-Diyanet Sen Adana Şube Başkanlığı "Diyanetime Dokunma, Diyanetine Sahip Çık" sloganıyla basın açıklaması yapmış.
-İmamlar, vaizler eylem yapar mı?
-Yapar, yapar...
Ne yapsınlar?
"Diyanet'i kapatın biz de işsiz kalalım" mı desinler?
-Açıklama yapmışken bir de o DİB Başkanı Görmez'in de kabul ettiği fetvayı da eleştirselerdi...
-E o kadarına da patron izin vermemiştir canım.
-Patron kim, Sendika Genel Başkanı mı?
-Görünürde öyle olsa da asıl Diyanet İşleri Başkanlığı. Bağımsız bağlantısız bir sendika olsa, o malum hadise için de iki kelime eder, "Din adamlarını, görevlilerini töhmet altına sokan, çocuklarımıza, evlerimize, komşularımıza mahcub eden o açıklamayı da kınıyoruz" derlerdi.
-Yani ne kadar izin o kadar açıklama, ne kadar yol verirlirse o kadar sendika.
-Aynen öyle...
-Eleştirdikleri gazete hangisi?
-Bilmiyorlar!
-Nasıl bilmiyorlar? İşte diyor orda iki başlıktan örnek veriyor.
-Örnek verdikleri gazetenin kendi konularıyla ilgisi yok. Kendi konularını başka bir gazete yazmıştı. O iki gazetenin de yakınından bile geçmezler. Olsa olsa budur diye malum siyasetin ağzıyla sallıyorlar.
-Gerçekten öyle mi?
-Aç telefonu kendilerine sor.
-Yok yav şimdi yanlış fetva falan verirler gene ortalık karışır.
-Ne fetvası yahu bilgi soracaksın.
Bunlar imam, müezzin diye ağızlarından çıkan her kelime kutsal değil. Senin benim gibi insanlar.
-Neyse, neyse bunlar ağır mevzular kirvem bunlara girmeyeceksin!
-İyi sen bilirsin...
Hayal ürünü sandığınız bu muhabbet, sözler virgülüne kadar aynı olmasa da gerçektir.
Durumumuzu gösterme açısından da ibret vericidir.
Din adamları kendi menfaatleri uğruna hakikati dile getirmek yerine ayrıştırıcı siyasetin emrine girmiş durumdadır.
Halkımızın bir bölümü ne yazık ki hala dinini değil din adamlarını (imam, hoca, vaiz, şeyh, evliya vs) kutsal zannetmektedir.
Memleketin hala en büyük sorunu; CEHALETTİR...











