• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 18:08
  köf1
Karamsar değiliz

Bundan bir önceki yazım başta olmak üzere son günlerdeki yazılarımdan ağır karamsarlık akıyormuş.

Sık, sık kullandığım, "Adana vatandaşa Cehennem bürokrat ve siyasetçiye Cennet", "İhanetin Başkenti Adana", "Sahipsiz Şehir" cümleleri bizdeki karamsarlığın dışa vurumu olarak değerlendirilmiş.
Karamsarlıkta zirveye ulaştığımızı düşündürten satırlar ise şöyle:
"Asıl üzerinde durmamız gereken ise bu şehrin her ihanete müsait hale gelmiş olması.
Bu şehirde herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir doğruyu dile getireni bile linç edecek birileri bulunabiliyor"
Öncelikle bu değerlendirmeleri yapanlara teşekkür etmek lazım.
Anlatmak istediğinizden çok insanların ne anladığı önemli. Bir tespiti biraz da sert ifadelerle gerçekçi olarak ortaya koymak başka, karamsar olmak başkadır.
Bu farkı vurgulamadaki eksiklik ve hata ise tamamen bize aittir.
O halde açıkça yazalım.
Asla karamsar değilim.
İşler ne "İyi olacak" demekle iyi ne de "kötü olacak" demekle kötü olmaz.
Bugün eleştirdiğimiz, "Bu kadar da olur mu?" dediklerimizin hangisi geçmişte olmadı ki?
Bakın şu günlerde Adana'nın Milli Mücadele Anıtı gibi dimdik duran, Kurtuluş Savaşı'nın sesi Yeni Adana Gazetesi'nin 98"inci kuruluş yıldönümünü kutluyoruz.
Dün kuruluş yıldönümü anısına Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Çukurova Gazetciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir, Rıfat Söylemez, İsmet Ramazan Selçuk'un da aralarında bulunduğu kalabalık bir grup ile gazetenin sahibi Çetin Remzi Yüreğir ile sohbet ettik.
Bugün karşılaştığımız sorunları yorumlayan Başkan Sözlü, "Eskiden yok muydu? Daha beterleri vardı. Çeşitli kisveler alltında milli mücadeleye karşı ne hainlikler yapılmadı mı?" dedi.
Bu sözler tam da bu ihanetlerin tanığı olan bir kurumda elbette herhangi bir yerde söylenmesinden çok daha etkiliydi.
Yeni Adana Gazetesi'nin 98'inci yılına özel yayında yer alan Ali Maralcan'ın yazısından bazı bölümleri birlikte okuyalım. Bakın dönemin haini Ferda Gazetesi'nde neler yazılmış?
"Adanalı kadın, çoluk-çocuk kendilerini Fransız ve Ermeni zülmünden canını kurtarmak için Torosların eteklerine göç ederken Adana'nın kara günü olarak tarihe geçen 10 Temmuz 1920 KAÇKAÇ olayını anlatırken çok büyük ihanet içerisindeydi. Ferda Gazetesi'nin yazısı şöyleydi: Nereye Efendiler! ADANA'YI KURTARACAKTINIZ, TABANA KUVVET KAÇIYORSUNUZ"
Ferda Gazetesi'ni çıkaran bu kişi işgalcilere hizmetenin karşılığını Osmaniye'ye Vali atanarak alıyor! Yayınladığı ilk bildiride de şöyle diyor:
"Dört yüz yıldır altında yaşadığınız o kırmızı paçavradan ne fayda gördünüz? Bugün muazzam bir devletin (yani Fransa'yı kastededer) şanlı bayrağı altında yaşıyoruz"
Söz konusu vatan olduğunda bile şartları sorgulayanlar için bir önemi var mı bilmem ama bence karamsar olmaya gerek yok.
Ateş çemberlerinden geçmişiz, okyanuslar aşmışız.
Yalaklarda mı boğulacağız?

 


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google