PANEL DÜZENLENDİ
CHP Çukurova İlçe Başkanlığı'nın düzenlediği "Cumhuriyetçi ve Demokrat Bir Portre: Prof. Dr. Erdal İnönü" başlıklı panel, Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Prof. Dr. Korel Göymen, eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan ve eski SHP Genel Sekreteri ve Kültür Bakanı, PM üyesi Fikri Sağlar’ın konuşmacı olarak katılımıyla Çukurova Belediyesi Orhan Kemal Kültür Merkezi'nde gerçekleşti.
KADIN KOTASINI İNÖNÜ GETİRDİ
Gülsün Bilgehan, Erdal İnönü'nün, babası İsmet İnönü'ye yazdığı mektubu okudu ve anılarını anlattı. Bilgehan, Erdal İnönü'nün Türkiye'de ilk defa SHP'de yüzde 25'lik kadın kotasını uyguladığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Korel Göymen de Erdal İnönü'nün çok mütevazı olduğunu, adam kayırmacılık yapmadığını, meşruiyetçi olduğunu ve inançlı olduğunu siyaset malzemesi yapmadığını belirtti. Fikri Sağlar ise Erdal İnönü'nün hayatı boyunca en çok üzüldüğü konunun Madımak Katliamı'nda vali ve yetkililere talimat vermesine rağmen uygulanmayan talimatlar nedeniyle suçlanmış olmasını aktardı.
FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNDU
Burhan Şenatalar, İnönü'nün siyasete girmek konusunda çok tereddütler yaşadığını ve ilk etapta bir süre reddettiğini anlattı. Şenatalar, İnönü'nün siyasete girme sebebinin "Üniversitelerde fikir özgürlüğünü sağlamak" olduğunu İnönü'nün satırlarıyla aktardı. Erdal İnönü'nün Rektörlük görevini yürüttüğü ve görüş farklılıkları nedeniyle birçok sorunun yaşandığı dönemlerde ODTÜ'deki sol görüşlü öğrenciler tarafından "Devrimci değil ama dürüst bir yönetici" olarak anıldığını vurgulayan Şenatalar, İnönü'nün kendi yazdığı şu satırları belirtti: "O zaman yaptığım, fikirlerin söylenmesine, açıklanmasına yardımcı olmaktı. Fikirler rahatlıkla söylenebilmek isteniyorsa, söylenebilir hale getirilmelidir."
TÜRKİYE'YE FAZLA GELDİ
Erdal İnönü'nün bu tavrının çok ciddi bir demokratik tavır olduğunu ifade eden Burhan Şenatalar, konuşmasını şöyle tamamladı: "Türkiye'nin alışmış olduğu bir tavır değil ve bu tavrından dolayı Erdal Bey Türkiye'ye biraz fazla geldi. Onun için biliyorsunuz çok söylenenlerden biri şuydu, 'Başbakan değil de Cumhurbaşkanı olsa daha iyi' veya 'Danimarka'ya uyuyor ama Türkiye'ye uymuyor'."











