• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 17:43
  Adana Haber
Ne günlere kaldık! Akınoğlu bile "ÇÜ'de yanlış işler oluyor" diyor

Eski Rektör Alper Akınoğlu kendi el yazısıyla kaleme aldığı açıklamada Rektör Mustafa Kibar'ın iş bilmez bir tutumla Balcalı Hastanesi ve Döner Sermaye'yi batırdığını iddia ediyor, yakınlarına büyük paralar ödediğini söylüyor

Belgeleri incelediğimde bir zamanlar Türkiye'nin en saygın üniversitelerinden biri konumunda ki Çukurova Üniversitesi'nin tam anlamıyla şaibe bataklığında debelendiğini görüyorum.
Hani ilk gün sizlere söylemiştim ya; "Çukurova Üniversitesi bilim değil sanki şaibe merkezi" diye inanın bu tespitimde hiç bir abartı olmadığını Balcalı Hastanesi ile ilgili belgeleri okuduğunuzda sizlerde anlayacaksınız.
İlk 10 bölümde ÇÜ Rektörlüğü Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı'ndaki ihalelerden söz etmiştim.
Yapılmayan işlerin parasını ödemek için hakediş hazırlayan bürokratları, bu işler için talimat verdiği iddia edilen (ki Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde süren davanın tutanaklarında yer alıyor) eski Rektör Alper Akınoğlu hakkındaki iddialar.
Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Adana Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Polisi'nin Çukurova Üniversitesi'ne yönelik yaptığı "büyük yolsuzluk operasyonu"nun üzerinden tam 28 ay geçmesine rağmen hala açılamayan davayı yine ilk kez bu sütunlardan öğrendiniz.
Düşünsenize dosya tamamlanmış ama iddianame hazırlanıp da bir türlü dava açılamamış.
Belli mi olur, belki de ülkemizde geliştiği iddia edilen hukuk sistemi böyle bir şeydir(!)
ÇÜ'de yapılan ihaleler ve ödemelere yönelik yolsuzluk iddialarıyla ilgili görevlendirilen Cumhuriyet Savcısı'nın soruşturmaya başlaması sanırım 3 yıldan fazla olmuştur.
Aylar süren yasal telefon dinlemeleri, ihale evraklarının incelenmesi, şüphelilerin takibe alınması ve belgelerin bilirkişiler tarafından incelenmesi. Bunlar uzunca bir süre gizli soruşturulan konulardı. Yani 28 ay önce düğmeye basılan yolsuzluk operasyonuyla ilgili bir de işin startının verildiği dönem var.
Ama ortada henüz bu soruşturmaların hukuki sürecini başlatacak açılmış bir dava yok.
Üstelik Savcılık tarafından görevlendirilen bilirkişilerin hazırladığı raporlarda suç ve suçlular ortadayken..!
İnşaat işleriyle ilgili iddiaların peşini bırakmayacağımızı söyleyerek biz bölgenin en büyük sağlık kuruluşu konumundaki Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi konusuna geçelim.
Tabii burada en dramatik konu ise 8 yıllık görev süresince hakkında bir çok yolsuzluk, görevi kötüye kullanma gibi suçlamaların muhatabı olan ve KOM Polisleri tarafından makamında gözaltına alınan eski Rektör Alper Akınoğlu'nun yeni dönemi yani Mustafa Kibar'ın Rektörlük yaptığı süreçle ilgili suçlamalarda bulunması.
Evet Alper Akınoğlu özellikle Balcalı Hastanesi'nin Kibar döneminde yanlış yönetildiğini ve bunun maddi külfetinin de ÇÜ'ye ağır bir yük olduğunu söylüyor.
Şaka gibi değil mi?
Eski Rektör Alper Akınoğlu'nun kendi el yazısıyla kaleme aldığı ve Mustafa Kibar dönemini suçladığı açıklamaları okurken Çukurova Üniversitesi'nin ne kadar talihsiz bir eğitim yuvası olduğunu daha iyi anladım.
Peki Akınoğlu Kibar dönemine yönelik neden böyle bir suçlama gereği hissetmiş ve bunu el yazısıyla kaleme almıştı?
Elbette bu sorunun yanıtı kadar eski Rektör Alper Akınoğlu'nun bu açıklamalarını bir şekilde bize ulaştırması da dikkat çekici.
