Çukurova Üniversitesi ile ilgili açtığımız yolsuzluk dosyasına zorunlu bir mazeretten ötürü sadece bir gün ara vermek zorunda kaldık.
Dün Ankara'daydım.
Bir günlük ani bir ziyaret.
Hani şu Sabah Gazetesi'nin temsilcisi var ya, kendisini gazeteci zannedip çete davalarında sanık olan, gazetecilik yerine mafya vari örgütlerin tetikçiliğini yaptığı için yargılanan Trabzon Oflu Pehlivan Ersin için gitmiştim Ankara'ya.
Yeni dosyaları olduğunu öğrendim.
Ve bazı yakın iş adamı dostlarından bu adamı yani Trabzon Oflu Pehlivan Ersin'i dinleme şansım oldu.
Bilmediğim özelliklerini öğrendim.
Kendisinden nasıl bahsedildiğini kulaklarımla duydum.
Bir de yanında Temel'i var ya!
Ankara O'nuda çok iyi tanıyor.
Özelliklerini, zaaflarını iyi çözmüş Ankaralı dostlar!
Biliyorsunuz bu Trabzon Oflu Pehlivan Ersin ağır bir by pass ameliyatı geçirmişti.
Bu tür ameliyat geçirenlerin ruhsal sorunları oluyormuş.
Gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı küfür, hakaret ve iftiralarını da bu ağır ameliyatın etkisine bağlıyorum.
Birde Kurban Bayramı sonuna kadar izin verdim bu Trabzon Oflu Pehlivan Ersin'e.
Ne biliyorsa yapabilir, yazabilir.
Bayram sonuna kadar herşey serbest O'na.
Ama bayramdan sonra vereceğim belgeli yanıtlara yarım yamalak çalışan kalbi ne kadar dayanır işte orasını ben bilemem.
Bu arada Ankara'da Sinan 50 bin söz ediyor!
Ver 50 bini gerisini merak etme diyor.
Nedir bu 50 bin meselesi belli mi olur bunu da köşesinde yazar Tosunum…
Bak şimdi beni iyi dinle Ersin Efendi…
Seni deve kuşlarına benzetiyorum.
Tıpkı onlar gibisin.
Ama acıyorum da….
Hayvana olan sevgimi bilir herkes.
Hayvanlaşan insanı sevmem ama hayvanlar için canımı veririm.
Trabzon Oflu Pehlivan Ersin (ki bayramdan sonra bunun kısaltılmışını yazacam) yine alışkanlarını sürdürüyor ve rant uğruna yine tetikçilik yapıyor.
Çukurova Üniversitesi yolsuzluk dosyası bu çete sanığı adamı ciddi anlamda rahatsız etmiş.
Niye rahatsız oluyor Ersin bunu da bilmiyorum.
Amacı sütunlarındaki küfürlerle benim dikkatimi dağıtacak Çukurova Üniversitesi'ndeki rant şebekeside rahat nefes almış olacak.
Bir de Adana Sheraton'un işgal ettiği yeşil alan ve çocuk parkları meselesi var.
Adalı Ailesi bu işten muzdarip.
Ortada tapu gibi Danıştay'ında doğru bulduğu mahkeme kararları var.
O yeşil alanlar Yüreğir'in fakir fukara halkına iade edilecek.
Bizim Ersin ile Temel zenginleri çok severler.
Çünkü para için yapmayacakları hiç bir şey yoktur.
Gazetede ki köşesinde bana saldırarak hem Çukurova Üniversitesi Rektörü Mustafa Kibar'a hem de o üniversitesi avanta kazanç ve talan merkezine dönüştüren rantçılara şirin gözüküp belkide el altından takip ettikleri işleri bazı işleri çözecek, Dünür Kadir'i rahatlatacak, belkide bana yönelik hakaret ve iftiralarından ötürü ödül olarak oğluşunu ÇÜ'nün akademik kadrosuna aldıracak.
Ucuz ve basit oyunlar.
Ama bizim Trabzon Oflu Pehlivan Ersin'e yakışan işler bunlar.
Hem ÇÜ'yü memnun edecek hem Adalı Ailesinin içini soğutup bayrama mutlu ve şen girecekler.
Merak etmeyin!
Ben ÇÜ dosyasını da kaleme alırım, Adalıların yeşil alan işgalini de…
Sonra ikisini üstüste boyar bayram sonrası o tosuna Trabzon Oflu Pehlivan Ersin'e dönerim.
Umarım bayram sonuna kadar eyleme dayanmayan kalbi yazacaklarıma dayanır bu Tosun'un.
Neyse Çukurova Üniversitesi yolsuzluk dosyamızda yarın Yapı İşleri Teknik Daire Başkan vekili Mahmut Ergin ile Yapı İşleri Şube Müdür vekili Suat Sarı'nın Sayıştay raporlarında nasıl yer aldıklarını ve nelerle suçlandığının belgesini yayınlayacağım.
Bir günlük zorunlu rötardan ötürü özür dilerim.
8. Bölüm yarın











