• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 18:18
  Adana Haber
ÇÜ'de Noter tasdikli kadro sahtekarlığı! Aralarında Rektör Kibar'ın eşi ve bazı profesör çocuklarının bulunduğu akademik kadro alan isimler ilandan çok önce belirlenmiş

Üniversitelerde kadrolar nasıl belirlenir?

Bilgi birikimine dayalı sınavla mı yoksa torpil gerçeğiyle mi?
Üniversiteler akademik kadrolarını oluştururken en çok hangi kriterlere dikkat ederler?
Liyakat ve başarı bu kadrolara atanmak için yeterli olur mu sizce?
Günümüz Türkiye'sinde asla mümkün olmayan bir hayalden söz ediyoruz.
Yıllarca okuyup sahibi olduğun bilginin, başarılarının ve geceli gündüzlü çalışmalar için verdiğin emeğin hiç bir önemi yok.
Eğer Türkiye'de yaşıyorsan ve yardımcı doçent, öğretim görevlisi ya da araştırma görevlisi olabilmek istiyorsan torpilin olacak torpilin.
Hele Adana'daysan,
Hele hele Çukurova Üniversitesi'nde akademik bir kadro istiyorsan torpilin büyük olacak arkadaşım.
Babanın, ananın mesleği ve kariyeri de çok önemli.
Çukurova Üniversitesi'nde kadro alabilmek istiyorsan ya baban profesör olacak ya annen.
Ya da kocan!
Gazetelere verilen kadro ilanları, adaylara yapılan çağrılar, sınavlar, jürilerin ciddi bir iş yapıyor gibi toplanıp değerlendirmeler yapması bir büyük aldatmacanın ve göz boyamanın ötesinde hiç ama hiç bir şey ifade etmiyor.
Bilim insanlarına büyük bir saygım vardı.
İsminin önünde yazılan ünvanların bir başarı ödülü olduğunu ve büyük emeklerle kazanıldığını düşünürdüm hep.
Doçent, yardımcı doçent, öğretim ve araştırma görevlisi…
Ne bilirdim ki bu ünvanların büyük bir bölümünün emek ve başarı değil torpil ürünü olduğunu!
Torpille kadrolar oluştuğunu.
Devlet memurluğuna girebilmek için torpilin ne kadar önemli olduğunu bilirdim de bilim insanı, akademik ünvan sahibi olmanın torpilsiz mümkün olmayacağını hiç düşünmezdim.
Ama dedim ya yolsuzluk, ihaleye fesat, edimin ifasına fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma gibi bir çok suçun adeta üretim merkezi haline gelen Çukurova Üniversitesi'nde akademik kadrolarında her türlü çıkar ilişkisine ya da akraba torpiline endekslendiğini açık açık söylemeliyim.
Kadro sahtekarlığı dersem bunun bir hakaret maksadı taşımadığını aksine önemli ve belgeli bir tespit olduğunu bilmenizi isterim.
Düşünsenize ikramiyesi büyük bir çekilişin biletleri satılıyor.
Binlerce insan "ya bana çıkarsa" hayaliyle o biletleri satın alıyor.
İkramiyenin isabet edeceği biletin önceden belirlenmesi ve imtiyazlı kişilere bu biletin ulaştırılması nasıl bir büyük sahtekarlık olursa bu kadro ilanları da aynen böyle bir sahtekarlıktır.
Geçmiş yıllarda lunaparklarda ya da şehir meydanlarında sıkça rastlanırdı bu tür sahtekarlıklara…
Bul karayı al parayı derlerdi ama hep oynayan değil oynatan kazanırdı.
Çukurova Üniversitesi'nde yaşanan bu rezaletin ve skandalın yukarıda anlattığım bul karayı al parayı tezgahından ne farkı var Allah aşkına.
Önce armağan edilecek imtiyazlı kişiler belirleniyor sonra bu isimlere uygun kadro tahsisleri yapılıyor.
Sonrasında da baştan sona sahtekarlık içeren kadro ilanları yayınlanıyor.
Yahu kardeşim sen zaten o kadroları dağıtacağın isimleri belirlemişsin peki niye ilanlarla aldatırsın insanları.
Niye zahmet edip jürileri toplar, sanki düzgün bir iş yapıyor havasına bürünürsün?
İyi dinle Mustafa Kibar bunları sana ve ekibine söylüyorum!
Çukurova Üniversitesi'ni profesör yakınlarının saltanat sürdüğü saraya çeviren Rektör Profesör Doktor Mustafa Kibar yazdıklarımın tek kelimesinde yalan var mı?
