• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 16:05
  köf1
Kibar takibe aldı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Cumhuriyet Savcılığı'ndan davanın tüm aşamaları ile ilgili gelişmeler hakkında bilgi ve belgeler istendi.

Çukurova Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinin inşaası sırasında fazladan hakediş ödendiği iddiaları üzerine yapılan şikayet üzerine açılan davadaki gariplikler Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin olduğu gibi Çukurova Üniversitesi'nin yeni Rektörü Prof. Dr Mustafa Kibar'ın da dikkatini çekiyor. Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde beraatle sonuçlanıp Yargıtay'da bozulan dava yeni bir aşamaya giriyor.
Bu kez Üniversite yönetimi davaya tüm yönleri ile müdahil olup gerekenin yapılmasını sağlamak için girişimler başlattı. Çukurova Üniversitesi mağdur konumunda olmasına rağmen önceki davadan haberdar edilmediği, haklarında soruşturma izni gereken personel ile ilgili ne gibi işlemler yapıldığından haberdar olmadığını iddia ediyor. Hukuk müşavirliği davanın bozulması üzerine yeniden harekete geçti.
Rektör Mustafa Kibar'ın girişimleri ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığına ayrı ayrı müracaat edilerek resmi yazı ile gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi talebinde bulunuldu. Hukuk çevreleri davanın takibinin önceki yönetim tarafından bilinçli şekilde yapılmadığı, resmi kurumlardan gelen yazıların örtbas edilme ihtimalinin yüksek olduğunu dile getiriyorlar.
Bütün bu iddiaları Alper Akınoğlu'nun evinde ve makamında 11 saat süren aramalar sonunda böceksavar, sinyal kesici gibi casusluk aletlerinin de bulunmasına rağmen ilgili davanın halen açılmamış olmasına bağlıyorlar. Akınoğlu'nun döneminde Adliyede elinin kolunun uzun olduğu iddialarını sağır sultan bile duymuştu.
Soruşturma sırasında teknik ve fiziki takibe takılan bazı şüpheliler ile Rektör Alper Akınoğlu arasındaki konuşmaların da bu iddiaları doğrular nitelikte olduğu biliniyor. Dönemin Rektörü, bazı sakıncalı evrakları imzalamak istemeyen, emredilen işlerin hukuka uygun olmadığını dile getiren personellerine her konuda güvence veriyordu.
Davada sadece müteahhidin sanık olarak yer alması da kamu vicdanında soru işaretlerine neden oluyordu.
İddiaya göre, 400 bin lira hakedişi olan Hasan Akan isimli müteahhide Rektör Alper Akınoğlu'nun yönlendirmesi ile 1 milyon 470 bin liralık ödeme yapılmıştı.
Peki bu nasıl mümkün olabilirdi.
Üniversitenin parası bir yerde duruyordu da müteahhit o parayı gidip kendisi mi oradan istediği kadarını aldı?
Bu paranın ödenmesi için kaç kişi talimat verdi, kaç kişi imza attı, kaç kişi ödeme yaptı hiç kimsenin aklına gelmedi mi?
Burada adı geçenlerin tamamına yakını üniversite personeli olduğu için haklarında soruşturma izni verilmesi gerekiyor, bunun için bir müracaat yapılmadı mı?
Bu müracaat yapıldı ise soruşturma izni mi verilmedi yoksa evrak sümen altı mı edildi?
Soruşturma izni istendi ise mahkeme bu talebin sonucunu beklemeden mi karar verdi?
Ortada ödeme emri veren, hakedişi düzenleyen ve ödeyen olmadığına göre müteahhidin beraat etmesinden daha doğal ne olabilir?
Mağdur durumda olan ve parası haksız yere harcanan Üniversite'nin müşteki veya mağdur olarak davaya müdahil olması gerektiği ortada iken usulen tüm bunlara da uyulmadığı Yargıtay kararında da belirtiliyor.
İşte bundan sonra olayın tüm yönleri ve sorumluları ile araştırılması için yeni bir dönem başlıyor.
