• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 16:17
  köf1
Karanlık bir devrin sonu

Adana'da geçtiğimiz dönemin kirli ilişkilerini açığa çıkarmasını beklediğimiz operasyonlar serisi başladı.

"Seri" derken müneccimlik yapmıyoruz.
Önceki gün Kanuni Üniversitesi kampüs alanının sahtecilik yöntemiyle konut alanına çevrilmesi ile ilgili bir operasyon yapıldı. Gözaltına alınanlar, ifadesi alınıp serbest bırakılanlar düşünüldüğünde bu operasyonların bir dalga ile sınırlı kalmayacağı çok açık.
Dönemin ilişkiler ağı çok karışık.
Emniyet var...
Adliye var...
Belediye var...
Vilayet(kısmen) var...
Özel İdare var...
Siyaset var...
Sermaye var...
Sivil toplum var...
Var oğlu var...
Yapılan operasyon ise somut bir olaya dayalı.
Bu nedenle operasyonun hedefinde doğal olarak o olay ile ilişkili kişiler var.
Bu sahtecilik olayında kimlerin imzası var.
Kimler görmezden geldi.
Kimler teşvik etti.
Kimler yeterince incelemeyip görevini ihmal etti.
Bütün bunlar soruşturma sonunda ortaya çıkar.
Ancak şunu sormazsak olmaz:
Belediye meclisinde karar alınmadığı halde hangi güç koskoca Adana Büyükşehir Belediyesi'ne "Karar alınmış gibi" sahtecilik yaptırabilir.
Sade bir vatandaş fazladan yaptırdığı yarım metrelik duvarını yasal hale getirebilir mi?
Hadi biri denesin de görelim.
Görmezden gelirler, yokmuş gibi yaparlar, idare ederler, şikayet olursa savsaklarlar ama iş resmiyete bindiği zaman kimse yasanın dışına çıkamaz.
Çıkılabilse, Adana'da yıllardır süren hormonlu binalar meselesi bu güne kadar elli defa çözülürdü.
Çözülemiyor.
Çözülemeyecek de.
Kamuoyunun bildiği bir arazi için imar değişikliği yapılmadığı halde yapılmış gibi evrak düzenleme cesaretini kim nereden aldı?
Neden?
Ne karşılığında?
Bu idarecilere bunu yaptırabilenlerin şehri başka alanlarda boş bıraktıklarını mı sanıyorsunuz?
Hiç sanmıyorum!

MİLLETVEKİLLERİNE NOT:
Zihni Aldırmaz'ın da aralarında olduğu gözaltılar üzerine Adana Milletvekilleri İbrahim Özdiş, Muharrem Varlı ve Elif Doğan Türkmen Cihan Haber ajansına açıklama yapmışlar. Cihan'ın kamuoyu oluşturmak için milletvekillerini aradığından vekillerin de yanıtsız bırakmamak için konuştuklarından eminim. Ancak bu sözlerin "Gözaltılara tepki" şeklinde yansıması tuhaf kaçtı. Vekillerin meseleyi öğrenmeleri çok basitti. Herhangi bir meclis üyesini arasalar üniversite yerinin konut yerine dönüştürülmesiyle ilgili belediye meclislerinden bir karar geçmediğini yapılan işlemin sahtekarlık olduğunu öğrenirlerdi. Haklarında evrakta sahtecilik, rant sağlama, nüfuz kullanma iddiası bulunan kişilere sırf tanınmış oldukları için ayrıcalık istemezlerdi. "Meseleyi bir araştırayım da öyle konuşalım" demeleri ise en doğrusuydu...


köf7
Yorumlar (1)
    Google