• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 20:44
  Adana Haber
Çukurova Üniversitesi'nde Pandoranın kutusunu Müteahhit Kurtar açmıştı

2 Bölüm

Çukurova Üniversitesi'ni saygın bir bilim yuvası haline getiren Kurucu Rektör Prof. Dr. Mithat Özsan'dan özür dileyerek devam ediyorum anlatmaya…
Bu özürü her yazımın başlangıcında okuyacaksınız.
Çünkü Mithat Özsan ve arkadaşları bu dev kampüsün temellerini atarken tek bir düşünceleri vardı; Türkiye'nin yarınlarında söz sahibi olacak temeli sağlam gençler yetiştirmek.
Oysa bugün eğitimle değil yolsuzluk düzeniyle anılan bir üniversiteden söz ediyoruz.
Onlarca yolsuzluk dosyasına baktığımda benim ne kadar yüzüm kızarıyorsa Mithat Özsan Hocamın da o denli içi sızlıyordur.
O namuslu ve onurlu bilim adamı Prof. Dr. Mithat Özsan kurduğu üniversitenin başarılarını duymak isterken bu yazı dizisinde tıpkı sizler gibi maalesef pisliklerini öğreniyor.
Çukurova Üniversitesi'nde yaşananları iyi anlayabilmek için kurulan rant düzenini ciddi biçimde sorgulamamız gerekiyor.
Dünü anlatmadan elbette bugüne gelemeyiz.
Prof. Dr. Alper Akınoğlu rektörlük makamına oturduktan sonra bu dev kampüs bilimsel başarı hedeflerinden hızla uzaklaştırılıp rant düzeniyle anılmaya başlandı.
Akınoğlu'yla birlikte kurulan kadrolar, yapılan atamalar yolsuzluk düzeninin de adeta startını veriyordu.
Çukurova Üniversitesi'nin her kademesinde bilimsel çalışmalar, eğitim kalitesinin yükseltilmesi gibi bir çaba yerine ihaleler ve satın alma tezgahlarının ön plana çıkartıldığına tanık oluyoruz.
Dönemin Rektörü Alper Akınoğlu kurduğu rant düzeninin deşifre olmaması için her kesimi mutlu etme derdindeydi.
Her kesimi derken inanın aklınıza gelen her kurum, her makam ya da üniversite içerisindeki etkin olan her isim Akınoğlu'nun mutluluk formülüyle efsunlanıyor, yapılan atamalar, işe alınan personel, dağıtılan kadrolar, kampüs çevresinde kafeterya için dağıtılan alanlar inanın hepsinin ardında adrese teslim ihaleleri ve usulsüz satın alma operasyonlarını gizleme yani insanları sus-pus etme çabası yatıyordu.
Tarihler Ocak 2010'u gösterdiğinde pandoranın kutusu açılıyor, Adana Haber Gazetesi'nin manşetinde Rektör Alper Akınoğlu'nun Çukurova Üniversitesi'ni nasıl yönettiği ilk kez Adana kamuoyunun dikkatine sunuluyordu.
Akınoğlu'na ağır suçlama başlığıyla verilen haberde; ÇÜ'de 15 milyon lira tutarında 49 ayrı iş yapan müteahhit Cumali Kurtar'ın Rektör ile girdiği rüşvet ilişkisini itiraf ediyordu. Müteahhit Kurtar, Savcılık dahil bir çok kuruma verdiği dilekçede Rektör Akınoğlu'na yönelik ağır ithamlarda bulunmuş, Adana Haber Gazetesi de 27 Ocak 2010 tarihli nüsasında bu haberi manşetten şöyle duyurmuştu;

"REKTÖR HAK EDİŞİMİ
AYNI GÜN ÖDETTİ"
"2004'ün sonunda hak edişlerim Rektör'ün önüne gitti. Rektör hak edişimi bir ay gibi bir süre imzalamadı. Defalarca randevu istememe rağmen benimle görüşmedi. Bu arada özel numaradan biri benimle görüşmek istedi. Bu kişi ile buluştum. İsminin Nesimi olduğunu kendisini rektörün gönderdiğini söyledi. Bana 10 milyon TL‘lik iş verileceğini karşılığında ise karın yüzde 10'unu istedi. Ben de kendisinin rektörün adamı olup olmadığını anlamam için hak edişimin ödenmesini söyledim. Nesimi rektörü aradı, ertesi gün hak edişim ödendi."

