• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 17:04
  köf1
Her makam verilen her mühür teslim edilen DEVLET ADAMI olamaz

Gazetecilik yaşamımda hep arsızı-hırsızı yazdım.

Kamuyu soyanları, tüyü bitmemiş yetim hakkını talan ettirenleri.
Genelde devletin malını deniz olarak görenleri.
Yiyenleri, yedirenleri yazdım.
Bir liraya yapılabilecek işleri "nasıl olsa para devletin kasasından çıkıyor" anlayışıyla 100 liraya yaptıranları gördüm.
Kısa yoldan köşe dönen belediye başkanlarını, bürokratları tanıdık.
Üç kuruşluk maaşlarıyla villalarda, lüks evlerde oturanları, aile boyu altlarına çektikleri son model arabalarla padişah hayatı yaşayanları tanıdık bu memlekette.
Belediye başkanlarının, belediye üst düzey bürokratları ile kamu kurumlarının başındaki müdürlerin, yetkili amirlerin şatafatlı yaşamlarının kaynağı elbette ki kendilerine teslim edilen makamlar ve imkanlardır.
Bu makam ve kaynakları KENTİNE değil de KENDİNE kullandığın zaman dönersin köşeyi elbette.
Burası Adana;
Devletin malını deniz olarak görenlerin, kısa yoldan köşe dönen utanmaz ve uyanık atanmışların, seçilmişlerin memleketidir bu şehr-i Adana.
Peki her kurum ve o kurumun başında ki her yetkili için geçerli mi yukarıda yazdıklarımız.
Hepsi kötü, hepsi üç kağıtçı ya da rüşvetçi mi?
Hepsi mi kamu malını soyduruyor, talan ettiriyor?
Elbette hayır.
Bazen güzel insanlar çıkıyor karşımıza.
Dürüst ve onurlu yaşamayı ilke edinmiş insanlar.
Vatanı ve milleti için gözükara hizmet etmeyi şiar edinmiş seçilmişleri de var bu memleketin atanmışları da.
Misafirlerine ikram ettiği çayı, kahveyi kendi cebinden ödeyecek kadar ince düşünen namuslu insanlarımız da var.
Zaten onları tanımasak, görmesek temiz bir Adana hayalimizin  gerçekleşmesi için niye çaba gösterelim ki?
Onlar olmasa pes eder susarız o vakit!
Ama dediğim gibi bizlere hala umut olan insanlar var.
Umudumuzu besleyen, yarınlara hala umutla bakmamızı sağlayanlar.
Ve bir gün bu ülkenin kamu kurumlarında, belediyelerinde şaibesiz ihalelerden, ranta dayalı yapılmayan imar değişikliklerinden söz edeceğimize, kamu kurumlarını rüşvet, vurgun, talan, soygun, yağma  gibi sözcüklerden arındıracağına bizleri inandıran ve umutlandıran yetkililerimizi de anlatmalıyım sizlere.
Hep kötüleri, talancıları, hortumcuları yazacak değilim ya, iyilerden de söz etmeliyim.
Dürüst devlet adamlarından da.
Bugün çok farklı bir kurumdan ve o kurumun başında ki en yetkili isimden söz edeceğim.
Yıllar önce ama çok eski yıllarda Adana Adliyesi ulusal medyanın 3. sayfa haberleriyle anılmazdı.
Sadece kavgalı-gürültülü, vurdulu-kırdılı haberleri yoktu Adana Adliyesi'nin.
Mesela, belediye imkanlarıyla ev sahibi olan hakim ve savcılarıyla da meşhur olmuştu Adliyemiz.
Onları da belgeleriyle yazmış bir gazeteciyim.
Yine geçmişte Adalet Bakanlığı'nın bir DGM Savcısı hakkında yaptığı soruşturma raporlarını görmüş, soruşturma tutanaklarındaki hakim ve savcı ifadelerini okuduğumda bazı yargı mensuplarının ne denli kirli bir çarkın içerisinde olduğuna tanık olmuştum.
Yine o tarihlerde program yaptığım bir tv kanalında bunları tek tek anlatmış "tuz kokmuş" diye haykırmıştım.
Yıllar önce yukarıda bahsettiğim olayları yazan bir gazeteci olarak bugün Adana Adliyesi'ndeki bir "DEVLET ADAMI"ndan söz edeceğim sizlere.
Devlet adamının sözlük anlamı nedir orasını bilemem.
Ama tahmin ediyorum ki sizin de aklınıza hemen; elinde devletin mühürü olan, son derece ihtişamlı makam odasına sahip, onlarca korumasıyla ve kendilerine tahsis edilen lüks makam araçlarıyla gezen-tozan, her söylediği emir kabul edilip anında uygulanan insanlar geliyordur.
