• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 19:26
  köf1
Maskeli hırsızlar şehri

Bir zamanlar gerçek anlamda "ağaların" şehriydi Adana.

Emekle alınteriyle kazanılan servetler harcanırdı.
Hiç kimsenin aklında devleti talan etmek, insanları dolandırmak, belediyeleri soymak kısaca tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyerek zengin olma hesabı yoktu.
O yıllarda helalin de haramın da ne olduğunu iyi bilirdik.
Kısa yoldan köşe dönme diye bir rüyasıda yoktu insanların.
Geceleri çaresizlikten ve işsizlikten aç uyuyanı da yoktu bu şehrin.
Çünkü alınteriyle kazanılmış paralarla kurulan fabrikaların bacaları 24 saat tüter, emekçiler çalışır, üretir ve bir şehir kazanırdı.
Oysa bugün işsizliğin rekor kırdığı, onbinlerce insanın geceleri aç uyumak zorunda kaldığı, dürüst insanların horlandığı, dolandırıcıların, üç kağıtçıların "saygın işadamı" olarak itibar gördüğü bir şehir oldu Adana.
Maskeli hırsızlar şehri!
Hepsinde birer maske var.
Kiminin yüzünde siyasetçi maskesi takılı, kimin de belediye başkanı.
Kimi sanayici, fabrikatör maskesiyle dolaşıyor kimileri müteahhit maskesi takmış.
Kimileri tüccar, esnaf, yada bunların temsilcisi sivil toplum kuruluşlarının maskesiyle cirit atıyor aramızda kimisi saygın işadamı maskesiyle dolaşıyor.
Anlayacağınız maskeli baloya sahne olmuş bir şehir artık Adana!
Özünde hepsi hırsız bunların.
Sizin, bizim hepimizin hakkını çalan üç kağıtçılar.
Maskeli balonun süper yıldızıdır bunlar,
Hep onlar övülür bu şehirde.
En büyük itibar bu dolandırıcılara gösterilir.
Lokantalarda, mağazalarda, pavyonlarda, barlarda, özel toplantılarda, devlet protokolünün hazır bulunduğu her ortamda bu üç kağıtçılara saygıda kusur etmemek için neredeyse herkes birbiriyle yarışır.
En çok da biz gazeteciler baş tacı ederiz bu maskeli hırsızları.
Üç  kuruşluk menfaatimiz için üç yüz takla atarız manşetlerimizde.
Onların halkı ve kamuyu soymasını Allah'ın onlara bahşettiği bir ulvi değer gibi görür neredeyse karşılarında secde bile ederiz.
Ödüller veririz onlara.
Makamlar,
mevkiler sunarız.
Daha çok soysunlar diye bizi, başımıza geçsin, padişahımız olsun isteriz bu üç kağıtçıları.
Kimisinin belediye başkanı olması için çırpınırız kimilerinin önce milletvekili ardından kesinlikle bakan olması gerektiğini haykırırız.
Severiz hırsızları!
Bu maskeli dolandırıcıların kimileri otelci olur, kimileri borsada yüz akımız!
Onların milleti dolandırdığını, kamunun malını yağmaladığını görmeyiz.
Görse de görmez gözlerimiz!
Onlar maskeleriyle kendilerini gizleyen dolandırıcılar, bizler ise üç maymuna dönmüş hırsız yalakaları.
Görmeyen, duymayan ve konuşmayan!
Beceremiyorum üç maymunu oynamayı,
Belki de bu yüzden itibar(!) göremiyorum üç kağıtçılardan.
Dolandırıcıların, hırsızların, üç kağıtçıların; siyasetçi, belediye başkanı, işadamı, sanayici STK yöneticisi maskesiyle dolaştığı bir şehirde gazetecilik yapmak gerçekten çok zor.
Sadece gazetecilik yapmak değil, namuslu işadamı olmak da çok zor bu şehirde.
Dürüst sanayici olmak gibi, sadece Adana ve Adanalılar için büyük bir heyecanla çaba sarfeden bir STK yöneticisi olmakda çok zor.
Tıpkı hormonlu binalarla bire on kazanmayı alışkanlık haline getirmiş sahtekar müteahhitler karşısında varlığını sürdürmeye çalışan namuslu müteahhit olmanın ve ayakta kalmanın ne denli zor olduğunu görmek gibi.
Bu şehirin ekonomisine katkı koyan dürüst hiç bir işadamına maskeli hırsızlardan zaman ayırıp da hakettikleri saygıyı gösteremedik maalesef.
Dürüst insanların şovla, soytarılıkla işleri olmaz bunu bilirim ama yine de hırsızları, üç kağıtçı ve dolandırıcıları kaleme alırken bu onurlu insanlarada vefa borcumuzu ödememiz gerektiğine inanıyorum.
En azından bu şehir adına teşekkür etmeyi.
Çıkarsız, menfaatsiz ve beklentisiz bir teşekkür.
O insanlar herşeye rağmen, pis kokan Adana'nın kaybolmayan doğal ve mis kokusudur.
Eskiden hep mis kokardı Adana.
Bir de esansçılar vardı.
Sandıklarında binbir koku olan esansçılar.
Şırıngalarla minicik cam şişelere doldurulur ve ceplerde taşınırdı o güzel o doğal kokular.
Mis kokardı mis.
O bile değişti artık.
Rengarenk şişelerle dolu esans sandıklarından bile artık pis kokular geliyor.
Her bir köşesini kirletti bu maskeli üç kağıtçılar.
Hergün hepimizin gördüğü, tanıdığı, selamlaştığı, kucaklaştığı fırıldakların şehri oldu Adana.
Baksanıza etrafınıza; sanayicisi dolandırıcı, borcasıcısı üç kağıtçı olmuş.
Soyuyorlar ve biz hala onlara saygın işadamı diyoruz.
Yetmiyor!
Bir de BEYFENDİ ekliyoruz!
Kusura bakmayın
yeter artık!
Tıpkı o şarkının sözleri gibi;
tak etti canıma bu maskeli balo!

 

 

 

 

 


köf7
Yorumlar (1)
    Google