• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 22 Ekim 2014
  • 22:14
  Adana Haber
İki kat çalıştık Adana'nın en hızlı büyüyen unlu mamüller halkası Özgelinkaya'nın sahibi Ahmet Yarar, başarı sırrını açıkladı.

İlgili Galeri - Öz Gelinkaya

Haber: Aliye Gültekin

Fotoğraflar: Nuri Pir

 

Unlu mamüllerde 30 yıllık tecrübe sahibi aile şirketi Özgelinkaya Unlu Mamülleri ve Pastaneleri Sahibi Ahmet Yarar, bugün 5 şubede, toplam 70 personel ile Adana'daki yapılanmasının perde arkasını şöyle özetledi; "Biz 30 yıl boyunca hep 16 saat çalıştık. Sektörümüzün mesai saatleri 8 iken, biz iki katı çalışıyorduk. Sabah 4, akşam 9 diyorduk. 16 saat çalışarak geldik bugünlere... Hep kontrollü ve istikrarlı büyüdük, bugün Adana'nın bildiği bir marka olduk."

 

Aliye Gültekin: Adana'nın hızlı büyüyen unlu mamüller zinciri Özgelinkaya'nın var oluş noktası nereden başlıyor?

Ahmet Yarar: 1983 yılında Mardin'den Adana'ya geldik. O dönemler geçimimizi simit satarak sağlıyorduk. Çok simit sattım. Yeri geldi sürahiyle su sattım, yeri geldi araba egzoz işi yaptım. 1987 yılına kadar ekmeğimi bu saydığım işlerden çıkardım. Simit satarak bir yere kadar diyerek, bir unlu mamüllerde çalışmaya başladım. 1987 yılından 1991 yılına kadar pastanenin imalathanesinde usta olarak çalıştım. Ailemizin diğer fertleriyle bir durum değerlendirmesi yaptık, 'bu işi biz yapabiliriz' dedik ve ilk işletmemizi Kuruköprü mahallesinde açtık. Sektöre aile şirketi Özgelinkaya unlu mamülleri adı altında girdik. 1991 yılına kadar yine bu işin toptantıcılığını yapıyorduk yani bir çok okula simit satıyorduk. 1995-1996 yılları arasında yine kendi içimizde yaptığımız değerlendirmeler sonucu, Adana'da sektörümüzde gördüğümüz ciddi boşluktan da yola çıkarak, bu işi götürmeye karar verdik. Hakikaten o dönemler, Adana'nın bulvar ve caddelerinde unlu mamülcüler yoktu. Bu boşluğu doldurmaktan hareketle, 1994 yılında yine Kuruköprü 3. noterliğin yanında 2. şubemizi açtık. Piyasadaki ciddi boşluk devam ediyordu, buna karşılık talepte çok fazlaydı. Bu ihtiyaçlar bizi 3. şubemizi açmaya kadar götürdü. Koza oteli yanında 3. şubemiz Özgelinkaya unlu mamüllerini de devreye soktuk. Bu kez farklı sempetlerdeki (Yüzüncüyıl, Kenan Evren bulvarı) müşterilerimizden yoğun talep aldık, artık orada da şube açmamız gerekliydi. Özgelinkaya unlu mamüller zinciri kademe kademe büyüyordu artık. 1997 yılında Barajyolu, 1998 yılında eski müze karşısı, 2002 yılında Kenan Evren Bulvarı'nda şubeler açtık. Kenan Evren'e ikinci bir şube ihtiyacı doğdu, hemen o bulvarın semt pazarı karşısında bir şube daha açtık. Özgelinkaya Unlu mamülleri merkezi Kuruköprü Özler caddesi olmak üzere, bugün toplamda 5 şube ile Adana'da hizmet veriyor. Artık bir Adana markası olduk.

 

 

Aliye Gültekin: Neden 'Özgelinkaya' ismi?

Ahmet Yarar: Gelinkaya doğduğumuz köyün ismi. Biz istedik ki, köyümüzün ismi, doyduğumuz memleket Adana'da hizmet sunduğumuz sektörle anılsın. İlk kuruluş dönemlerimizde bizim köyümüzün ismini oluşturan çeşitli sektörlerde işletmeler vardı Adana'da. Bizim sektörde de benzeri isimlerin oluşmasının önüne geçmek adına Öz ifadesini yerleştirerek, 'Özgelinkaya'yı seçtik...