"İKİNCİ KİŞİLERİ
ARADAN ÇIKART"
"Rektör beni arayarak Kasım Gülek Köprüsü civarında bir lokantaya çağırdı. Orada beni Cavit Kavak ile beni tanıştırdı. Bana, Nesimi'yi kastederek ‘ikinci kişileri aradan çıkart, bir daha onlarla görüşme‘ dedi. Bundan sonra herhangi bir şeye ihtiyacım olduğu zaman sadece Cavit Kavak ile muhatap olmamı istedi. Daha sonra Cavit Kavak beni bürosuna çağırdı ve benden 300 bin TL borç para istedi. Ben de işlerimin onaylanmamasından çekinerek 100 bin, 50 bin, 50 bin, 70 bin TL olmak üzere toplam 270 bin TL'yi Cavit Kavak'a elden verdim."

GÜNGÖR'ÜN ZİMMET
PARASINI BEN ÖDEDİM"
"Isı Merkezi işini yapan Kutlugün İnşaatın iflas etmesinden dolayı eksik kalan 80 bin TL‘lik imalatı ödeyeceklerini taahhüt ederek bana yaptırdılar. Rektör Yardımcısı Süleyman Güngör'e çıkan 15 bin TL ‘lik zimmeti de yine aynı şekilde ödeyecekleri taahhütleriyle bana ödettiler. Bu parayı bizzat yanımda çalışan Serkan Serin yatırmıştır. Rektöre defalarca maddi sıkıntılar yaşadığımı, iflas etmek üzere olduğumu, kendisinin ödeme taahhüdünde bulunduğu bu harcamalarımı geri ödemelerini söylememe rağmen beni sürekli oyaladı."

TEMİNAT MEKTUBUNA
REKTÖR REFERANSI
"BESYO inşaatının kesin teminat mektubunun süresi bittiği için yeni teminat mektubu istendi. Ben de bankadan yeni mektup getirecek gücüm olmadığını Rektör'e ilettim. Kendisi de benim hiç çalışmadığım ve hesabımın da olmadığı İş Bankası Sarıçam Şubesine gitmemi ve orada Müdür Gökay Işık ile görüşüp mektubu alabileceğimi söyledi. Gerçekten de bu bankaya gittiğimde hiçbir karşılık sunmadığım halde Rektör beyin talimatı ile firmama 73 bin 980 TL'lik kesin teminat mektubu hazırlayıp verdiler. Neye karşılık bunun verildiği bankadan araştırılabilir."

REKTÖR AKINOĞLU
SÜREKLİ OYALADI
"Süresi biten teminat mektuplarımın çözülmeyerek, yaptığım işlerin, ödediğim zimmetlerin ve benden borç olarak alınan paraların ödenmemesi sonucu şu anda iflas etmiş durumdayım. 2005'ten 2009 yılının ekim ayına kadar benimle sürekli görüşüp sürekli vaat verip beni oyalayan Rektör iki aydan beri benimle görüşmekten kaçmaktadır. Rektör devamlı oyalamak sureti ile kamu yetkisini kullanarak beni dolandırmıştır. Ben ÇÜ‘de toplam tutarı 15 milyon TL‘lik 49 adet işi ihale ile en düşük teklifi vererek yapıp tamamladım."


