Fettullah Gülen'in 1959 yılından başlayıp 70'li yıllarda kendi müstükil gurubunu oluşturarar devam ettirdiği Paralel Devlet Yapılanması çalışmalarında sürekli aynı örgütlenme modeli ve stratejisini takip ettiği anlaşılıyor. Örgüt, tabanının ve etki alanının sürekli genişleterek meşruiyetini bu yolla sağlamaya çalışıyor.
FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili olarak hazırlanan kapsamlı raporda Örgütün yönetim modeli ve hiyerarşik yapısı da detaylı olarak ele alınıyor. Örgütün uzun vadeli planlarını hayata geçirmek için kendisini gönüllüler hareketi, sivil toplum örgütü gibi sunup aldatma girişimlerine karşı rapor büyük önem içeriyor.
Rapordaki ayrıntılar FETÖ'nün Adana'daki yapılanma ve etkinlik kurma yöntemleri hakkında da net fikir veriyor. Yazı disizinin ilerleyen bölümlerinde verilen örneklerle süreç içerisinde FETÖ ile mücadele edenlerin tespit ve uyarılarının hayata geçirilip geçirilmediğini de göreceksiniz.
Evlilik kararlarında bile belirleyici olan örgüt, erkeği kendi kurum veya kuruluşlarında veya yararlı olacağına inandıkları bir alanda istihdam ediyor. Evin kadını kadın faaliyetlerinde etkinlik gösterirken çocuklar da örgüte ait eğitim kurumlarında yetiştirilerek ailenin bütün fertleri ile kontrol altında tutulması sağlanıyor.
FETÖ/PDY YÖNETİM MODELİ
Pensilvanya Örgütü 'lider merkezli' bir yapıya sahiptir. Lidere en yakın insanlar liderin koruyucusudurlar. 'Lider' etrafında örgütlenen hareketin en dışında ise, 'örgüte ilgi duyanlar' bulunur. Bu tür bireyler önemlidir; çünkü örgüt meşruiyetini sempatizanlarının sayıca çokluğuna dayandırmaktadır. Bu bireyler esas itibariyle 'örgüt içinde değillerdir', ancak 'örgüt dışında' da değillerdir. Sadece örgüte ilgi beslemektedirler.
FETÖ/PDY örgütlenmesi; gizlilik, hiyerarşik yapılanma, pelür kâğıtları ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme (CV) ve kod adı kullanma gibi özellikleri ile yasadışı terörist örgütlenmelerin taktiklerini kullanmaktadır. FETÖ/PDY'de F.GULEN'in verdiği kararı sorgulama anlamına gelecek her düşünce, eylem veya tavır kuvvetle ezilmekte, liderin ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları, aklın da ötesinde bir kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır. F.GÜLEN başta olmak üzere örgüt yöneticileri, halka hitap ederken büyük bir tevazu sergilerken, örgüt içerisinde mutlak bir otorite ile hareket etmekte olup, örgüt içerisinde ödül ve ceza sistemi uygulanmaktadır.
Örgüt mensuplarının evlilikleri dahi bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Evlilik kararı veren örgüt mensubu bu durumu kendisinden sorumlu imama iletmekle, müstakbel eşini yine örgüte bağlı olan bayanların resimlerinin bulunduğu bir katalogdan seçmektedir.
Böylelikle hem mensupların örgüte bağlılığı artırılmakta hem de örgütten ayrılma durumunda, ayrılan kişilerin eş ve çocukları örgüt talimatı ile kendisinden uzaklaştırılarak baskı oluşturulmaktadır.
Örgüt mensuplarının iş ve özel hayatlarındaki bütün kararlarını örgütün tasarrufuna bırakmış olmalarının altında yatan sebeplerden en önemlisi, bağlı oldukları imamların ve Fetullah GÜLEN'in hata yapmayacağına inanmış olmalarıdır. Ayrıca örgüt mensuplarının tamamına belli görev ve sorumluluklar verilerek bağlılıkları perçinlenmektedir.
Yazarı M.Abdüllfettah ŞAHİN (Fetullah GÜLEN) olan "ÖLÇÜ VE YOLDAKİ IŞIKLAR" isimli kitabın 57. ve 58. Sayfalarında "Hizmet İnsanı" başlıklı bölümde "Cemaate bağlı kişinin azimli / kararlı ve hizmete karşı itaatkâr, her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde KENDİ RÜTBESİ DEĞİL DE HİZMETİN RÜTBESİNİ ÖN PLANDA TUTAN, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını/canını/sevdiklerini hizmet için feda etmeye hazır olması" gerektiği vurgulanmıştır.
Fetullah GÜLEN'in "Ne olursanız olun makam şöhret başınızı döndürmesin. "SIFIR" olun. Olun ki büyük rakamlarda büyük yerlerde kullanılasınız." Şeklindeki sözleri ise, örgüt mensuplarının fonksiyonel değerini ifade etmektedir. GÜLEN'e göre bireysel olarak hiçbir anlam ifade etmeyen fertler örgüt bünyesindeki faaliyetleri ile değer kazanmaktadır.
Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden FETÖ/PDY'nin, dini değerleri zamana ve şartlara göre kendi idealleri doğrultusunda yorumlaması, ülkesi ve devleti ile barışık olmak yerine devleti kendisine hasım olarak görmesi, açık ve şeffaf olmak yerine bir istihbarat örgütü gibi "kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar" kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetleri yurt dışından idare etmesi ve hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasadışı yöntemi kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize olmuş bir örgüt olduğunu ortaya koyan unsurlardır.
ÖRGÜTÜN HİYERARŞİK YAPISI
Devlet kurumlarının muhtelif tarihlerdeki raporlarında, bu örgütsel yapının hiyerarşik durumu, dönemsel olarak ortaya konulmaktaydı. Örneğin, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün '1999' yılında yapmış olduğu bir çalışma esnasında yapılan tespite göre, bu yapılanma şu şekildeydi:
İstişare Grubu (?)
Dünya İmamı (F.GÜLEN)
Coğrafi Bölge İmamı
Ülke İmamı
Bölge İmamı
İl İmamı
İlçe İmamı
Semt İmamı
Mahalle İmamı
Ev İmamı (Işık evleri)
Ser Rehberler
Belletmenler
Öğrenciler ve örgüt mensupları (şakirt ve şakirdeler).
Örgütün hiyerarşik yapısı, günümüzde çok daha gelişmiş ve karmaşık bir hal almış olup, alman ifadeler ve yapılan çalışmalarda örgütün mevcut yapılanmasının aşağıda gösterildiği şekilde olduğu anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY Örgütü; 'coğrafi', 'sektörel' ya da 'kurumsal' anlamda, "imam" olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan bir çalışma ve hiyerarşik düzene sahiptir.
FETÖ/PDY mensuplarınca "Kâinat İmamı" ve "Mehdi" olarak kabul edilen Fetullah GÜLEN'in liderliğini yaptığı örgüt; Danışman Kadrosu, Kıta İmamları, Ülke İmamları, Bölge İmamları, İl İmamları, İlçe İmamları, Esnaf İmamları, Semt İmamları, Ev İmamları üzerinden örgütlenmiş ve tabana yayılmıştır.
Kıta, ülke, bölge, şehir, ilçe, semt ve ışık evi sorumlularının yanı sıra kamuda (Bakanlıklar ve taşra teşkilatları, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri) ve özel sektörde (Hukuk büroları, bilişim şirketleri, muhasebe firmaları vb.) faaliyet gösteren kurumların her birinin başına örgüt tarafından "imam" olarak adlandırılan ilgili kurumların hiyerarşik yapıları dışında sorumlular atanmaktadır.
Kurumsal imamların genelde kurumun dışından olması söz konusu olmakla birlikte; her kurumun ayrıca kendi içerisinden sorumlu imamları da olabilmektedir. Bunlar kurum imamına karşı sorumludurlar.
Mülkiye, Emniyet, TSK, MİT ve Yargı içerisinde faaliyet gösteren imamlar ise ayrı bir yapılanma içerisinde yer almakta, bu yapılanmada yer alanlar, devletin hassas kurumlarında görev yapmaları nedeniyle takip edilmemek için diğer örgüt mensuplarına nazaran daha fazla önlemler almakta ve teknolojinin iletişim konusunda sağladığı imkânlardan kontrollü bir seviyede istifade etmektedir.
Örgütün yurt içinde toplum tarafından bilinen eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, medya organları sağlık kuruluşlarının Türkiye Mütevellisine bağlı ayrı sorumluları bulunmaktadır. Bunlar örgütün önemli birer finans kaynağı olmanın yanı sıra, taban kazanmak ve algı operasyonları yapmak maksatlarıyla da kullanılmaktadır.
Türkiye'den sorumlu imama, beş bölge imamı, ona da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup; her birisinin başında ayrı bir yetkili (imam) atanmıştır. Semt imamlarının altında o semte bağlı evlerin, ışık evlerinin imamları yer alır.
Her bölgenin başında da yine bir imam (bölge imamı) vardır. Başındaki imamla beraber bir de 'eğitim danışmanı’ bulunmaktadır. İmam, daha çok işin finansal ayağını oluşturan esnaf sisteminin uygulanmasını sağlarken; paralel yapının temelini oluşturan talebe kısmının başında 'eğitim danışmanı’ bulunur.
