• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 15:35
  Adana Haber
İyiliği Hakim Kötülüğü Mahkum Kılmak

Mustafa YILMAZ

Adana Cezaevi Vaizi


Kötülük denilince; şer olan, fena olan her hangi bir şey, hoşa gitmeyen, zararlı, tehlikeli, korku ve endişe veren, kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan iş, eylem ve davranışlar gelir. Genellikle “iyinin zıddı” olarak ifade edilir.
Önce kötülük nedir? Neden istenmez? diye düşünecek olursak; kötülük, insanın karşılaşmak istemediği bir durum olarak tanımlanabilir. Toplumu canlı bir varlık olarak düşündüğümüzde ve her canlı varlığın kendini korumak için çeşitli mekanizmalar geliştirdiğini düşünürsek, toplum içinde iyiliğin tavsiye edilip kötülüğün dışlanması temelinde her insanın bilinçaltına yerleşen, vicdan, acıma gibi duygularla açıklanabilir.
Dünya üzerinde birçok kötülük vardır. Kuşkusuz ki bunların sebepleri de çoktur. İnsanın bencilliği, para, mal ve mülk hırsı, ruhsal bozukluklar, eğitimsizlik gibi durumlar kötülüğün sebeplerinden bazılarıdır. Neticede kötülüğün temeli insana dayanmaktadır. İnsan faktörü; kıskançlık, başkalarını çekememe, daha fazla kazanma hırsı, çıkar çatışması gibi sebeplerden dolayı başka insanlara, canlılara ve doğaya zarar verilmektedir.
Kötülüğü engelleyebilmek için bize önemli görevler düşmektedir. Kötülüğü önlemek için ilk önce kötülük yapmak istediğimiz kişinin yerine kendimizi koyabilmeyi (empatiyi) öğrenmeliyiz. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi, başka kimseye yapmaktan kaçınmamız gerekir. Herkesin kardeşçe, sevgi ile yaşayabilmesi, huzurlu ve mutlu olması, iyiliğin hâkim, kötülüğün mahkûm olması da buna bağlıdır. Eğer başka insanlara zarar vermezsek, dünyamız daha güzel yaşanabilir bir dünya olur.
İyilik ise Allah’ın rızasını kazanmaya sebep olacak her güzel iş ve hayırdır. Müslüman, iyi olan, iyilik yapan ve başkalarının iyiliğini isteyen kişidir. Müslüman, eli, dili ve malı ile yapabileceği kadar iyilikte bulunmalıdır. Bu, onun görevidir. Allah, mutlaka yaptığımız iyilikleri bilir ve karşılığını verir. Kötülük ile Müslümanlık hiç bir şekilde bağdaşmaz. Çünkü Müslüman sadece iyi olan değil, aynı zamanda başkalarının iyiliğini de isteyen, onlara iyiliği tavsiye eden, kendilerine iyilik için yol gösteren insandır. Hatta kötülükten sakındırmak da sonuç itibariyle iyiliktir.
Dini metinlerimizde insanlara iyilik yapmaları emredilmiş ve bunun yolları gösterilmiştir. Allah Teâlâ konu hakkında Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Ey Müminler! Sizden öyle bir topluluk olsun/oluşsun ki bu topluluktaki fertler insanları hep iyi ve güzel değerlere davet etsin, insanlar arasında iyiliğin hâkim kötülüğün mahkûm olması için uğraş versin. İşte böyle kimselerdir nihai/uhrevî kurtuluşa erecek olanlar.”[Âl-i İmrân, 3/104] "........ İyiliği hâkim kılmak ve kötüşüğü mahkum kılmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah islemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir."[Mâide, 5/2] "Mümin erkek ve kadınlar birbirlerinin yârân ve yardımcısıdırlar. Onlar iyiliğin hâkim, kötülüğün mahkûm olması için uğraşırlar." [Tevbe, 9/71].
Bir insanın bizzat kendisine ve aile bireylerine karşı görevlerini yerine getirmesi bir iyiliktir. Komşusu ile olan ilişkilerinde kırıcı olmaması, ona her konuda yardım elini uzatması bir iyiliktir. Bir yoksulun, bir yetimin yedirilip giydirilmesi ve barındırılması nasıl maddî iyilikse, güler yüz ve tatlı sözle gönüllerinin alınması, sevgi ile başlarının okşanması da bir iyiliktir. Üzgün ve dertli birini teselli etmek, bildiklerini bir başkasına öğretmek, çevremizdekilere doğru yolu göstermek, hasta, yaşlı ve kimsesizleri ziyaret etmek, gideceği veya aradığı yeri göstermek bir iyiliktir.
Sokakta, caddede, mahallede, çarşıda, pazarda taşı, çamuru, pisliği, dikeni, kısaca insanlara eziyet veren ve tiksinti uyandıran bir şeyi ortadan kaldırmak iyiliktir. Çöpü, süprüntüyü başkalarını rahatsız etmemek için ortada bırakmamak iyiliktir. Yaşlı yahut hasta birinin işlerini görmek iyiliktir. Kısaca Allah ve Resulünün bizden yapılmasını istedikleri, akıl ve vicdanın hoş gördüğü bir şeyi yapmak iyiliktir. Hatta kötülükten sakınmak ve başkalarına kötülük yapmamaya çalışmak da iyiliktir. Bütün bu iyilikler de "sadaka"dır. Bütün bunların ötesinde Allah ve Resulünün emir ve yasaklarının tümünü yaşamak ve bu hükümleri yeryüzünde hakim kılıp uygulamak için uğraşmak iyiliktir.
Sayılmakla bitirilemeyecek kadar çok olan iyiliklerin bir yarış havası içinde yapılması her Müslüman'ın görevidir. Herkesin yapabileceği bir iyilik de mutlaka vardır. Hatta Müslüman, yalnız bu iyilikleri yapmakla kalmamalı, başkalarının da bunları yapmasına yardımcı olmalıdır. Onları iyilik ve yardım konusunda teşvik etmelidir. Çünkü Allah Teâlâ, iyilik yapmak, kötülükten sakındırmak hususunda yardımlaşmamızı emretmiştir. Allah için iyilik yapan, Allah için maddî ve manevî yardımda bulunan kimsenin mükâfatını da şüphesiz Yüce Mevlâ'mız verecektir.
İyilik yapmak ve bu konuda yardımlaşmak kadar, kötülükten sakındırmak da Müslümanların görevleri arasındadır. Mümin kişi gördüğü kötülükleri, ister büyük ister küçük olsun, eliyle düzeltmeye, o fenalığa engel olmaya çalışmalıdır. Bunu yapamayanların kötülük yapanlara nasihat etmeleri, yaptıklarının çirkinliğini anlatmaları, sözle onları kötülükten vazgeçirmeye çalışmaları gerekir. Eğer böyle davranılırsa kötüler ve kötülükler azalır. İyilik yaygınlaşır. Toplum huzur bulur. Aksine davranış kötülüklerin salgın gibi her tarafa yayılmasına, toplumun içten çökmesine sebep olur. Bunun içindir ki dinimiz, iyiliği hâkim ve kötülükten mahkûm kılmayı (emr bi'l-ma'rûf nehy ani'l-münker) emreder ve bunu Müslümanların yapmaları gereken en önemli görevleri arasında sayar.

 


Adana
Yorumlar (1)
    Google