 

 

Aliye Gültekin: 5 şubenizle kaç kişiye istihdam yaratıyorsunuz?

Ahmet Yarar: Dediğim gibi biz bir aile şirketiyiz. Ailemizin bazı fertlerinin de yer aldığı işletmelerimizde 50'nin üzerinde insana istihdam yaratıyoruz. Allahs kısmet ederse bu sayısı çoğaltacağız.

 

Aliye Gültekin: Bunun dışında farklı bir uğraşınız var mı?

Ahmet Yarar: Bunların dışında bir de tekstilciliğimiz var. Çok büyük çaplarda olmasa da bu alanda da Yarar ailesi olarak kendimizi gösteriyoruz. Burada da yaklaşık 15-20 çalışanımız var. Dolayısıyla toplamda 70 kişiye istihdam sağlamış oluyoruz.

Adana Demirspor'ın yönetiminde görev alacağım. Altyapıdan sorumlu yöneticilik teklifini aldım. Bir de siyasi bir geçmişim var Mardin'de. 2004 seçimlerinde Midyat İlçesi Gelinkaya yani kendi köyümden, Belediye Başkan aday adayı olmuştum...

 

 

Aliye Gültekin: Kademe kademe büyüdüğünüz iş hayatınızda, başarınızı neye bağlıyorsunuz?

Ahmet Yarar: Yaklaşık 30 yıldır bu sektörden ekmek yiyor, ekmek yediriyoruz. Dediğiniz gibi kademeli kademeli gittik, bugün 5. şubeye ulaştık. Ama biz hep kontrollü ve istikrarlı büyüdük. Aile şirketi olmamız münasebetiyle de güzel bir ekip oluşturduk. Dolayısıyla işimizi severek ve sahiplenerek yapıyoruz. Hiç başından ayrılmıyoruz. Mesela, bizimle çalışan aile fertlerimizin her biri ürettiği ürünlerde ihtisaslaştı. Baklava da Sultan Yarar, Unlu mamüllerde Mehmet Emin Yarar, Baklava ustacılığında Hüseyin Yarar, kızartmalık tatlılarda Ramazan Yarar, yaş pastada ise İsmail Yarar ustalıklarını konuşturuyor. Aile olarak güzel bir ekibiz. Başarı ve sır diyorsanız, biz 30 yıl boyunca hep 16 saat çalıştık. Sektörümüzün mesai saatleri 8 iken biz iki katı çalışıyorduk. Sabah 4, akşam 9 diyorduk. 16 saat çalışarak geldik bugünlere. 1987 yılından 2002 yılına kadar, bu değişmez gerçeğimizdi. Şu anda öyle ama artık işler yoluna girdiği için sabah 7, akşam 8-9 diyorum...

 

Aliye Gültekin: Hedefte halkayı genişletmek, başka illere açılmak var mı?

Ahmet Yarar: Dediğim gibi kontrollü büyüyerek geldik. Elbetteki daha da büyümek en büyük hedefimiz. Hatta İstanbul'a açılmayı düşünüyoruz kısa vadede. Bütün kazancımızı ve emeğimizi kendi işlerimize döküyoruz nitekim neden olmasın?

 

Aliye Gültekin: Adım başı unlu mamulleri görmek mümkün Adana'da. Özellikle son zamanlarda hızlı bir artış göstermesi sizce neden kaynaklanıyor, ihtiyaçtan mı, yoksa..?

Ahmet Yarar: Aslında şu anda sektörümüz durgun ve hareketsiz. Arz-talep dengesi pek de canlı değil. Bizim sektörde korkunç bir rekabet furyası başladı. Bugün dediğiniz durumun esas sebebi de bu;rekabet, özellikle birbirleriyle rekabetten kaynaklanıyor. Bu mantıklı bir büyüme mi? Bence hayır, hiç de mantıklı değil. Bu konuda Belediyelere ciddi sorumlulukların düştüğüne inanıyorum. Sizce, 3 km uzunluktaki bir bulvarda 10 tane kuyumcu, pastaneye ruhsat verilmesi doğru mu?

