• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 16:44
  köf1
İyilik kardeşine ülfet ve muhabbet beslemektir

İdris POLAT

Adana İl Vaizi


Allah’a iman, sadece “inandım” demekle yetinilecek bir şey olmayıp kemâle ermesi için bir takım amellerle olgunlaştırılması gerekmektedir. İmânın kâmil olabilmesi için gerekli şartlardan birisi de müminlerin birbirlerine olan sevgi ve ülfetleridir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz: “İman edip imanlarına yaraşır güzellikte işler yapanlar var ya, Rahman onları sevecek ve sevdirecektir.”  buyurmaktadır.


Sevgi ve ülfet imanın özüdür.
Sevgiyi öğrenmemiş, sevgiye kapılarını açmamış, sevmeye yeteneksiz bir kalp, mü’min kalbi olamaz. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” “Sevdiği kişiyi sadece Allah için seven, imanın tadını almıştır.” ”Mü’min ülfet eden ve kendisiyle ülfet edilen kişidir. Ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet edilmeyen kişi de hayır yoktur.” şeklinde buyurmuştur.
Unutmayalım ki, sevgiyi değerli ve anlamlı hale getiren şey, dünyevî çıkar ya da gaye gütmeksizin yaşanması, Allah’ın vereceği karşılık dışında hiçbir karşılık aranmamasıdır. Resulullah’ın anlattığı bir kıssada, sırf Allah için kardeşini ziyarete giden bir kişinin karşısına çıkan melek ona şu müjdeyi vermiştir: “Sen Allah’ı hoşnut etmek için o adamı sevdiğinden ve ziyaret ettiğinden dolayı, Allah da seni seviyor.”


Halka Duyulan Sevgi Hakkın Sevgisine Sebeptir.
İmtihan için geldiğimiz şu dünyada Rabbimizi razı etmek en ulvi gayemiz olmalıdır. Hz. Peygamber “Amellerin Allah katında en değerlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.” buyurmuş, bir hadis-i kudside (Hz. Peygamber’in Kur’an dışında Allah’a dayandırarak söylediği hadis) Rabbimiz, sadece kendi rızasını gözeterek bir araya gelip ülfet edenlere, muhabbetinin vacip olduğunu bildirmiştir.
Allah tarafından sevilmenin bir işareti ise, dünyada insanlar tarafından sevilmektir. Buna dair Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e, “Allah falan kulu seviyor, sen de onu sev!” diye seslenir. Cebrail de o kulu sever. Sonra Cebrail gök halkı içinde, “Allah falanı seviyor, onu sizler de sevin!” diye nida eder. Bunun üzerine o kulu gök ehli de sever. Sonra yeryüzündeki insanların gönlüne o kimsenin sevgisi yerleştirilir.” Böylece hem gökte melekler hem de yeryüzünde insanlar tarafından sevilme bahtiyarlığına erişir. Kıyamet gününde Allah şöyle nida eder: “Nerede benim rızam için birbirini sevenler! Hiçbir gölgenin olmadığı böyle bir günde onları kendi gölgemde gölgelendireceğim.”


İyilik, Kardeşin Acısını Yürekten Hissetmektir.
İnsanların birbirlerini sevmelerini imanın bir gereği olarak gören Allah’ın Elçisi, sevgiyi devamlı kılmanın ve yüce bir değer haline getirmenin yolunu da göstermiştir. O da şu veciz hadisinde ifadesini bulmuştur: “Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe hakkıyla iman etmiş sayılmaz.” Hz. Peygamber mü’minlerin sevgi ve bağlılıklarını onları tek bir vücuda benzeterek dile getirmiştir. Bir varlığın bir başkasının acı ve hüznünü kendisine aitmiş gibi hissedebilmesi ancak “sevgi” diye adlandırılan ilahî his sayesinde mümkündür. Böylece, insanlar birbirlerinin sıkıntısı karşısında ilgisiz ve kayıtsız kalamazlar.


Sevginin başlıca düşmanı bencilliktir.
Müminler arasında sevgi ve ülfeti emreden Hz. Peygamber, buna nasıl ulaşılacağı ile ilgili de bizlere yol göstermiştir. Aramızda sevginin yayılabilmesi için önce tanışmayı, sonra selamlaşmayı, sonra iyilikte bulunmayı, sonra da hediyeleşmeyi ve sevdiğimiz kişilere onları sevdiğimizi söylememizi tavsiye etmiştir.
Her birey tüm sevdiklerine bu olgunlukla davrandığı sürece uzun süreli, huzurlu ve sevgi dolu ilişkiler yaşamak hiç de zor olmayacaktır. Çünkü sevginin başlıca düşmanı bencilliktir. Oysa sevgi, paylaşmayı, el ele vermeyi ve sevdiğini kendine tercih etmeyi gerektirir.
Yüce Rabbimiz bize yapılan kötülükleri iyilikle def etmemiz durumunda bırakın dostlarımızı o kötülüğü yapanların dahi en samimi birer dost olacağını bildirmiştir. Bu gün Müslümanların sıla-i rahmi (akrabalık bağlarını yaşatmayı, akrabaların birbirini ziyaret etmesini ve iyi ilişkiler kurmasını) terk etmesi, aynı mahalle ve apartmanda yanı başlarındaki komşularını tanımıyor ve onlarla selamlaşmıyor olmaları İslam ve Müslümanlar adına son derece üzücü bir durumdur.


Gelin tanış olalım
Yunus Emre’nin dediği gibi; “Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim sevilelim / Dünyaya kimse kalmaz.” Gelin bizler de bir karar alalım. Şuan içinde bulunduğumuz Ramazan ayında bu çağrıya kulak verip sevgiyi, ülfeti yayalım. Tanıdık tanımadık herkese selam verip tanışalım, kaynaşalım, hediyeleşelim ve ellerimizi bizi yoktan var eden Yüce Allah’a açıp şöyle dua edelim: “Allah’ım! Kalbimizde iman edenlere karşı en ufak bir kin bırakma”, Rabbimiz! Sen Rasulüne: “Yeryüzünde olan her şeyi infak etsen ensar ve muhacirin kalbini birbirine ısındıramazdın. Ancak onların kalplerini Aziz ve Hâkim olan Rabbin birleştirdi.” buyurduğun gibi bizlerin de kalbini birbirine ısındır, birleştir. (Âmîn)

 


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google