Bu haber Çukurova Üniversitesi'nde bomba etkisi yapmış ancak ağır suçlamaların hedefindeki isim Rektör Alper Akınoğlu açıklama yapmak yerine susmayı tercih etmişti. Oysa bu iddialar öyle yenilir yutulur cinsten değildi.
Cumali Kurtar'ın Savcılık ve YÖK Başkanlığı'na gönderdiği mektup bir şikayetten öte adeta itiraf niteliğindeydi.
İlk kez böylesine bir dilekçe okuyordum.
O dilekçe ve ardından gelen haberler (ki Adana Haber Gazetesi dışında olaya haber olarak bakan tek bir medya kuruluşu yoktu) Çukurova Üniversitesi'nin bir talan merkezi haline geldiğini gözler önüne seriyordu.
Sabah Gazetesi'nin Güney ekinde pazarlıklar sonucu bir türlü yazılamayan Ufuk Tekin'in araştırmasını rötarlı olarak aylar sonra okuyacaktık.
Adana Haber Gazetesi olaya sadece gazetecilik yani haber olarak bakmıştı.
Belediyelerde yaşanan yüzlerce yolsuzluğu manşetine taşıma cesaretini gösteren bu gazete için Çukurova Üniversitesi yeni bir haber meskeni olmuştu.
Cumali Kurtar 14 Ocak 2010 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı, YÖK Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif işleri Genel Müdürlüğü, Sayıştay Başkanlığı, YÖK Denetleme Kurulu Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığı'na verdiği dilekçede ne anlatmıştı acaba? Biz yukarıda ki haber de özetini vermiştik peki ya detaylarında ne vardı?
İşte Kurtar'ın o  dilekçesi: Ben KURTAR İnşaat Firmasın sahibi ve Zuhal Ösaygılı firmasının resmi vekaletle tek yetkilisi idim. Bu firmalar üzerinden tüm iş ve işlemler de tarafımca yürütülmekte idi. Bu firmalar ile ÇÜ'de iş ve ihaleler almakta ve yürütmekte idim.

          1-2004 senesinin sonunda işlerimden yaptığım hak edişlerim kontroller ve daire başkanı imzaladıktan sonra Rektör Bey'in önüne gitti. Rektör Bey bu hak edişimi bir ay gibi bir süre imzalamadı. Defalarca daire başkanı Özkan Güğercin’e sormama ve kendisine neden imzalamadığını sormak için randevu istememe rağmen benimle görüşmedi. Rektör hakkedişimi bir ay boyunca imzalamadı. Hakkedişimin neden imzalanmadığını öğrenmek için defalarca görüşmek istediğim halde benimle görüşülmedi. Bu arada özel numaradan biri beni arayarak görüşmek istediğini belirtti. Ben de bu kişi ile buluştum. İsminin Nesimi olduğunu kendisini rektörün gönderdiğini söyledi. Bana 10.000.000.00 TL‘lik iş verileceğini karşılığında ise karın % 10 payının kendisine verileceğini söyledi. Ben de kendisini rektörün adamı olup olmadığını anlamam için bir ay boyunca ödenmeyen hak edişimin aynı gün ödenmesini söyledim. Nesimi, Rektörü arayarak hak edişin ödenmesi gerektiğini söyledi, ertesi gün hak edişim ödendi. Ben de bu kişiyi araştırmak için daha sonra İstanbul’a gittim. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olduğunu duvarda asılı diplomasından gördüm. O zaman Nesimi’nin genç iş adamları derneği başkanlığına da aday olduğunu öğrendim. Nesimi ile birkaç sefer  görüşme daha yaptım.