Hakaret ya da iftira.
Aslında Çukurova Üniversitesi Rektörü olarak bilim insanlarına en büyük hakareti siz yapıyorsunuz Sayın Kibar.
İnsanları aldatıyorsunuz.
Emek ve bilgi birikimiyle yardımcı doçent olabilecek insanların geleceklerini karartıyorsunuz.
Torpili ya da profesör akrabası olmayanlardan bu ünvanları çalıyor eşinize, dostlarınızın çocuklarına ve yakınlarına armağan ediyorsunuz.
Vicdan ve emeğe saygıdan vazgeçtik Kibar Rektör söylesene, adalet bunun neresinde?
Çukurova Üniversitesi'nin akademik kadro ilanları kocaman bir yalan ve aldatmacadır.
Çukurova Üniversitesi 29 Temmuz 2013 tarihinde 70 kişilik kadro için ilan yayınladı.
Son başvuru için ise 12 Ağustos 2013 tarihi açıklandı.
Peki normal şartlarda bu kadrolara atanacak isimler yani adaylar ne zaman değerlendirmeye tabi olur?
Elbette 12 Ağustos 2013 tarihinden sonra!
Peki 3 Temmuz 2013 tarihinde belirleniyorsa!
O vakit burada 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nu hiçe sayarak suç işlemiş olursunuz.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 1. maddesi bu kanunun amacını anlatıyor.
Diyor ki madde 1: Amaç:Bu kanunun amacı; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim - öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemektir.
Peki aynı kanun üniversite kelimesini nasıl tanımlıyor?
Üniversite: "Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma,yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur."deniyor.
Ne güzel bir tanım bu.
Yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma yapanların bir araya geldiği kurumlar yani.
Peki bu tanımı alıp Çukurova Üniversitesi'yle nasıl bütünleştirebiliriz?
Uymuyor değil mi?
Bence de!
Anlayacağınız üniversitelerimiz kültür ve bilgi seviyesi normal insanların üstünde bir topluluk tarafından yönetiliyor.
Elbette ki en önemlileri akademik ünvana sahip olanlar.
Kimler mi?
Profesör, doçent ve yardımcı doçentler...
En yüksek düzeydeki akademik ünvana sahip olan kişilere profesör diyoruz.
Doçentlik sınavını başarmış akademik ünvan sahibi kişiye ise doçent.
Profesör ve doçent olabilmek için öncelikle yardımcı doçent olmanız gerekiyor.
Zaten torpilin de en etkili olduğu nokta işte tam da burası.
Yardımcı doçentlik yani!
Doçent ve profesör olmak inanın yardımcı doçent olmaktan daha kolay.
Bir de öğretim elemanları var üniversitelerde; Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ile öğretim yardımcılarına öğretim elemanı deniyor.
Ancak öğretim üyeleri rektörlük seçimlerinde oy kullanır diğerleri kullanamaz!
Çukurova Üniversitesi Rektörü Mustafa Kibar için elbette en muteber kişiler oy kullanan öğretim üyeleridir.
Akademik ünvan sahibi kişiler!
Profesörler, doçentler ve yardımcı doçentler.
Kibar Rektör seçildiği dönemi değil seçileceği ikinci dönemin hesaplarına erken başlayınca ne yolsuzluk ve usulsüzlük yani şaibeli işlere bulaşan akademik kadrolardan hesap sorabilme cesaretini bulabiliyor ne de o ünvan sahibi kişilerin eşlerine, çocuklarına ve yakınlarına yönelik adaletsiz kadro taleplerine "hayır" diyebiliyor.
Bırakın onların ayrıcalıklı taleplerini geri çevirmeyi iş torpile gelince en büyük kıyağı eşi Filiz Kibar'a yaparak başlıyor işe.
Üstelik Filiz Kibar'ın aleyhine, idare konumundaki Çukurova Üniversitesi'nin lehine sonuçlanmış tüm mahkeme kararlarına rağmen!
Torpil olunca hele bu torpil evdeki eş içinse akan sular duruyor ve her şey kendilerince kılıfına uyduruluyor.
İşte bu nedenle 29 Temmuz 2013 tarihinde gazeteler ve tüm üniversitelerde ilanı yapılan 70 kişilik kadro işi çok önemli diyorum.
Bu bir kadro ilanı değil torpilli kadro sahtekarlığının belgeli ispatıdır.
Filiz Kibar ismini bu sütunlardan defalarca sormuştum.