Bu mu devlet adamlığı?
Elbette değil.
Devlet adamı; devletini ve milletini koruyan, kollayandır.
Devletin kendisine emanet ettiği delikli tek kuruşu dahi kendi namusu gibi gören ve koruyan insana devlet adamı denir.
Mesela Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali YELDAN gibi insanlara "devlet adamı" denir benim sözlüğümde.
Kolay değildir bu payeyi almak.
Her makam verilen, her mühür teslim edilen devlet adamı olamaz.
Bu ülkede devlet adamı olarak anılmanız için önce vicdanınız olmalı.
Tüyü bitmemiş yetim hakkının ne olduğunu idrak etmeniz ve bulunduğunuz makamlarda ircaatlarınızla bunu hayata geçirmeniz gerekir.
Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali YELDAN kendisine verilen makamda bunu hayata geçirmeyi başarmış nadir devlet adamlarımızdan biridir.
Bunu laf olsun diye söylemiyorum.
Ya da yağcılık olarak algılamayın.
Hoş medyamız da bu işi beceren insanlarımız var.
Ama hiç kimse çıkıp da Adana Cumhuriyet Başsavcısı hakkında bunları yazmaz.
Çünkü Ali YELDAN akçeli bir kurumu yönetmiyor, ihale dağıtmıyor, ranta dayalı iş yapan bir kurumun tepesinde oturmuyor.
Olaylara sadece gazeteci gibi bakarsanız böyle bir yazıyı kaleme alabilirsiniz.
Ben de gazetecilik yapıyorum ve yazıyorum.
Evet, Başsavcı YELDAN'ın bir icraatını yakından takip ederek bu sonuca vardım.
Devlet imkanlarının çarçur edildiği, kısa yoldan köşe dönme heveslileri tarafından yandaşlara peşkeş çekilip, hortumlatıldığı bir dönemde Ali YELDAN isminde bir Cumhuriyet Başsavcısı ortaya çıkıyor ve tüyü bitmemiş yetim hakkının nasıl korunup kollanacağını bize icraatlarıyla gösteriyor.
Adalet mülkün temelidir.
Güzel bir söz.
Ama aynı zamanda ADALET dürüst olmanın da gereğidir.
Bugün Ali YELDAN'ın oturduğu Adana Cumhuriyet Başsavcılığı makamında nice isimler görev yaptı.
Ne yazık ki hiç biri Adana Adliyesi'nde görev yapan hakim ve savcıların sosyal yaşamlarını düşünen bir projeyi hayata geçiremedi.
Bilirsiniz hakim ve savcılar diğer kamu görevlilerinden farklı statüde görev yaparlar.
Özel yaşamlarına son derece dikkat etmeleri gerekir.
Çünkü onlar adalet dağıtan insanlardır.
Bu nedenle gittikleri mekanlar, sohbet ettiği insanlar, arkadaşları hatta adliye dışındaki kılık kıyafetleri ve davranışları bile mercek altındadır.
Bunların hepsinin yazılı olduğu bir yönetmelik vardır ve tüm hakim ve savcılarımız bu yönetmeliğe uymak zorundadır.
Peki Adana Adliyesi'nde görev yapan hakim ve savcılarımızın aileleriyle birlikte gidip yemek yiyecekleri, oturup sohbet edecekleri ya da sportif ve sosyal faaliyetlerini hayata geçirecekleri bir mekanları var mı?
Yok...
Bugün Adana'da bırakın kamu kurumlarını, sosyal faaliyet gösteren dernekler ve sivil toplum örgütlerine bile özellikle belediyelerin yarattığı imkanlarla sosyal tesisler, lokaller, konaklama yapabilecekleri misafirhaneler yapılmıştır.
Ama ne acı ki attıkları her adıma dikkat etmeleri gereken savcı ve hakimlerimize bu imkan maalesef bugüne kadar tanınmamıştır.
Çünkü bunu düşenen bir insan Başsavcılık makamına oturmamıştır.
Ali YELDAN bunu başardı.
Ama hakim ve savcılara sosyal tesis yapıyor diye Adana Cumhuriyet Başsavcısı'na övgüler yağdırmıyorum bunu da bilesiniz.
Önemli olan bu tesisi nasıl yapıyor olması.
İşte devlet adamlığı burada ortaya çıkıyor YELDAN'ın.
Adana'nın Güzelyalı mahallesinde çok eskilerde tahsisi yapılan ama unutulan bir arazi üzerinde bugün YARGI MENSUPLARI EĞİTİM TESİSİ inşaatı yükseliyor.
İnşaatı görünce araştırmaya başladım.