           2-Yine bu arada Rektör beni cep telefonumdan arayarak Kasım Gülek Köprüsü civarında bir lokantaya çağırdı. Gittiğimde yanında Cavit Kavak isminde eski ANAP bakanı Cahit Kavak'ın kardeşi olduğunu söylediği kişi ile beni tanıştırdı. Bana, Nesimi'yi kastederek ‘ikinci kişileri aradan çıkart, bir daha onlarla görüşme‘ dedi. Bundan sonra herhangi bir şeye ihtiyacım olduğu zaman sadece Cavit Kavak ile muhatap olmamı istedi. Daha sonra Rektör Bey ile hastanede gezerken artık bana hastane ihalelerine ve büyük işlerin ihalesine girmemi söyledi. Ben de hastanenin YI-YII blokları, YII-YIII blokları, BESYO ve Kadirli Meslek Yüksekokulu ihalelerine girerek en düşük tekliflerle ihaleleri aldım. Bu esnada Kadirli MYO ihalesinde geçici teminatı sehven eksik yatırdığımdan dolayı komisyon tarafından elendim. İhale, ikinci alıcısına verildi. Bunun üzerine Rektör beni çağırarak işi iptal edeceğini tekrar ihale yapması durumunda işi alıp alamayacağımı sordu. Ben de işi alma şansım olduğunu söyledim. Kendisi de ihaleyi iptal ederek tekrar ilana çıkardı ve ihaleyi ben aldım. Cavit Kavak bana telefon açarak bürosuna çağırdı ve benden 300.000.00 TL borç para istedi. Ben de işlerimin onaylanmamasından çekinerek bu parayı hak edişlerde verebileceğimi söyledim. Ve bu paraları 100.000.00-50.000.00-50.000.00-70.000.00 TL olmak üzere toplam 270.000 TL parayı Cavit Kavak a elden verdim.

           3-Daha sonra hastane inşaatını yaparken şeffaf bir tavır sergilediğini göstermek açısından eski rektörün kadrosunda bulunan ve kendisine karşı olan Elektrikçi Hamza Farsak, Makineci Hasan Danışman, Mimar Emel Özer ve Elektrikçi Suat Sarı’yı bana kontrol olarak seçtirdi. Bu kişiler de hastane inşaatının aksayarak rektöre karşı seçimlerde kullanmak üzere hak edişlerimi eksik çıkararak bana zarar verdiler. Defalarca Rektöre bu işin bitmemesi için bu kişilerin bana zorluk çıkardıklarını, hak edişimi ödemediklerini söylememe rağmen benim yanımda olmadığını ispat etmek istercesine onları görevde bıraktı. Hastane binasının YI-YII bölümünün beş katının ihalesini almış olmama rağmen bana binayı  boş olarak teslim etmeleri gerekirken kat kat teslim ederek o şekilde yap dediler. Dilekçe vermeme lüzum olmadığını dost gibi görünerek işin gecikmesi halinde bir bahane ile süre uzatımı verileceğini ve bana ceza kesmeyeceklerini söylediler. Daha sonra daire olarak bana 250.000.00 TL ceza uyguladılar. Rektör bu zararı telafi edeceğini, bu kişilerin hepsini görevden alacağını söyleyerek benim  herhangi bir eylemde bulunmamı ve dilekçe ile itiraz etmemi engelledi. Bu olaylara İnş. Müh. Alper Soyçelik, Şantiye Sorumlusu Hasan Horuz ve evrak işlerimi takip eden Serkan Serin şahittir.

           4-Bu arada ödediğim paralar ve yaptırılan işlerden dolayı maddi sıkıntıya düştüm. Taşeronlara ödeme yapamaz hale geldiğimi anlattığımda taşeronlarımdan Mobilyacı Mustafa Atik (Mubaş Mutfak), Mobilyacı Cahit Alcan (Alcan Dekorasyon), Elektrikçi Mehmet Yalkın (Mehmet Elektrik), asma tavan işlerini yapan Mustafa Kütük (Asal Mimarlık) başta olmak üzere diğerlerini de senato odasına çağırarak işlerini yapmaya devam etmelerini, firmamın ödeme yapamaması durumunda kendisinin bizzat herkesin parasını cebinden ödeyeceğini şahsı adına taahhüt ettiği bu kişilerin beyanlarından da anlaşılır. Bana verdiği bu güvenceler doğrultusunda ben de paralarımı geri alma duygusu güçlenmiştir. Ben de piyasadan faizle para bularak işlerimi bitirme azmi ile yoluma devam ettim.