Evet Akınoğlu neden böyle bir suçlamayı kaleme aldı?
Her sene Çukurova Üniversitesi'nin işleyişi ve durumuyla ilgili tespit ve değerlendirme toplantıları yapılır.
Bütün fakülteler ve işletmelerle ilgili ayrı ayrı gerçekleşir bu toplantılar.
Tıpkı Balcalı Hastanesi'yle ilgili yapılan toplantı gibi.
ÇÜ Rektörü, Balcalı Hastanesi yöneticileri ve Tıp Fakültesi'nin tüm öğretim üyeleri Hipokrat salonunda bir araya gelirler.
ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'yle ilgili Rektör Mustafa Kibar döneminde yapılan toplantılarda eskinin yani Akınoğlu döneminin suçlanması öne çıkar.
İki konu vardır ön planda tartışılan:
1) Borçlar
2) Hastanenin kötü yönetilmesi
Öncelikle işçi fazlalığı konuşulur.
Sonra da geçmişten bugüne gelen borçlar.
Döner sermayenin borçlu olmasının sorumlusu da geçmiş olunca doğal olarak Alper Akınoğlu'dur.
Anlayacağınız Kibar döneminde yapılan toplantılarda suçlu her zaman Akınoğlu olmuş.
İşin garip yanı halen ÇÜ Tıp Fakültesi'nde görevli Prof. Dr. Alper Akınoğlu'nun bu toplantılara katılmaması.
Hipokrat salonunda yapılan toplantılara katılmayan Akınoğlu gıyabında kendisine yönelik yapılan suçlamalara öfkelenir ve aşağıda okuyacağınız bu zehir-zemberek açıklamayı kaleme alır.
Akınoğlu başta Rektör Mustafa Kibar ile isim vermeden Hastane Başhekimi Yeşim Taşova'yı acımasızca eleştirir.
Somut rakamlar koyar ortaya,
İlginç tespitlerde ve suçlamalarda bulunur.
Düşünsenize görevdeyken yolsuzluk iddialarıyla ilgili KOM Polisleri tarafından makamında gözaltına alınan eski Rektör Alper Akınoğlu bu dönemi eleştirebilecek konuma gelmişse "vay anasını" dememiz gerekiyor.
ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde yapılan ihaleler, şaibeli işler, yolsuzluk iddiaları ve kıyakları anlatırken eski Rektör Alper Akınoğlu'nun el yazısıyla kaleme aldığı ve bize ulaşan bu mektup yol haritamız olacak gibi.
İşte Alper Akınoğlu'nun kendi el yazısıyla kaleme aldığı ve 9 sayfadan oluşan BALCALI HASTANESİ DÖNER SERMAYE BÜTÇESİ başlıklı açıklaması:

"… 2012 yılı 6 Ağustos tarihinde Mustafa Kibar Rektörlük görevine başladıktan sonra, ilk işi eski yönetimi ve yönetimleri karalamaya başladı.
Önceki Rektör Prof. Dr Alper Akınoğlu ile daha önceki Rektör Prof. Dr Yalçın Kekeç arasındaki Rektörlük seçim yarışını, sanki büyük bir çatışma varmış, üniversitenin huzuru bu nedenle bozulmuş edebiyatı yapmaya başladı. Ilımlı mesajlar vererek huzuru sağlayacağını defalarca ifade etti.
Habuki Rektör Prof. Dr Alper Akınoğlu iki dönem Rektörlük yapmış olduğu için (2004-2008) (2008-2012) ve Rektör Prof. Dr Yalçın Kekeç (2000-2004) son seçimde aday dahi olmamıştı. Rektörlük işlerine artık karışmıyorlardı. Kendi işlerini yani Genel Cerrahi Öğretim Üyeliği yapıyorlardı. Ve aynı klinikte sorunsuz bir şekilde eğitim görevlerini sürdürüyordu.
Mustafa Kibar'ın Rektörlük ile ilgili hiç bir projesi yoktu.
Göreve başlar başlamaz, önceki dönemleri karalama, küçük düşürme, itibarlarını zedeleme kampanyasına son derece usta ve gizli bir şekilde başladı.
Kendisi üniversite dışından, Acıbadem Hastanesi'nden gelerek Rektör olarak atandı.