Bu beş bölge; İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep ve Erzurum bölgeleridir. Bölgeler, illerden oluşur ve üstte 'Bölge İmamı', altında ise 'İl İmamları' bulunur. İller de, 'büyük iller' ve 'küçük iller' olarak ikiye ayrılır. Büyük illerde, illerin altında 'en az iki' olmak üzere, eyaletler olur. Her eyaletin 'en az üç büyük bölgesi' söz konusudur. Örneğin Ankara, ilk zamanlar 3 bölgeden oluşurken, daha soma bölge sayısı 5'e çıkarılmıştır. Büyük bölgeler ise, 'en az üç küçük' bölgeden oluşur. Hiyerarşik düzen; il imamı, eyalet imamı, büyük bölge imamı ve küçük bölge imamı şeklindedir. İmamlar, işin para kısmından ve maddi anlamda her şeyden sorumludurlar. Küçük bölgelerin parası, büyük bölgenin muhasebecisinde toplanır. Her büyük bölgenin, her eyaletin ve her ilin birer muhasebecisi vardır. Yapı, yukarı doğru bu şekilde sıralanır. Ast-üst ilişkisi, askeri bir hiyerarşiden daha sistemlidir. Toplanan paralar için hiçbir zaman makbuz verilmez. Bölge imamına ve muhasebecisine sonsuz güven vardır.
Bu arada her küçük bölge en az yedi - sekiz evden oluşur; kimi bölgelerde ise on üç-on dört ev bulunmaktadır. Her büyük bölgenin bir ‘Zaman gazetesi Sorumlusu’ bulunmaktadır. Bu kişinin görevi, mütevelli esnaflar üzerinden gazeteye abone bulmak ve abonelerin takibin yapmaktır. Her mütevellinin belirli bir ‘gazete aboneliği' hedefi vardır. Tiraj önemli olduğu için gazetelerin okunup okunmadığının önemi şoktur. Hatta bir kişinin gazeteye abone olması için, 'okur-yazar' olmasına dahi gerek yoktur. Abonelikler 'yıllık' yapılır. Çoğunlukla kredi kartıyla yapılan bu abonelikleri 'iptal etmek' de mümkün değildir. Bazı dönemlerde bir esnaf ’20-30 abone’ hedefi alır ve bunu gerçekleştirir, Öğrenci evlerinde ev imamları, evde kalan her öğrenciyi abone yapmakla mükelleftirler. Bu uygulama, dershanelerdeki öğrenciler ve bunların velilerine kadar yaygınlaştırılabilmektedir. Hatta bir dönem, zorunlu abonelik 'Sızıntı Dergisi' için de söz konusu olmuştur.
Herkes, haftalık istişarelerde bir üstüyle bir araya gelir ve kendisine bağlı kişilerin örgütle ilişkisinin düzeyindeki gelişmeleri anlatır. Gazete ya da dergiye yapılan abonelikler ile 'toplanan bağışlar' konusunda rapor verir. Kurban Bayramı'nda deri toplanması, okulda bir organizasyon düzenlenmesi gibi, 'proje bazlı' konular, 'istişare toplantıları' adı altında konuşulup karara bağlanır. Bu istişarelerde; daha üst abilerden gelen ve merdiven mantığıyla 'imamdan - imama' tüm örgüte ulaştırılan 'emir' ve 'tavsiyeler' paylaşılır. O günün siyasi ve aktüel gündem konularına karşı alınacak ortak tavırlar öğrenilir. Bu hususlar, daha sonra ev ve yurt odası istişarelerinde mensuplara aktarılır.
Örgütün legal görünümlü eğitim, finans, medya gibi faaliyetlerinden sorumlu imamlar ile illegal yapılanmalardan sorumlu imamları arasında geçişler olabilmektedir. Eğitim alanında faaliyet gösteren bir imamın zamanla kamu kurumlarından sorumlu olması ya da illegal alanda görev alan bir il imamının medya faaliyetlerinde görevlendirilmesi mümkündür.
ÖRGÜTÜN YEMİN METNİ
Bilumum karar listesindeki esaslara riayette bulunacağıma;
Hizmet adına uhdeme aldığım vazifeleri veya kararla bana tahmil edilen mükellefiyetleri, 'itirazsız' yerine getirmeye çalışacağıma;
Münferit hareket edip bu kararlara muhalif davrandığım an, ihtiyarımla bu kadrodan kendimi ıskat edip, 'herhangi bir talebe gibi' dershanede vazifeme devam edeceğime;
Sonuç olarak; F.GÜLEN'in 1970'lerin sonunda başlattığı uzun vadeli projenin ilk halkasını eğitim oluştururken, tedrisattan geçenler başta Emniyet, Yargı, TSK ve Mülkiye olmak üzere, devletin önemli kademelerine yerleştirilmiş, bir kısmı ise 'işadamı' olmaya aday gösterilmiştir. Örgüt bir yandan eğitimle kadro yetiştirip, bir yandan da diğer alanlarda etkinliğini artırmıştır.
YARIN: ÖRGÜTÜN İSTİHBARAT AĞI VE ARŞİVİ