Teşvik gibi görünmesin, kimisi söz ettiğimiz durumdan ötürü vergisini ödeyemez, çalışanın parasını veremez hale geliyor, geldi de. Demem o ki; aynı mesafede, aynı faaliyet kolundaki işletmelere ruhsat vermek sıkıntı yaratıyor.

 

 

Aliye Gültekin: Dedik ya, adım başı pastane... Bu kadar pastane, unlu mamülcü arasında farkınızı nasıl hissettiriyorsunuz. Müşterinin sizi seçme gerekçesi nedir?

Ahmet Yarar: Adana'da 60 şubesi bulunan bir unlu mamülcünün, 50 şubesinin önünde olduğumuzu söyleyebilirim. Biz kalitemiz, güvenimiz ve uygun fiyatımızla hep tercih edilen bir unlu mamülcüyüz. Özgelinkaya marka oldu Adana'da, Adanalı bu markayı biliyor.

İmalatta çalışanlarımızın çoğu kendi ailemizden. Dolayısıyla orada bir özen ve özveri söz konusu. Hal böyle olunca ortaya çıkan ürün kalitesini de varın artık siz düşünün...

Ürünlerimizin tamamında birinci sınıf malzeme kullanıyorz. Mesela, Konya'nın pastalık ova marka unlarını kullanırız 25 yıldır. Herşey birinci sınıf kalitedir bizde. E birde işin içine, sevginizi, emeğinizi, 30 yıllık ustalığınızı koyarsanız, ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız.

 

Aliye Gültekin:Marka pastanelerle bir yarış söz konusu mu? Mesela, hangi ürünlerinizde daha çok iddialısınız?

Ahmet Yarar: Unlu mamüllerimizde çok çeşide sahibiz;kızartmalık tatlılar, yaş pastalar, nişan ve düğün pastaları, resimli özel yaş pastalar, sütlü tatlılar, kurabiye ve ekmek çeşitleri... Bunların hepsi Özgelinkaya kalitesinde, Adanalının sofrasında...

1990'lı yıllardan 2000'li yıllara kadar ana kalemlerimizi simit, sosyete poçası ve sütlü ekmek oluşturdu. Bu ürünlerde Adana'da kimse bizimle yarışamaz, bu kalemlerde birinci sıradayız, bunu en iyi Adanalı bilir... Pasta ve tatlı çeşitlerine gelince, kendimizi burada da geliştirdik olabildiğince. Özellikle kızartmalık tatlıda büyük ilgi görüyoruz.

Ancak son yıllarda yaş pastaya büyük ağırlık veriyoruz, son 1 yıldır bu dalda büyük yatırımlar yaptık, ciddi yollar katettik. Günde 200-250 aralığında kalıp pasta satıyoruz. Hedef bunun üzerine çıkmak. Zaten Özgelinkaya'nın tüm ustaları, ustalık ve eğiticilik belgelerine sahiptirler. Kısacası biz gerçek anlamda kaliteyi, hak ettiği değere, hatta biraz ucuza satıyoruz.

 

Aliye Gültekin: Arkadaş ve sosyal çevrenizde size neden 'Köylü Ahmet' derler..?

Ahmet Yarar: Aliye hanım, biz memleketimizden Adana'ya geldiğimizden beri hiç değişmedik. Orada doğduk, burada doyuyoruz. Kendimizi bu memlekete karşı da sorumlu hissediyoruz. Bugün bize bu nimetleri, zenginlikleri veren Adana. Geldiğim konum hiç bir zaman beni şımartmadı, aksine daha da mütevazileştirdi. Bugün 5 şubenin başında biri olarak yeri gelir imalathanenin başında pasta yapar, yeri gelir tezgahta tatlı dökerim, yeri gelir patron koltuğuna otururum... Geldiğimiz yerleri unutmadık, unutmayacağız da. Doğallığı sever ve doğal kalırım. Belki bu yapılarım itibariyle 'Köylü' derler...


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google