Bu tespit çok önemli, arkasındaki güç bellidir.
Göreve başladığı Ağustos 2012 tarihinde Balcalı Hastanesi Döner Sermaye bütçesinin çok kötü olduğunu göstermek için, Hastane Hipokrat salonuna öğretim üyelerini çağırdı.
Bu toplantıda bütçenin çok kötü olduğunu tablolar ile gösterdi.
Yani enkaz edebiyatı yaptı.
Yani güya çok kötü bir bütçe teslim almıştı.
Halbuki bütçenin, kamu bütçesinin ne olduğunu dahi bilmiyordu.
Gösterdiği tablolar ile kısaca Balcalı Hastanesinin 50 milyon TL borcu olduğunu söyledi.
Yani sadece borçlar tablosunu gösterdi.
Bütçe okur yazarlığı hiç yoktu.
Basına demeç verdi: "Tek kuruşun hesabını soracağım…" diyerek ortalığa düştü. Bunları söylerken önceki yönetimi hedef aldığı çok açıktı.
2 yıldır Rektörlük yapıyor. Neredeymiş tek kuruşun hesabı, söylesin bakalım.
Gereksiz soruşturmalar açtı, insanları töhmet altında bıraktı. Küçük düşürme, yolsuzluk edebiyatı değirmenine su taşıdı. Herhalde hala bulamadı.
Aramaya devam etsin, belki bulur.?.
Gelelim Balcalı Hastanesi'nin 50 milyon TL'lik borcuna.
Evet böyle bir borç vardı.
Şimdi bu borç 140 milyon TL oldu.
İki yılda bu borç nasıl arttı?
Bir söyle bakalım, öğretim üyeleri ile bir toplantı daha yap, bu borcun nasıl iki yılda 80-90 milyon TL arttırıldığını anlat.
Anlat da öğrenelim.
Ağustos 2012 tarihinde 50 Milyon TL borç vardı, ama kendisinin göstermediği 45 Milyon TL SGK (Sosyal Güvenlik Kurumundan) alacağı vardı. Hastanenin büyük ihaleleri yapılmıştı. Bunlar; Merkez Laboratuarı, eczane, hizmet alım ihaleleri idi.
Yani depolar tıbbi malzeme ile dolu idi. Bunların değeri ise 40 Milyon TL civarında idi.
Yani sadece firmalara 50 Milyon TL borcu göstermek yetmez. Genel Tablo, bütçe açısından çok iyi durumda iken, gelir-gider dengesi çok güzel bir şekilde kurulmuş ve sürdürülebilir bir bütçe teslim edilmiş iken sanki batmış bir bütçe gibi göstermek siyasi partilere taş çıkartacak bir taktik idi.
Balcalı Hastanesi bütçesini asıl kendileri batırdı. Bütçe şu anda sürdürülebilir olmaktan çıktı.
Balcalı Hastanesi bütçesini nasıl bu hale getirdi?
Bunun hikayesi ise şu şekilde oldu: Önce kendi arkadaşlarının çalıştığı anabilim dallarındaki öğretim üyelerine çok yüksek performans ödemeleri yaptı. Bazı öğretim üyelerine maaş dışında döner sermayeden ayda 15-20 bin TL ödeme yaptı. Zaten ilk işi 6 Ağustos 2012'de kendi eşi Yrd. Doç Filiz Kibar'ı Merkez Laboratuarında görevlendirerek yüksek döner sermaye ücreti almasını sağlamak oldu. Kendi eşini üstelik Meslek Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi iken Tıp Fakültesine aldı.
Acıbadem Hastanesinden çok sayıda öğretim üyesi taraftarını üniversiteye aldı. Bunlar Döner Sermaye'ye ekstra çok büyük yük getirdi.
İşin en acı yönü, Balcalı Hastanesi yönetimini dağıttı.
İşi bilenleri görevden uzaklaştırdı.
İşi bilmeyenleri göreve getirdi.
Yapılan uyarıları dinlemedi.
Döner Sermaye İşletme Müdürü'nü Ziraat Fakültesi Çiftliği'nde tarlaya gönderdi.
Hastanede 20 yıldır işi yürüten bazı personeli çok uygunsuz yerlere gönderdi.
İhale mevzuatına uygunluğu dahi sağlayamadı.
