Zaten bütün işi o şerefsiz gazete yapıyordu" diyebilmenin kapısını açık tutanlarla bu mücadele yürümez.
Ancak, Adana'da parelel yapının hamilerini ortaya çıkarmak için bundan daha iyi bir fırsat da bulunmaz.
Her suçlu olay yerinde bir iz bırakır. Buradaki izler o kadar açık ki..
Bu yayını kimlerin yaptırdığı, hazırlanmış materyallerin nereden gönderildiği, gönderen kişinin telefon trafiği, ardından sosyal medyadaki paylaşımları failleri ayna gibi ortaya çıkarıyor.
Zamanlaması bile uçak seferlerine göre ayarlanmış.
Can havliyle yapılan bu atraksiyon ile sayısız somut delili ortaya saçmış haldeler.
Devletin bunu sorgulamaya, araştırmaya yetkisi de vardır, ortaya çıkarmak için gerekli donanımı da.
Eksik olan kararlılık ve samimiyettir.
Kimin ne kadar samimi olduğunu göreceğiz.
Görüp de ne olacak?
Hiç!..
Yeni birşey daha öğrenmiş olacağız... Hepsi bu.
Ne kimseye güvenerek yola çıktık, ne kimseden korkarak gerçeklerden geri durduk.
Sıkıntısı olan buyursun.
Burdayız.
Ama lütfen şu geri zekalı orta oyununa da bir son verin.
İnsan aklıyla bu kadar da dalga geçilmez.