Keşif bedeli kaç lira, ihalesini hangi müteahhit kazandı bakalım gerçekten bir hizmet amacımı taşıyor yoksa bir yandaşı zengin etme aracı mı?
Sonuç mu?
Bu sorularımın hiç birinin yanıtı yok maalesef.
Çünkü ortada ihale yok, dolayısıyla ihaleyi kazanan müteahhitde!
Hani bir söz var ya; "bir insanın fikri ne ise zikri de odur" diye
Başsavcı YELDAN'ın fikriyle başlayan proje yine YELDAN'ın zikriyle devam ediyor.
Kendi imkanlarıyla yapıyor.
Her hangi bir devlet kurumunun ya da belediyenin mal edeceği paranın belki de onda birine mal olacak bu projeden söz ediyoruz.
Hele rantçı bürokrat ve belediye başkanlarının talimatıyla şişirilmiş keşiflerle ihale edilen bir projenin sanırım yirmide biri fiyatına mal olacak bir eserden söz ediyoruz.
Çünkü Adana'da yapımı süren yargı mensupları eğitim tesisi bir rant aracı değil tamamen bir hizmet amacı taşıyor.
Adalet Bakanlığı'nın onayı var elbette.
Katkısı da.
Malzemeler devletten, işçilik ve hizmet ise Adana Açık Ceza İnfaz Kurumunda yatan mahkumlardan.
Kimileri mahkumiyetleri süresince mesleklerini yapma imkanı buluyor, kimi mahkumlarda yeni meslek sahibi oluyor.
Üstelik emekleri de karşılıksız kalmıyor.
Peki bu tesis bittiğinde kimler yararlanacak?
Sadece Adana Adliyesinde görevli hakim ve savcılar mı?
İşin boyutunu anlamanız için kısa bir bilgi paylaşayım sizlerle.
Adana ile birlikte çevre illerimiz Mersin, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Gaziantep'de görev yaklaşık 20 bin yargı mensubu hakim ve savcılar ile yargı çalışanlarına hizmet verecek.
Aileleriyle birlikte gidip oturacakları, sosyal etkinlikleri hayata geçirecekleri hatta konaklayabilecekleri bir tesis piyasa rayiçlerinin neredeyse 10'da bir fiyatına yapılıyor.
Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali YELDAN bu tesis için Adalet Bakanlığı'ndan onlarca trilyonluk bütçe çıkartabilirdi.
O bunu yapmadı.
Devletinin parasını, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ona buna peşkeş çektirme yoluna gitmedi.
Birilerini zengin etmek, o işten de nasiplenmek için bir araç olarak görmedi bu projeyi.
İstese…
Bütün mesele burada gizli.
Ya namuslu devlet adamı olacaksın ya da devlet adamı maskesiyle devletin imkanlarını har vurup harman savuracak, birilerine peşkeş çekeceksin.
Günümüz Türkiye'sinde kolayı değil zoru seçmiş Başsavcı Ali YELDAN.
Namuslu olabilmeyi,
ve tüm kirliliğin arasında namuslu kalabilmeyi.
Zor olan güzel ve değerlidir.
Zoru başarmak….
Unutulan bir araziden mesai arkadaşlarına dev bir eser kazandırmak.
Çalmadan, çırpmadan
çaldırmadan, hortumlatmadan
demek ki oluyormuş.
İnsan isterse namuslu kalabiliyormuş.
Ali YELDAN hepimize gösterdi ki bozuk ve kirli olan makamlar değilmiş.
Böyle gelmiş diye böyle gitmezmiş!
İnsanlarmış kirleten,
insanların kolaycılığa kaçması, yanlışlarını basit ve kaçamak bir savunmayla "böyle gelmiş böyle gider" masalı.
Hayatımda bir defa gördüm Ali YELDAN'ı.
Ne çayını içtim ne de sohbet ettim.
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nin toplantısında tokalaştık sadece.
Muhabbetim bundan ibarettir.
Bu yazıyı yazmamın nedeni ise kirlerinden arınmış temiz bir Adana özlemimizin artmasına neden olan icraatı ve katkısıdır.
Buradan vurgunculara, talancılara ve hortumculara menfaatleri uğruna devleti yağmalatan seçilmiş ve atanmışlara sesleniyorum;
gelin namuslu olun
devletin size emanetini namusunuz gibi koruyun.
Tüyü bitmemiş yetim hakkıyla kısa yoldan köşe dönme hevesinden vazgeçin
Devlet adamı maskesiyle dolaşmayın
gerçekten devlet adamı olun…
İnanın zor değil, devlet adamı olmak kolay aslında.
Yeter ki Ali YELDAN gibi düşünün ve yaşayın.


Adana
Yorumlar (1)
    Google