• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 19:40
  köf1
MODERN ZAMANIN EVLİYA ÇELEBİ’Sİ; SAVAŞ BALABAN! Türkiye’de motosiklet denince akla hemen kasksız, dikkatsiz ve trafikte araç sürücülerini dahi rahatsız edecek derecede pervasız sürücüleri akla geliyor.

Son yıllarda motosikleti sadece ulaşım aracı değil aynı zamanda bir yaşam tarzı, olarak gören dikkatli, eğitimli sürücülerin sayısı arttı. Motosikletleriyle uzun yollar yapan, güvenlik konusunda donanımlı ve gittiği yollardan anıları da blog tutarak paylaşan motosiklet kullanıcıları da oldukça popüler oldular. Paylaştıkları fotoğraflardaki güvenlik önlemleri sübliminal eğitici mesajlar verirken, keyifli anıları da diğer yola çıkamayanlar için cesaret verici oluyor bu sürücülerin. Sadece gezme ve bunları paylaşmanın ötesine geçerek çok dikkat çeken bir isim Savaş Balaban. Zira 2013 yılında Türkiye’den çıkıp Moğolistan üzerinden Japon Denizi’ne doğru gittiği rotada Lösev ile anlaşarak sürdüğü yolları kendi sitesinden Lösev’e bağışlayanlara ithaf etti. Balaban’ın bir özel yanı da Avustralya hariç dünyadaki tüm anakaralarda motosikletle yol almış olması.

Motosikletle yol anılarını paylaşan ilk seyyahlardan Savaş Balaban ile motosiklet gezilerini ve yol deneyimlerini konuştuk. Bir kitaba dahi sığmayacak kadar güzel, keyifli, okunası anılarından bir kısmı sizin de içinizdeki o maceracı yönünüzü dürtebilir! Biz uyarmış olalım.




-Bugüne dek motosiklet üzerinde yaklaşık kaç bin km yaptınız?

Yılları saymayı sevmediğim gibi motosiklet üzerinde yaptığım mesafeleri de saymayı sevmiyorum. Çok kaba bir hesapla yaklaşık olarak 250-300bin km diyebilirim.

“YOLDA OLUNCA ZAMANIN HAKKINI VEREBİLDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM!.”



-En önemli seyahat motivasyonunuz, dürtünüz neydi?

Yolda olmak, bilinmezi merak etmek, uzaklara hep daha uzaklara gitmek isteği sanırım. Bir yere yerleşip bir düzen tutturup uzun süre o şekilde devam etmek hızla geçen zamana haksızlık etmek, zamanı boşa harcamak gibi geliyor. Yolda olunca sanki zamanı durdurabiliyor, yaşamımın hakkını veriyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum. Yoldayken önemli hiç bir şey yapmıyor olsam da sadece yolda olmak bu hissi oluşturuyor. Bu sadece uzun mesafeli yurt dışı seyahatlerinde değil bir hafta sonu çıktığım günübirlik sürüşlerde de mutlu eden bir şey.

-Yol bütçesi hazırlarken neler dikkat ediyorsunuz?

Hızlı hareket etmek-acele etmek, uçak ve gemi kullanmak, milli park geçişi gibi etkenler harcamayı arttırabiliyor. Seyahat planını yaparken mümkün ise bunlardan sakınmaya gayret ediyorum. Herhangi bir aksilik çıkmaz ise temel ihtiyaçlar yakıt, yemek ve konaklama. Ülkesine göre değişmekle birlikte dünya genelinde 1lt benzin 1USD, çadır kurup kamp yaparsanız konaklama harcamalarını düşürebiliyorsunuz. Yemeğinizi de lokantalarda yemez kendiniz yaparsanız toplam harcama daha da düşüyor. Ancak olmazsa olmaz harcamalar da var tabiki vize, zorunlu sigortalar vb.  Aslında sabit bir gider bütçesi var demek doğru olmaz. Ne kadar bütçeniz varsa o kadar harcarsınız.



-Türkiye'deki en sevdiğiniz, keyif aldığınız 3 motosiklet rotası nelerdir?

Kaş-Elmalı, Anamur-Ermenek-Mut yollarını seviyorum. Kemaliye Taşyol’u merak ediyorum ancak henüz gitme fırsatım olmadı. Trafiğin olmadığı ya da çok az olduğu doğa ile bütünleşebildiğim yollar hep özel olmuştur benim için.



“MEDYANIN GÖSTERDİĞİ İLE GERÇEK DÜNYA FARKLI. İYİ İNSANLAR HER YERDE ÇOĞUNLUKTA!.”

-Amerika, Ortadoğu, Japonya ve Güney Asya gezdiğiniz bazı yerler. Her türlü dini inancı yerinde gören birisi olarak size ilginç gelen gözlemleriniz oldu mu?

