Sabah Gazetesi Temsilcisi'nin herkese bol keseden salladığı günlerde "Senin adın Ersin Ramoğlu mu yoksa Ali Ersin Ramoğlu mu?" diye sormuştum.
Bazıları bu soruyu sorgulamıştı!
O günlerde "Mahlas isim kullanılabilir" diyeninden, "Senin kalibrende bir gazeteciye bu soru yakıştı mı, ha Ersin ha Ali Ersin, ne fark eder?" diyenine kadar çeşitli yancılar çıkmıştı.
Her sorunun bir anlamı vardır.
Bu satırların yazarı soruyorsa bunu iş olsun diye sormaz.
Sanırım şimdi anlamışsınızdır.
Ali Ersin Ramoğlu, meydanı boş bulmuş sallıyordu.
O günlerde "Benim bir metrekare tapulu arazim de, bankada tek kuruş param da yok. Falanca şu villayı nasıl aldı. Ben ondan çok kazanıyorum" diyordu.
Her tarafı yanlıştı.
Ali Ersin Ramoğlu'na "Bir metre kare tapum yok" dediği günlerden bir yıl önce kendi elimizle 140 metre karelik daire teslim etmiştik.
Hatırlayanlar bilirler.
TOKİ ile yapılan anlaşma gereği dar gelirli gazetecilere uzun vadelere yayılan ödemelerle konutlar yapılacaktı. Anlaşmanın bir tarafında TOKİ diğer tarafında ise ÇGC ve TGS vardı. Ben her iki kurumda da ikinci başkandım.
Dar gelirliler için projelendirilen 65 metre karelik evlerdi.
Meslektaşlarımızın bir bölümünün halen oturduğu Aksantaş konutları bunlardır.
Bir kısım ödeme gücü yüksek olanlara ise bunun iki katı büyüklüğünde üç oda bir salon evler yapılacaktı.
İşte Ali Ersin de o büyük ve ödemeleri diğerlerinin yaklaşık üç katı olan evlerden almıştı. Sözleşmeyi Ali Ersin Ramoğlu imzalamıştı.
TOKİ'nin, Halk Bankası'nın, ASKİ'nin kayıtlarında ismi hep Ali Ersin Romağlu olarak geçiyordu.
Alan "Ali Ersin Ramoğlu" idi, malım yok diyen ise "Ersin Ramoğlu"
Resmi adı Ali Ersin olduğu için aklınca kurnazlık yapıyordu.
Nüfusta Ali Ersin Ramoğlu olan birini Ersin Ramoğlu olarak ararsanız ne tapuda, ne adliyede ne de başka bir resmi kurumda bulamazsınız.
Nitekim Ankara'da yargılandığı çete davasında da ismi Ali Ersin Ramoğlu olarak kayıtlıdır.
Öyle görülüyor ki, daha birçok davada gerçek adını duyacağız.
Yıllar önce sorduğumuz sorunun yanıtını olaylar, resmi tutanaklar, adli sicil belgeleri getirdi önümüze serdi.
Çok değil bir kaç yıl sonra bunların nereden güç aldıklarını veya alıyormuş görüntüsüyle toplumu nasıl manüple ettiklerini, kimleri yargısız infazla astıklarını hep beraber göreceğiz.
Bu ülke, bu şehir kimleri gördü.
Şimdi esameleri okunmuyor.
Yarın bunların da okunmayacak.
Adaletin hakim olduğu bir hukuk düzeninde bugün yaptıklarının hesabı da çatır, çatır sorulacak.











