"Organize suç örgütünün talimatıyla haber yaptığı” iddiasıyla Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Sabah Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi Ersin Ramoğlu, Ankara Ekler Koordinatörlüğü yaptığı dönemde de gazetecilerin dikkatinden kaçmamış.
Bir tek biz değilmişiz, bu adamın yaşam tarzını meslekle ilişkilendiremeyen.
Ankaralı gazeteciler de hayretle izlemişler Ramoğlu’nu.
Şaşırmışlar!..
Meslek etiğini sorgulamak zorunda kalmışlar.
Aralarında mektuplaşıp, o mektupları da köşelerinden Türkiye’ye duyurmuşlar.
Hürriyet Haber Ajansı Ankara eski Temsilcisi, usta gazeteci Sezai Bayar da çözememiş Ersin Ramoğlu’nu. Öylesine şaşırmış ki Ramoğlu’nun gazetecilikle bağdaşmayan davranışlarına, hayretini, yine Hürriyet Gazetesi yazarı Serdar Devrim’le paylaşmış.
Serdar Devrim de, yakın dostunun gönderdiği ironi ve eleştri yüklü mektubu köşesinden yayınlayarak kamuoyuna duyurmuş.
Devrim, Ersin Ramoğlu’nun seceresini bizler kadar bilmediğinden yazısının başlığına, “Adana usulü gazetecilik” demiş.
Adana usulü değil, “organize gazetecilik” ya da “tetikçilik” daha yerinde olurmuş. Organize suçlardan yargılandığı davanın iddianamesinde öyle yazıyor Ramoğlu’nun.
Hoş, Ersin Ramoğlu, Adanalı da değildir zaten. Bilinmeyen bir nedenle memleketi Trabzon'dan kopmuş, kapıldığı rüzgarda Adana’ya kadar sürüklenmiştir.
Neyse; lafı daha fazla uzatmadan, usta gazeteci Sezai Bayar’ın “yazı yazmayan yazar” sınıfına koyduğu Ersin Ramoğlu’nu anlatan mektubunu okuyalım:
SERDAR DEVRİM
Adana Usulü Gazetecilik
24.01.2006
Sevgili Serdar, uzun süredir gazetecilik mesleği, mesleğin etiği, yenilikler ve gelişmeler konusunda tek satır yazmak gelmedi içimden. Ta ki Sabah Gazetesinin Ankara eki yayınlanıncaya kadar. Bir ay kadar önce Ankara Sabah 30 sayfalık bir ekle Ankaralılar’a merhaba dedi. İhtiyaç vardı, ya da yoktu tartışmasına girmeyeceğim. Çok yapıldı. Bayat konu. İlave yeni okuyucu getirdi, getirmedi tartışması da abes. O da bayatladı. (Sezai BAYAR/Ankara)
Önemli olan “itibar” sağladı mı?
Yerel habercilikte bir “çizgi” tutturabildi mi?
Ve en önemlisi “halkın sesi ve nefesi” olabildi mi?
Bunlar ileride tartışılabilir. Erken daha.
Bu ilavenin çıkışında en net fark edilen şey yerel yayının başına getirilen gazeteci kişinin Adana’dan gelmiş olması. Adana ilavesini yapmış bir gazeteci. Biz yeni tanıdık. Hiç adını duymamıştık. Ne yazık ki yeni kuşak meslekdaşları iyi izleyememişiz. Gerçi pek genç ve yeni sayılmaz ama bu arkadaşımız Adana’da başarılı olduğu için Sabah Ankara ekine tüm Çukurova Bölgesi il ve ilçe belediyeleri reklam gönderdiler.
Adana Belediyesi'nin yerel başarıları Ankaralı’yı ne kadar ilgilendirir bilemem.
Anlaşılan Adana ilavesindeki yerel haberin bedeli değil de jesti olarak paralı-parasız bilenen ilan yağdı Ankara ekine. Şaşırdık kaldık.
Bir de şaştığımız şey, ilavenin tek patronu görünen Ersin Ramoğlu’nun tanıtımının son derece yoğun biçimde yapılmış olması.
Tamam çok başarılı bir Adana deneyimi olabilir. Adana’da ilave sayesinde Sabah gazetesi bir milyon daha fazla satmış (!) olabilir. Ama Ankara’da daha ne olacağı belli değil.
Üstelik Ankara ilaveleri getiriden çok götürü unsuru. Reklam verenler bir iki gün sonra ortadan kaybolurlar ve ilave astarı yüzünden pahalı hale geldiği için patron haklı olarak ilaveyi kapatır. Nitekim bu filmi geçmiş 30 yılda bir kaç kez gördük ve yaşadık.
Neyse benim üzerinde durmak istediğim, Ramoğlu’nun üzerine bina edilen ilavedeki “Adana Usulü Gazetecilik” sorunu.
Arkadaşın fotoğrafı bir ay içinde sayılmayacak sayıda yayınlandı ilavede.
Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ile yapılan Ankara gezisi ve izlenimleri fotoğraflı olarak yedi gün yedi gece yayınlandı ilavede.
Ama Ramoğlu imzası ile değil. Bir hanım muhabir imzasıyla.
Yani ilk defa tanık olunan bir şey gerçekleşti.
İlavenin Ankara Temsilcisi yanında görevlendirdiği muhabir ya da “asistan muhabiri” ile Melih Gökçek’in icraatlarını kalem kalem, satır satır yazdı. Yayınlarda Gökçek ve Ramoğlu başroldeydi. Ramoğlu’nun sadece fotoğrafları vardı, yazısı kendisine ait değildi.
Şu sıralar da Keçiören Belediye Başkanı yazı dizisi var. Orada da bir başka bir asistan, ya da muhabir yazı dizisini kaleme almış. Ramoğlu fotoğrafları ile yazıyı desteklemiş anlaşılan.
Şimdi gelelim soracağım soruya.
Hürriyet’in Adana Temsilcisi Sinan Tanyıldız yıllardır Çukurova bölgesinde görev yapıyor.
Son zamanlarda bu köşedeki fotoğrafları da tazelendi ve benim gibi gülmeye çalıştığı bir fotoğraf çektirmiş. Gerçi benim gibi gülememiş ya...
Neyse çok eski arkadaşım olduğu için soruyorum “Adana’da gazetecilik yaparken temsilciler yanlarında asistan gezdirirler mi? Yani, “yazı yazmayan yazar” sınıfında mı sayılırlar? Adana ilavesinde de aynı durumlar mı yaşandı? En önemlisi Çukurova Bölgesindeki tüm il ve ilçe belediyelerinin Ankara ilavesine verdikleri ilanlar paralı mıydı, yoksa parasız mı? Paralı ilan ise bu belediyelere tanıtım için halkın paralarını çarçur etmek zorundalar mı?”
Sadece merak ettim.
Başka ne olabilir ki?
Sevgiler,
Sezai