Genelleme yapmak çok güç. Her bölgenin kendine göre ayrı özellikleri var ve hepsini ayrı ayrı saymak kolay değil. Sorunuza tam yanıt olmayacak belki ama şunu gördüm dünya genelinde iyi insanlar çoğunlukta. Dürüstlük, çalışkanlık, temizlik, başka insanlara, diğer canlılara ve doğaya saygı her yerde güzel değerler. Takip edilme, daha çok izlenme ya da satma kaygısında olan medyanın gösterdiği dünya ile gerçek dünya hep çok farklı. Oturup televizyonunuzun başında çok iyi ambalajlanarak sunulan ‘yalan’ ları izleyerek yanlış fikirler edinmeyin imkanlarınızı zorlayın çaba sarf edin gidip kendi gözünüzle görün derim.

İnsanlardan yardım istemek çok güzel bir şey ve uygun bir şekilde isterseniz yardım etmek için hazır çok insan var. Bu yardımlaşma çok farklı bir seviyede iletişim kurmayı sağlıyor. Başka insanların yaşamlarına, tercihlerine, inançlarına, söylediklerine saygı duymak pek çok kapıyı açıyor. Bir yerde sıraya girerken başkasının önüne geçmemek, hakkını almamak, hoşgörülü olmak, sormak dinlemek anlamaya çalışmak, yardımcı olmaya destek olmaya gayret etmek her yerde kuvvetli geri dönüşü olan davranışlar.  Her yerde en önemli şey insan.

-Yalnız seyahat etmek sıkıcı olmuyor mu?

Birisini tanımak için ya ödünç para vereceksin ya da birlikte yolculuk edeceksin derler. Benim için de seyahatin güzel yanlarından biri kendimi tanıma ve anlama fırsatı vermesi. Bu sebeple yalnız seyahat etmeyi tercih ediyorum. Kısa seyahatlerde başkalarıyla birlikte olma fikri sıcak gelebiliyor ama özellikle bir ayı aşan seyahatlerde kesinlikle tek başıma olmayı tercih ediyorum. Tek başıma yapmayı sevmediğim iki şey var. Birincisi şık bir yerde keyif yememeği yemek diğeri ise sinemaya gitmek. bunlar haricinde genelde tek başıma yaptığım şeylerden sıkılmadığımı söyleyebilirim.

-M​otosikletle yabancı bir ülkedeyken korktuğunuz, çekindiğiniz şeyler oluyor mu?

Osho’nun bir kitabında okumuştum çok hoşuma gitmişti. Şöyle diyor “Cesaret korkmamak değil korkuya rağmen riskleri göze alarak istediğiniz şeyi yapmaktır”. Hiç bilmediğiniz bir ülke, bilmediğiniz bir lisan, detaylarını göremediğiniz bir kültür ve yepyeni insanlar. Tabii ki ürküyor insan ancak diğer taraftan da ilginç bir heyecan veriyor bu. İçinizde rahatsanız bir şekilde seyahat sırasında karşılaştığınız bilmedikleriniz ve belirsizlikler farklı bir güzellik katıyor yaşamınıza. Gözümü kapatır basar giderim demiyorum ama çekindiğim ve beni ürküten şeyleri karşıma koyuyor ve onlarla yüzleşmekten hoşlanıyorum sanırım.

“ENDURO, GİDECEĞİNİZ YER VE TAŞIYACAĞINIZ EŞYA KONUSUNDA ÖGZÜRLÜK SUNUYOR!.”



-Henüz çok fazla uzun yol deneyimi olmayan genç motosikletli arkadaşlara neler tavsiye edersiniz?

Bu da çok geniş bir soru. Pek çok şey söylenebilir ama yeri almadığı için havada kalır diye düşünüyorum. 100m koşucuları bir de maraton koşucuları vardır ya uzun yol sürüşü biraz buna benziyor sanırım. Aşırı hızlı giderek bir yere varamıyorsunuz. tempolu ve sürekli yol gitmek önemli. motosikletiniz ve siz saatte 150km hızla belki gidebilirsiniz ama daha çabuk yorulur ve daha sık mola vermeniz gerekir. Uzun yola biraz maratona hazırlanır gibi hazırlanmak lazım sanırım. bir günde 1000km gitmek değil 5 gün arka arkaya 500er km gitmek daha doğru. Şehir içinde eğer bir yere yetişmek için acele etmem gerekiyorsa motosiklete binmiyorum. Uzun yolda da bir yere yetişmek için telaş etmeye, sınırları zorlamaya ve gereksiz risk almaya gerek yok. Yavaşlayın ve her metrenin tadını çıkararak sürün. Mümkün olduğunca az ve hafif eşya alın yanınıza. Nakliyecilik yapmak için yola çıkmadığınızı hatıratın muhakkak kendinize. İyi hazırlanmak ve araştırmak yola çıkınca işinize çok yarıyor mutlaka iyi araştırın gideceğiniz yolu. Ne kadar sıcak ne kadar sıkıcı bunaltıcı olsa da koruyucu kıyafetlerinizi mutlaka ama mutlaka giyin; ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Erken yola çıkmak ve hava karardıktan sonra sürmemek en doğrusu bana göre. İyi tanımadığınız birisiyle yola çıkmayın. Belirgin bir sebep olmasa bile kendinizi iyi hissetmiyorsanız o gün motosiklet sürmek istemiyorsanız hiç zorlamayın, kalbinizin sesini dinleyin ve kalın orada bir gün daha, acele etmeyin.