Çukurova Üniversitesi Rektörü Mustafa Kibar'ın eşi çıktı Filiz Kibar.
Filiz Kibar, 29 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanan kadro ilanı sonrası 3 Temmuz 2013 tarihinden önce yüksek okuldan Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'na YARDIMCI DOÇENT olarak atandı.
Nasıl mı?
Yanıtı çok basit; koca torpili!
Hele bir de kocan rektör ise inanın gerisi teferruat!
Sadece Filiz Kibar'la sınırlı bir skandal değil bu.
70'e yakın isim var.
Bu isimlerin bir çoğu kadro ilanından önce belirlendi.
Rektör Kibar ve arkadaşları bu kadra kampanyasında bir tek meslektaşları Prof. Dr. Sabahattin Hacıyakupoğlu'nu üzdüler.  Daha önce söz verilen ve taslak listeye yazılan Ersin Hacıyakupoğlu'nun yerine Prof. Dr Erdal Çetinalp'in oğlu Nuri Eralp Çetinalp'e yardımcı doçent ünvanını verdiler!
Şimdi Çukurova Üniversitesi Rektörü Mustafa Kibar nasıl bir açıklama gönderecek gerçekten merak ediyorum.
Kibar Rektör'e zor bir soru yönelttim sanırım.
Noter tasdikli kadro skandalı…
Çiğdem Açı, Durmuş Ali Bircan, Mehmet İlter İş Sarıgeçili, Cenk Şahin, Hasan Serin, Mustafa Özcanlı, Gözde Çelik, Durmuş Aslan, Filiz Kibar, Refika Altıkulaç Demirdağ, Özgecan Taştankırık, Mehmet Can Şahin, Mustafa Çapar, Pınar Bal, Atıl Bişgin, Özgür Sürmelioğlu, Mazhar Özsoy, İlker Ünal, Çiğdem Özdemir, Bayram Kelle, Kemal Yar, Bertan Yılmaz, Peyman Ertuğ, Suna Çetin, Ufuk Tatlı, Buse Serin, Burcu Evlice, Azade Sarı, Şule Gökyıldız, Meltem Akbaş, Seden Tüyan, Figen Yılmaz, Dilek Say, Hacer Yeldan, Göksel Leblebisatan…
Yukarıda saydığım isimlerin Çukurova Üniversitesi tarafından duyurusu yapılan 29 Temmuz 2013 tarihli kadro ilanıyla öğretim üyesi ya da öğretim görevlisi olmaları söz konusu mu?
Bu isimlerin aile bireylerinden Çukurova Üniversitesi'nde akademik ünvan sahibi olanlar var mı? Profesör, doçent gibi!
Peki bu isimlere kadro dağıtacaktınız da niye ilana çıkma ihtiyacı duydunuz?
Neden o görevi gerçekten hak edenleri belirleme yoluna gidilmedi?
Bu bana göre apaçık bir aldatmaca daha açık ifadeyle sahtekarlıktır.
Bu sahtekarlığa Cumhuriyet Savcıları da el koymalı.
Araştırmalı, soruşturmalı.
Özellikle ilandan çok daha önce isim isim belirlenen kadrolarla ilgili YÖK Başkanlığının ve YÖK Denetleme Kurulu'nun soruşturma başlatacağından hiç kuşkum yok.
Çünkü bu rezaletin ne üstü örtülebilir ne de kılıfa sokulur.
Bilim insanlarına saygım niye azaldı şimdi anladınız mı beni.
Anladınız mı Çukurova Üniversitesi nasıl bir zihniyet tarafından yönetiliyor?
Bir zamanların o saygın bilim yuvasına bugün gerçekten yazık oluyor.
Haydi YÖK göreve...


Adana
Yorumlar (4)
  • Erkan Bayrak
    04 Şubat 2015 Çarşamba 11:50
    Prof.Dr. Sabahattin Hacıyakupoğlu tanıdığım en değerli insanlardan biridir,ve daha iyi yerlere layıktır.
  • Misafir
    04 Şubat 2015 Çarşamba 11:00
    Çok haklısınız!!! Söylediğiniz her cümleye katılıyorum. Orayı üçücnülükle bıtrıdıgım halde doktoraya almadılar beni torpılım yok dıye!!!
  • Cem DOĞRU
    04 Şubat 2015 Çarşamba 07:46
    Araştırsınlar, eski ve yeni Öğretim üyelerinin kaç çocuğu ve akrabası çalışıyor.
Google