Demirspor'un ilk iki şansı yok denecek kadar azaldı.
Son haftalara girilirken, ortaya atılan spekülasyonlar şirazeyi bozdu ama Demirspor aslında ilk iki trenini Karşıka maçında kaçırdı.
Öyle ya bir futbol takımı 3-0 ve 4-2 önde olduğu maçı 6-5 kaybediyorsa, dengeler de, moraller de bozulur.
Peki kimin toparlaması lazımdı !!!
Tabi ki Ünal Karaman'ın...
İzmir dönüşü bu kez Gaziantep Belediye önünde 2-0'dan maçı 3-3 tamamlayınca o da cilası oldu.
Karaman'ın elini masaya vurup isyan etmesi taraftarı hırslandırdı ama aynı etkiyi futbolcular üzerinde bırakmadı.
Aslında ligin ikinci yarısındaki maçlarda bariz bir şekilde sahaya dizilişte yanlışlar yapılıyor.
İlk olarak Umut Gündoğan bir türlü istenilen verimi, katkıyı sağlayamadı.
Oyunu geriden kurmaya çalışıyor, son iki maçta da "Topu bana vermeyin anlamına gelen el kol işaretleri yapıyor"
Demek ki ya yerinde oynatılmıyor ya da bu arkadaş oynamak istemiyor.
Kimin ısrarı soncu alındıysa artık Demirspor'un "El freni oldu..."
Ancak Teknik Patron Karaman, Umut konusunda ısrarını sürdürüyor.
Tamam O'nu da anlıyoruz; teknik oyuncu diye yapacağı bir iki hareketle maç sonucuna etki yapabilir diye düşünüyor, bekliyor.
Ancak Umut stoperlerin önünden ileriye çıkmıyor ki; maçı çözsün...
Ünal Hoca kusura bakmasın da, Umut 40 metreden kanatlara ya da forvete pas atamaz...
Bir diğer yanlış ise halen Tayfur'da yapılıyor.
Bu gencecik çocuğun sağ bekte futbol hayatı karartılıyor resmen...
Tamam sağ kanatta başka önemli isimler de var ama Tayfur, "yaptığı hareketlerle en iyisi benim" diye bağırıyor her maç...
Ünal Karaman ısrarla Tayfur'u sağ bekte oynatıyor... Umut'un yerine mücadele edecek bir isim konulmaz, Tayfur'da da aynı ısrar sürerse, Ünal Karaman'ın kariyeri için eksi olacak gibi görülüyor.











