Farkında mısınız!
Son günlerde Türkiye'nin bir çok ilinde FETÖ/PDY operasyonları yapılıyor.
Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz haftalarda yaptığı sert çıkıştan sonra paralel yapıya yönelik operasyonlar da hız kazandı.
Ülkenin dört bir yanında gözaltılar ve tutuklamalar olurken Adana her zaman ki sessizliğini koruyor!
Demek ki Adana hala Cumhurbaşkanı'nın mesajını alamamış!
Oysa Sayın Cumhurbaşkanı PKK terör örgütü kadar tehlikeli olan Fetullahçı Terör Örgütü yani FETÖ için sıfır tolerans demişti.
İsterseniz Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın o sözlerini bir kez daha hatırlatalım.
Ne diyordu Erdoğan:
"...Paralel'le mücadele bizim vazgeçilmezimizdir. Bu konuda en yakınım bile olsa taviz vermem. Mücadelede bir aksaklık olursa, buna neden olanla ilgili gereğini yaparım…"
Adana'daki makam sahipleri, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve AK Parti Hükümeti'nin paralel yapıyla ilgili net ve tavizsiz tavrını umarım şimdi anlamışlardır.
Dedim ya ülkenin dört bir yanında paralel yapıya yönelik operasyonlar yapılıyor.
Himmetin yasal olmadığı FETÖ tutuklamalarıyla anlaşılıyor.
Adıyaman, Mersin, Şanlıurfa, Kayseri, Antalya, Gaziantep, Samsun, Kilis, Çorum, Muş, Sakarya, İzmir kısacası yurdun dört bir yanında Fetullahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik operasyonları haber ajanslarından takip ederken Adana'dan hiç bir ses duyulmuyor!
Himmet adı altında soprculardan, sanatçı ve işadamlarından toplanan paraların nasıl örgüte aktarıldığı soruşturuluyor.
Peki Adana'da paralel yapı mensupları himmet adı altında para toplamıyor mu?
Diğer illerde yaşananlar operasyonlarla günışığına çıkartılırken Adana FETÖ'nün hiç bir alanda faaliyet göstermediği bir şehir mi diye sormak gerekiyor.
Oysa Adana, paralel yapının en önemli merkezlerinden biri konumundadır.
Ama her ne sebepse Adana paralel yapıya dokunulmayan bir şehir haline gelmiştir.
Son operasyonlara baktığımızda paralel yapının HİMMET yani haraç bir başka ifadeyle para toplama işi terör örgütüne finans sağlama suçunu oluşturuyor.
Adana'da FETÖ para toplama işine girmemiş mi?
İşte bu söze kargalar bile güler!
Uzağa gitmeyin, bugün son bölümünü okuyacağınız Mustafa İnan himmet organizasyonunu aşama aşama anlatıyor.
Bu ifadeler Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer alıyor.
Yani resmi bir ifadeden söz ediyoruz.
Mustafa İnan eski bir cemaatçi!
Şimdi geçmişte yaşadıklarını anlatan sade bir yurttaş.
Dün okuduğunuz bölümde paralel yapının belirlediği işleri üstlenen müteahhitlerin belediyelerden ruhsat dahi alma ihtiyacı duymadan inşaatlarını yaptıklarını söylüyor.
İnşaatların belediyelerle ilgili sorunlarını ise cemaatin önemli isimlerinden işadamı Ahmet Coşkun'un çözdüğünü anlatıyor.
Üniversite ve okul arazileri için özellikle Paralel Yapı'ya yakın bankalardan işadamlarına nasıl kredi çektirildiği de bugünkü bölümde yer alıyor.
Anlayacağınız himmetin kralı bu şehirde gerçekleşmiş.
Paran yoksa cemaate yakın bankalardan kredi imkanları sunulmuş.
Kaçış yok, kurtuluş yok!
FETÖ'ye para vermen için her tezgah kurulmuş.
Peki Adana'daki devlet erkanı bu ifadeleri okumuyor mu?
Bize ulaşan bilgiler kendilerine ulaşmıyor mu?
İşte bütün sorun bu soruda gizli!
Tabi bu yazı dizisi bu sır perdesini aralamak için kaleme alınıyor.
Türkiye Finans Bankası'nın önemli hissesi Kayserili Boydak ailesine ait.
Peki bunlar cemaate uzak insanları bankalarında görevlendirirler mi?
Kendi sır dünyalarına sokarlarmı yabancıyı?
Ya da sosyal demokrat bir avukata bankanın vekaletini verirler mi?
Neyse bu sorular her gün tek tek yanıtını bulacak!
Yazacaklarımızla sanırım en çok Paralel Devlet Yapılanması ve Feullahçı Terör Örgütüyle amansız bir mücadele sürdüren AK Parti karışacak.
Çünkü kamuflaja bürünenler Adana'nın AK Partisinde en önemli konumdalar.
Evet biz dün kaldığımız yerden Mustafa İnan'ın mahkeme dosyasına giren ifadesine dönelim.