-Niçin enduro?

Kullanım amacıma en uygun model olduğu için. Heves edip spor bir motosiklet satın almıştım. Kendimi ne kadar zorlasam da alışamadım sevemedim, üzerinde kendimi yabancı hissettim ve motosikletten almak istediklerimi bulamayarak 5172km sonra hemen sattım ve yeniden bir enduro aldım. Enduro ile gideceğiniz yer çıkacağınız tepe taşıyacağınız eşya konusunda daha özgür oluyor insan. Küçük düşmelerde diğer motosikletlere göre çok daha az hasar alıyor endurolar. Sıradan bir enduronun sahip olduğu yükseklik, büyük ön tekerlek, büyük yakıt tankı, basitlik, kolay bakım, dayanıklılık... yine tercih sebeplerimden.

-Uzun yol deneyimlerinizde en çok rahat ettiğiniz motosiklet hangisiydi?

YamahaTenere 660 en rahat ettiğim motosiklet. Evet biraz titreşimli ama o bunun yanında o kadara artısı var ki titreşim deve kulak bile değil.

“TÜRKİYE’DE KURALLARA UYAN, ÖRNEK MOTOSİKLET SÜRÜCÜLERİNİN ARTMASI GEREK!.”



-Türkiye'deki motosiklet kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok eskilerden beri az da olsa motosiklete binen insanlar var ancak motosiklet kültürü yeni yeni oluşmaya başlıyor bence. Her motosiklete binenin amacı aynı değil. Kimi ilgi çekmek için kimi hava atmak için kimi ekonomik olduğu için kimi keyif için kimi iş için biniyor. Bu kadar farklılık arasında genel tek bir kültürden bahsetmek doğru olmaz. Motosikletin sosyal kabulü konusunda çok yol alınmış olsa da hala pek olumlu bir imajı yok toplum içerisinde. Zaman isteyen bir konu. Örnek motosiklet sürücülerinin artması lazım; kurallara uyan saygılı sürücülerin artması gerekiyor. Motosikleti park etmek bile başlı başına bir konu. Durup yan sehpayı açmaktan bahsetmiyorum. Uygun yere, yaya ve diğer araç sürücülerini rahatsız etmeyecek şekilde güvenle düzgün park etmek kastettiğim. Eve ya da iş yerine yemek sipariş verirken her defasında mutlaka söylüyorum “aman motosikletle gelecek arkadaş acele etmesin”. Hem yemeğinizi çabuk isteyip hem trafikte yemek dağıtanların tehlikeli motosiklet kullanmasından şikayetçi olmak pek doğru değil. Benzer şekilde paketinizi verdiğiniz adrese 1 saatte teslim edebileceğini söyleyen motosikletli kuryeye 45 dakikada götürürse daha fazla para teklif etmek de hiç doğru değil.

-Japonya seferinizde Lösev yararına bir bağış kampanyası yürüttünüz. geçtiğimiz mesafeleri bağış yapan kişilere ithaf etme fikri size mi aitti?

2013 de Orta Asya, Moğolistan üzerinden Japon Denizi’ne kadar olan bir seyahatti, Japonya ya ulaşamadım o seyahatte. Metin Denizsever adında bir arkadaşımın önerisiydi aslında. Yurt dışında benzer projeler çokça var ancak Türkiye’de biraz arka planda kalıyor sosyal sorumluk konuları. Umarım daha da gelişecek önümüzdeki yıllarda

-Ne kadarlık bir bağış topladınız?

Bazı bağış sahipleri adlarının gizli kalmasını tercih etti bazıları paylaşılmasında bir sakınca görmedi... toplamda 6.000TL civarında bir bağış toplandı. Bağış sahipleri doğrudan Lösev in banka hesabına diledikleri kadar bağış yaptılar. zaman zaman toplanan bağışları bildirdiler ve bu kişiler için bağışları ile orantılı olacak şekilde yol aldım.


köf7
Yorumlar (1)
    Google