           5-Isı Merkezi işini yapan Kutlugün İnşaatın iflas etmesinden dolayı eksik kalan 80.000 TL‘lik imalatı bana ödeyeceklerini taahhüt ederek yaptırdılar. Rektör yardımcısı Süleyman Güngör'e çıkan 15.000.00 TL ‘lik zimmet paralarını da yine aynı şekilde ödeyecekleri taahhütleriyle bana ödettiler. Bu parayı bizzat yanımda çalışan Serkan Serin yatırmıştır. Rektöre defalarca maddi sıkıntılar yaşadığımı, iflas etmek üzere olduğumu söylememe, kendisinin ödeme taahhüdünde bulunduğu bu harcamalarımı geri ödemelerini söylememe rağmen beni sürekli oyaladı. Bu yapılan işlerin ve ödenen zimmetlerin hepsine o dönem daire başkanı olarak görev yapan Özkan Güğercin şahittir ve bana ‘sana yapmanı söyleyemem, sana bu parayı ödemezler ama Rektör Bey bunları yapmanı istiyor’ diyerek beni ikaz etmiştir. Buna rağmen Rektörün baskı yapması sonucu söylenenleri yapmak zorunda hissettim. Bugüne kadar ‘sabret sen benim oğlumsun, bu kuruma en fazla fayda sağlayan kişi sensin, seni bu sıkıntılarından kurtaracağım, bu paraları ödeyeceğim gibi avuntularla beni oyalamaya devam etti. BESYO inşaatının kesin teminat mektubunun süresi bittiği için yeni teminat mektubu benden istendi. Ben de bankadan yeni mektup getirecek gücüm olmadığını Rektör Bey'e ilettim. Kendisi de benim hiç çalışmadığım ve hesabımın da olmadığı İş Bankası Sarıçam Şubesi'ne gitmemi ve orada Müdür Gökay Işık ile görüşüp mektubu alabileceğimi söyledi. Gerçekten de bu bankaya gittiğimde hiçbir karşılık sunmadığım halde Rektör Bey'in talimatı ile firmama 73.980.00 TL'lik kesin teminat mektubu hazırlayıp verdiler. Bu mektup 24.04.2007 tarih ve 025201/002024 sayılı kesin teminat mektubudur. Neye karşılık bunun verildiği bankadan araştırılabilir. Daha sonra İş Bankası'na gidip müdür ve personeline bu parayı rektörün hangi kanaldan verdiğini sordurduğumda ve doküman istediğimde bana herhangi bir bilgi veremeyeceklerini söylediler.

           6-Süresi biten teminat mektuplarımın çözülmeyerek, yukarıda yaptığım işlerin, ödediğim zimmetlerin ve benden borç olarak alınan paraların ödenmemesi sonucu şu anda iflas etmiş ve büyük bir borç batağına girmiş durumdayım.2005-2006-2007-2008 ve 2009 yılının ekim ayına kadar benimle sürekli görüşüp sürekli vaat verip beni oyalayan Rektör Bey iki aydan beri benimle görüşmekten kaçıp kesin bir dille görüşmek istemediğini bile beyan etmemiş fakat bir türlü de görüşmemiştir. Cep telefonundan aradığımda alo-alo deyip sesimi duyunca telefonu kapatmaktadır. Rektör Bey beni devamlı oyalamak sureti ile kamu yetkisini kullanarak beni dolandırmıştır. Aldığı paraları ve yaptırdığı işlerin parasını, zimmete ödenen paraların bana dönüşünü sağlamamıştır. Son bir  iki yıl içerisinde yapı işleri ve teknik daire başkanlığına evrak kayıt ve tarihleri bende mevcut olan resmi dilekçelerime de cevap vermemişlerdir. Ben ÇÜ‘de toplam tutarları KDV dahil 15.000.000.00 TL‘lik 49 adet işi ihale ile en düşük teklifi vererek yapıp tamamladım.