Mustafa İNAN anlatıyor:
"...Toplantıyı Muammer ÇALIŞKAN yönetti. Bizlere hitaben “İlimizde Fatih Üniversitesi adı ile Şambayat mevkiinde bir üniversite yapılacağını, bu üniversite için arazinin alınması gerektiğini, en ucuz arazinin Şambayat Mevkiinde olduğunu söyledi. Bu arazinin içindeki imara dahil olmayan kısımlarla toplam 350 dönümlük bir arazi olduğunu hatırlıyorum. Muammer ÇALIŞKAN bu araziyi alabilmemiz için bankadan kredi kullanılması gerektiğini ancak bankanın %80 lik kısmı için kredi verdiği, %20 lik kısmının peşin olarak bizim tarafımızdan ödenmesi gerektiğini söyledi. Ben bu %20’lik kısım için 10,000TL para verebileceğimi söyledim. Orada bulunan öğretmenler hariç gelen iş adamlarının hepsi belirli miktarlarda peşinat verdiler. Geriye kalan %80 lik kısım için benim adıma düşen arazinin 39 dönüm olduğunu öğrendim. Bu 39 dönüm arazinin alınması ile Çukurova Eğitim kültür Vakfına hibe edilebilmesi için yukarıda da isminden bahsettiğim ve Cemaatin emlak işlerini takip ettiğini söylediğim Hasan GÖLMEN’e vekalet verdim. Ancak bu parçanın alınabilmesi için Türkiye Finans Bankasına ben gittim. Bu bankadan 36 aylığına aylık yanılmıyorsam 3.700 Euro aylık taksitler halinde kredi kullandım. O dönemde 3.700 Euro yaklaşık 7.000 TL yapıyordu. Ben bu kredinin yaklaşık olarak 20 aylık taksidini ödedim. Sonrasında Cemaatle bağımı koparmam nedeniyle kalan taksitleri ödemedim.
Benim bankadan kullanmış olduğum kredi miktarı yıllık olarak Cemaate ödemeyi taahhüt ettiğim himmet içerisinden düşülmek üzere kullandığım kredidir. Yani yıllık olarak vereceğimi taahhüt ettiğim miktardan bu krediyi düşünce kalan miktarı himmet olarak Cemaate veriyordum.
Ben bu araziye bir inşaat yapıldığını sanıyordum. Cezaevine girmemden önce yanılmıyorsam 2014 yılı başlarında Muammer ÇALIŞKAN ve Cemaat yönetimi tarafından alınan karar doğrultusunda benim de bir bölümünü alarak hibe ettiğim araziye hiçbir şey yapılmadığını gördüm.
Ben bu arazinin üniversite yapılması amacıyla toplandığı ve yine bu amaçla Vakfa devredildiğini biliyorum. Bu arazinin üniversite arazisi dışında bir amaçla kullanılıp kullanılmadığından haberim yok.
Belediye Meclisi tarafından belirtilen bu üniversite arazisine yönelik herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığını, bu konuda Belediye Meclisinde bir karar alınıp alınmadığını, herhangi bir yoğunluk değişimi yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Eğer bu üniversite arazisi olarak bildiğim yer üzerinde bir değişiklik yapılmışsa bu tamamen yukarıda isimlerini verdiğim ve Adana için karar organı ya da Adana ilinde kararları alan kişiler olarak belirttiğim isimler tarafından yapılmıştır.
Cemaat içerisinde Adana’nın en üst toplantılarına katıldım. Ancak yukarıda belirttiğim gibi benim bu toplantılarda karar alma veya yönetim anlamında bir faaliyetim olmadı. Ben tamamen finansman sağlanılması amacıyla Cemaat tarafından kullanıldım. Dediğim gibi amacım Allah Rızası için hizmet etmek, fakir ve ihtiyaç sahiplerini gözetmekti.
2010 yılında Muammer ÇALIŞKAN ve Seyhan Beton ortaklarım tarafından dolandırılmam sonrasında Cemaatten ayrıldığımı söylemiştim. Bu dolandırılma işleminin de naylon faturalarla yapıldığını belirtmiştim. Seyhan Beton firması adına kesilen naylon faturaları öğrendim. Tahsil edilmeyen paraların tahsil edilmesi ve bana ait olan kısmının tarafıma verilmesi konuları gündeme geldi, sonrasında piyasada bulunan yaklaşık 7.000.000TL alacağın bir kısmının tahsil edildiğini ancak bana ödeme yapılmadığını öğrendim. Sonrasında eski ortaklarımla aramızda meydana gelen bir takım sürtüşmelerden dolayı 2014 yılı Eylül ayında cezaevine girdim. 380 gün cezaevinde kaldım. Cezaevinden 2015 yılı Eylül ayında çıktım. Cezaevinden çıktıktan sonra Muammer ÇALIŞKAN ile Adliyede karşılaştık. Muammer ÇALIŞKAN bana hitaben “kendine gelmen için ne kadar gerekli, 100.000TL kadar versek yeter mi?” diye sordu. Ben bu teklifini kabul etmedim. Ancak bana yardım etmek istiyorsan 25.000 Dolar veya Euro borç vermesini, bu parayı alacaklarımı toplamam sonrasında kendisine vereceğimi söyledim. Kendisi de “arkadaşları ile görüşeceğini, onlardan da alacağı çekler ile bana yardımda bulunacağını” söyledi. Ben de bu şekilde yapılacak bir yardımı kabul etmeyeceğimi belirttim ve ayrıldım. O günden bu güne de kimse ile görüşmedim. Suçlamaları kabul etmiyorum. 2010 yılında Cemaatin gerçek yüzünü görerek ayrıldım…"











