• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 17:26
  Adana Haber
FETÖ/PDY dosyasına başlarken

Adana Haber Gazetesi Fettullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) dosyasını açıyor. Kuşkusuz Adliyede devam eden bir dava sürecinde bu dosya çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor. Türkiye basını bir süredir iyi bir görüntü vermiyor.

Daha önce ağırlıklı olarak kişisel hak ihlallerinden yakınılırken Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi kumpas davaları sürecinde medya birer linç aygıtına dönüştü.
Küresel sistemin algı oluşturma aracı haline getirdiği medyayı kendisine örnek alanlar haber, ve doğruların peşine düşmek yerine bir amaç doğrultusunda hareket ettiler. Operasyonlar için kamuoyunu hazırlayıp algı oluşturmakla uğraşıldı. Televizyonlar, radyolar, gazeteler durmadan aynı yalanlarla sürek avı başlattılar.
Sahte verilerle oluşturulan sözde delillerden yola çıkarak kitaplar yazıldı.
Ülkenin savunma gücünü oluşturan ordusunun kurmay kadrosu etkisizleştirilerek Türkiye her türlü operasyona hazır hale getirilmeye çalışıldı. Ordusuna güvenmeyen bir halk oluşturulmak istendi. Ortadoğu coğrafyasında düzenli ve disiplinli bir ordusu olmayan halkların başına nelerin geldiğini gören yurtseverlerin direnişi, bireysel savunmalardan çok vatan savunması mahiyetindeydi.
Kumpaslar bir, bir çökmeye başladı.
Dünyanın sayılı orduları arasında sayılan TSK'nın kurmay kadrosu başta olmak üzere, aydınlar, gazeteciler ve neredeyse tüm muhaliflere dönük bu operasyonu yapmak kolay iş değildi. Basına da büyük bir rol ve görev biçilmişti. Davaların, mağduriyetlerin, acıların uzun sürmesi basın sayesinde sağlandı.
Kısa bir süre önce bu deneyimi yaşamış gazeteciler olarak elbette daha dikkatli olmak zorundayız.
Riskten kast ettiğim budur.
Adana Haber'in, yazarlarının ve tüm çalışanlarının hedefi kumpas davalarına benzer bir sürek avı başlatmak değildir. Bu bir gazetecinin haddi ve görevi de değildir.
Ancak gazeteciler bulundukları toplumun parçası oldukları gibi bir yerde aynası gibidir.
İnsanlığa, topluma karşı sorumlulukları vardır.
Gazeteciliği diğer profesyonel mesleklerden ayıran bazı özellikleri olmalıdır. Marangozun yaptığı çürük masa belki sadece bir aileyi ilgilendirir ama gazetecinin öyle mi?
Hiç tereddüt edilmesin:
Doğruların peşinde olacağız.
Ucunun kime dokunacağına bakmayacağız.
Senaryo yazmayacağız.
Kimseden talimat almayacağız.
Yönlendirme çabalarına karşı uyanık olmaya çalışacağız.
Mustafa Kemal Atatürk, 1929 yılındaki bir konuşmasında, "Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdırlar" diyor.
Başka söze gerek var mı?

 


Adana
Yorumlar (1)
    Google