Türkiye Cumhuriyeti Devletini ele geçirmek amacıyla yıllarca sinsice ve iktidarlara yamanarak organize suç örgütü oluşturan ve başta kamu kurumlarına, yargının bütün kademelerine sızan, emniyeti teşkilatını ele geçiren, ekonominin can damarlarını ele geçirmeye çalışan ve birçok sektörde de hakim olan tam anlamıyla parelel bir devlet yapılanması oluşturan bu çete ilgili yapılan soruşturmalara onların deyimi ile yetmez ama evet diyoruz.
Bir an hatırlıyalım; geçmişteki Anayasa refarandumu sürecinde ortalığı "yetmez ama evet" diyerek yargının bu yapının kontrolüne girmesine neden olanlar, bu süreçte Polis, Savcı, Adli tıp, TÜBİTAK, Yargıtay zinciri ile insanları Silivri zindanlarına atan bir hainlik ve ihanet zincirinin bütünüdür bunlar.
Siyasi iktidar ile girdikleri güç savaşı bu çetenin ifşasına neden olmuştur. Neden ne olursa olsun bu gelişme ülkemiz için hayırlı olmuştur.
Millet bu karanlık ve tehlikeli çetenin nerelere ne boyutlarda nerelere kadar kök saldığını ve ne haltlar yediğini hayretle gördü ve gerçekle yüzleşti. Öyle ki; bazı işadamları sorunlarını çözmek ihaleler almak ve mahkemelerdeki davalarının kendi lehine çözülmesi için devlet içinde devlet kuran bu çeteye himmet adı altında rüşvetler vermeye başlamıştı.
Ülke neredeyse Adli Tıp’tan umudunu kesmeye başlamış adil yargılanmayı unutmuştu! Kamuda sınav sorularını çalarak birçok kritik noktaya kendi adamlarını yerleştirmiş ve kendilerinden olmayan herkesi tehdit eder bir konuma gelmişlerdir. Çete’ye bağlı polisler yakalıyor çetenin emrindeki savcılar tutukluyor. Yargıtay da çoğunluğu ele geçirdikleri dairelerde yuvalanmış yargıçlar da onaylıyordu
Devlet içinde yuvalanan silahlı polisleri, savcı ve yargıçlardan oluşan TÜBİTAK, Adli Tıp gibi kritik kurumlarda örgütlenerek diledikleri kişiler hakkında sahte belgeler, sahte dijital belgeler üreterek haksızlığın, alçaklığın ve ihanetin her türlüsünü sergileyerek TSK’ya, milli güçlere ve genelde Cumhuriyet’e karşı iyice azgınlaşmışlardı. Şimdilerde deşifre olan ihanetleri açığa çıkan bu çete’ye karşı yapılan mücadeleye "yetmez ama evet" diyoruz. Bu karanlık organize suç çetesinin tüm Kamu kurum ve kuruluşlarından temizlenmesi, soruşturulup yargılanması gerekli ve zorunludur. Devletimizin bekaası için.
Adana’da bu çetenin sızmış olduğu kurum ve kuruluşlardan da acilen temizlenmesi, özellikle yargıda kendini gizleyen ve iktidar partisi içinde halen sessizce bekleyenlerin temizlenmesi soruşturmanın selameti için acil bir zorunluluktur. Adana’da özellikle iş adamları örgütlerinin mutlaka mercek altına alınması gereklidir. Yıllarca iktidara yaslanarak ekonomik çıkarları uğruna bu çeteye menfaat sağlayan, içli dışlı olan, himmet toplama adı altında rüşvet toplama toplantıları düzenleyen, yurt dışında özellikle Afrika’daki FETÖ/PDY okullarına yardım gezileri düzenleyen işadamları, medya sahipleri, kamudaki görevliler de mutlaka soruşturmalı ve incelenmelidir.
Şimdi kimseler; bu karanlık ve tehlikeli suç örgütünü "demokrasi, basın özgürlüğü, insan hakları" gibi çağdaş kavramların arkasına sığınarak savunmaya ve mazur göstermeye kalkışmasın, çalışmasın.