Yeni Rökter Mustafa Kibar, hukuk müşavirliğini harekete geçirerek ilgili tüm kurumlara müracat etti.
Bu amaçla, Hukuk Müşavirliğince Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Adana Cumhuriyet savcılığına gizli ibareli resmi yazı ile müracaat edildi.
Adana Haber'in ulaştığı o belgelerde çarpıklık bütün çıplaklığı ile ortaya seriliyor.
İşte Çukurova Üniversitesi'nin YÖK ve Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği o yazılar:
"
Müşteki Cumali Kurtar'ın, üniversitemiz kongre ve Kültür merkezi inşaat ihalesini alan Garanti Taş Mobilya mimari Dek. İnş. Şti.'nin yetkilisi Hasan Akın'ı, Adana Cumhuriyet Başsavcılığına şikayeti ile ilgili, Başsavcılığın, 01/11/2010 tarih, Sor. 2010/37367-26, E.2010/24792, İdd. 2010/9705 sayılı iddianamesi ile Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesine açılan dava, anılan mahkemenin 17/03/2011 tarih, 2010/863 esas, 2011286 karar, 2010/24792 Cum. Sav. E.nolu kararı ile adı geçenin beraati ile sonuçlanmış, beraat kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin, 28/04/2014 tarih, 2013/18620 esas, 2014/4700 karar 5-2013/347188 tebliğname nolu kararı ile;
"Edimin ifasına fesat karıştırma suçundan açılan davada suçtan zarar gören Üniversitemizin bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması, soruşturma izni alınması amacıyla haklarındaki evrak ayrılan Üniversite görevlileri hakkında kamu davası açılıp açılmadığının araştırılmasından derdest dava bulunması halinde bağlantı nedeniyle birleştirilmesinden, kesinleşmiş karar olması halinde ise dosyanın onaylı örneginin getirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmuş olup anılan kararların fotokopileri ilişikte sunulmuştur."
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin, 28/04/2014 tarihli bozma kararı üzerine, Rektörlüğümüzce haricen yapılan araştırma sonucunda. Cumhuriyet Başsavcılğınca, soruşturma izni alınması amacıyla haklarındaki evrak ayrılan üniversitemiz görevlileri hakkında 01/11/2010  tarih, Sor.2010/54659 K.2010/132 sayılı görevsizlik kararı verildiği ve Başkanlığınıza gönderildiği anlaşılmaş olup, Üniversitemiz personeli hakkında varsa açılan davaya da katılmamıza esas olmak üzere görevsizlik kararı gereği, Başkanlığınıza yürütülen işlemler ve sonucu hakkında bilgi edinilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Bilgilerinizi, Üniversitemiz Kongre ve Kültür Merkezi İnşaası ile ilgili 4 nolu hak edişinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin iddia konusunda Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, olayla bağlantıları saptanan Üniversitemiz eski rektörü Prof.Dr. Alper Akınoğlu, Üniversitemiz çalışanları Nüvit Günay, Mustafa Göde, Denizhan Saruhan, Sahir Sömer, Ali Muhsin Sağbaş, Gülşen Güzel, Ayşegül Diri, Nazan Gür, İhsan Şemi Özer ve Özgür Demir haklarında Başkanlığınızca yürütülen işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin Rektörlüğümüze gönderilmesi izin ve takdirlerinize arz ederim.."
Yazılardan da anlışalacağı üzere, Üniversite yönetimi yargılamaya müdahil ve yardımcı olmak istiyor. Ayrıca olaya adı karışan personelleri ile ilgili yapılan iş ve işlemlerden de bilgi istiyor.
Kimbilir belki haklarında soruşturma izni istenen ama davada sanık olması gerekirken tanık olarak dinlenen o personellerden bugün de çok önemli ve kritik yerlerde görev yapanlar vardır.
Kimbilir belki de Çukurova Üniversitesi'ndeki yolsuzluk çarkı bu nedenle kırılamıyordur.
 


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google