Hastane idari personelinde; Başmüdür ve bir çok kişiye göstermelik görevler verdi. Asıl yetkiyi ise başkalarına kullandırdı. Bunlar ise çoğu zaman neye imza attıklarını dahi bilmiyordu.
O kadar işi bilmiyorlardı.
Evrak taşıyan personeli dahi değiştirdi.
Bir çok alt yapı yatırımı tamamlanmış olmasına rağmen hastane bütçesini ayda 15 Milyon TL bütçenin üzerine çıkartamadı.
Buna karşılık giderler  daha önceden 9 Milyon TL civarında iken 13 Milyon TL civarına çıkarttı.
Yani bütçe yönetimini hiç yapamadı. Giderlerin neden arttığını tespit dahi edemedi. Hep küçük bahaneler ile iki yıl geçmesine rağmen, enkaz edebiyatına devam etti. Fazla işçi alınmış diyerek gözü hep işçilerin aldığı parada oldu.
Halbuki tıbbi malzeme ve ilaç firmaları hastanenin belini büküyordu.
Bazı Öğretim Üyeleri, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödemediği, gereksiz, pahalı tıbbi malzemeleri kullanır iken bunun tedbirlerini almadı. Öğretim Üyelerini önümüzdeki Rektörlük seçimlerinde oy kullanacağı için onları taraftarlarları olarak gördü, hiç ses çıkartmadı.
Önceki Rektörlük döneminde hazine ödemeli olarak yani Döner Sermaye bütçesine yük olmadan alınan 100 adet 4-B Sağlık Personeli kadrosunu sanki kendi almış gibi yalan söyledi. Halbuki kendisi Maliye Bakanlığı'ndan bir kadro dahi alamadı.
Balcalı Hastanesinin üst düzey bürokratları ve öğretim üyeleri kendisinden randevu alarak durumu anlattıklarında ise suçu hep Başhekim'e attı ve Hastane işlerine kendisinin karıştırılmadığı savunmasını yaptı, Balcalı Hastanesi sanki kendisine bağlı değilmiş gibi davrandı. Çukurova Üniversitesi'nin en önemli bütçesini oluşturan Balcalı Hastanesi Döner Sermaye bütçesi böylece çöktü. Bu bütçe artık sürdürülemez bir noktaya geldi. Herhalde bundan sonraki planı, Balcalı Hastanesi'ni Sağlık Bakanlığı'na devir etmek ve fazla olarak gördüğü BİN işçiyi çıkartmak olacaktır.
Her zaman olduğu gibi, yine asgari ücretle çalışan personel faturayı ödeyecektir.
Keşke bir kişilik istihdam yaratabilse idi.
Ve Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi bazı öğretim üyelerinin kendilerini reklam etmenin dışında gelişme sağlasaydı.
Ama bu yönetim anlayışı ile bu çok zor görünüyor…"
Yukarıda okuduğunuz açıklamada yer alan cümleler eski Rektör Alper Akınoğlu'na aittir.
Gerçekten ÇÜ özellikle de Balcalı Hastanesi bu kadar kötü mü yönetiliyor?
Akınoğlu, Kibar dönemine yönelik bu acımasız eleştirilerinde haklı mı?
Mesela bir medikal şirketinin Rektörlük ve Başhekimlik  makamı ile Sayıştay Başkanlığı'na yaptığı bir şikayet başvurusu var.
Plastik Cerrahi bölümünün nasıl işlediğini soruyor firma.
Sadece bu değil elbette Balcalı Hastanesi'nin nasıl yönetildiğine dair öyle çok belge ulaştırıldı ki hangisinden başlayacağımıza inanın bizde karar veremedik.
İhalelerde yaklaşık maliyetin çok üzerinde mal alımlarının belgesi de geldi, ihale yapılmadan alınan ama dosyası sonradan hazırlanan işlerin de..
Neyse belgeleri okuduğunuzda kimin haklı olduğuna sizler karar vereceksiniz.
Ama gerçek olan tek bir şey varsa o da Çukurova Üniversitesi'nin her kademesinde ki kokuşmuşluk ve yetkililerin akıllara durgunluk veren cesareti..!


köf7
Yorumlar (2)
  • eag
    13 Ekim 2014 Pazartesi 07:36
    balcalı hastanesindeki duruma bakın.
Google