    İşlenen suçtan tarafım zarar gördüğünden iş bu şikayet dilekçesini verme zarureti hasıl olmuştur.

   Deliller: İhale dosyaları, banka teminat mektup ve dosyası, görüşme tutanakları, yatırılan zimmet dekontları, tanıklar ve yasal her türlü deliller.

  Tüm yukarıda arz ve izah olunan delillerle tazminat dahil her türlü yasal haklarımın da saklı tutularak;

    Kamu yetkisini kullanarak benden 270.000.00 TL paramı borç diye alıp, başkasının aldığı ihaleyi usulsüz olarak sırf kendi menfaatleri doğrultusunda ÇÜ Isı Merkezi'ni bedelsiz tarafıma yaptırarak beni 80.000.00 TL zarara uğratan,15.000.00 TL‘lik Rektör Yardımcısı Süleyman Güngör’e çıkan zimmeti bana ödeten ve haksız yere bana 250.000.00 TL gecikme cezasını sırf benden çıkarı olduğunu göstermemek için ödeten rektör hakkında gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasını, nihayet hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini,

Saygıyla arz ve talep ederim.14.01.2010
Şikayetçi
Cumali KURTAR

Bu şikayet dilekçesini neden mi yayınladım.
Alper Akınoğlu'nun Rektörlük makamında oturduğu süreçte bir bilim yuvasının nasıl bir zihniyet tarafından yönetildiğini bundan daha iyi ifade edebilmem mümkün olamayacağı için bu ibretlik dilekçeyi yayınladım.
Cumali Kurtar'ın bu iddialarını Cumhuriyet Savcıları ve özellikle de YÖK hemen işleme koydu.
Çünkü Kurtar bir masal anlatmamış, belgeleriyle büyük bir rant düzenini deşifre etmişti.
Bu haberler sonrası yeni yeni isimlere ulaştık.
Özellikle de Hasan AKAN firmasına.
Akınoğlu döneminin gözbebeği bu firma hangi yollarla Çukurova Üniversitesi'ne girmişti?
Hangi ihaleleri kazanmıştı? Aldığı işleri şartnameye uygun mu yapmıştı yoksa o da yapılmayan işlerin parasını tahsil etme yeteneğini mi sergilemişti?
Peki bunları kimler organize ediyordu?
Bu rant düzeninin parçaları hangi isimlerden oluşuyordu?
O isimlerden bugün hala yetkili ve etkili makamlarda olanlar var mı?
Süren davalar, yıllardır bir türlü tamamlanamayan iddianameler, açılamayan davalar, korunup kollanan rant avcıları ve talan çarkını bugün bile tıkır tıkır işletenler...
Ve o çarkı bir türlü durduramayanlar..!
Mesela Prof.Dr. Mustafa KİBAR (REKTÖR), Prof. Dr Alper AKINOĞLU (ESKİ REKTÖR), Müteahhitler:  HasanAKAN, Metin BOĞA, Hasan Ulaş DEVRİM, GÜNDOĞDU İNŞAAT, Bürokratlar:  Mahmut ERGİN, Suat SARI, Tuncay ÖZGÜNEN, Nuvit GÜNAY, Denizhan SARUHAN, Mustafa GÖDE, Ayşegül DİRİ, İhsan Şemi ÖZER, M.Ali SARI, Ali Muhsin SAĞBAŞ, Gülşen GÜZEL, Nazan GÜR, Özgür DEMİR, Mahir SÖMER, Remzi ÇALIŞIR ve diğerleri…
 







 


köf7
Yorumlar (1)
    Google