Ropörtaj: Murat Yıldırım
Şu ana kadar çok sayıda sivil toplum kuruluşunda aktif şekilde yer alan, iş kadını Filiz Yaldız’ın hayat hikayesi, başardıkları ve önümüzdeki süreçte yapmak istedikleri, tam da hedeflediğimiz çağdaş Türkiye özlemiyle örtüşüyor. 15 yaşında tanıştığı iş dünyasından bir daha hiç kopmayan Filiz Yaldız, ilerleyen süreçte kendi işinin başına geçerek, profesyonellik hayatında basamakları adım adım ve sağlam tırmanan bir isim. İş dünyasıyla tanışması, evliliği ve anneliğine rağmen, üretmekten, ülkesinin ve kentinin toplumsal ve ekonomik gelişmesine katkıda bulunmaktan vazgeçmeyen, tüm bunları yaparken, şefkatli bir anne olma özelliğinden taviz vermeyen Filiz Yaldız, çok sayıda sivil toplum örgütündeki çalışmalarıyla, toplumun her kesimine katkı koydu.
Özellikle de kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına ve kadının üretim dünyasında yer almasına yönelik faaliyetlerde önemli rol oynadı.
Bu yöndeki faaliyetlerine ara vermeksizin devam eden Filiz Yaldız, iş dünyası STK’larında yönetici ve üye olarak yıllardır, fanatiklik derecesinde bir özveriyle topluma hizmet veriyor.Uğur Yaldız Otomotiv’de, eşi Uğur Yaldız ve oğlu Ozan Yaldız’la birlikte, istihdam yaratmaya ve Adana ekonomisine katkı koymaya devam eden Filiz Yaldız, üretilen işle kentte parmakla gösterilen işyerlerinden birinin yöneticisi olmanın kıvancını uzun yıllardır taşıyor.
Filiz Yaldız’ın aktif olarak yer aldığı sivil toplum kuruluşları ve görevlerini röportajın başında iletmek, sanırım söylediklerinin daha iyi algılanmasında etkili olacak.
Adana Kamu Müteahhitleri Derneği (AKAMDER) Üyesi, Türkiye Moğolistan Sanayici ve İşadamları Derneği Üyesi, Adana Sanayici ve İşadamları Derneği Üyesi, Adana İşkadınları Derneği Üyesi, TÜRKONFED Delegesi, Uğur Yaldız Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı, KAGİDER Üyesi, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Üyesi, Türkiye Gençlik Hizmetleri ve Spor Bakanlığı Herkes İçin Spor Federasyonu Adana İl Temsilcisi, BPW İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Federasyonu Adana BPW Kurucusu ve 1 Dönem BaşkanıAdana Sanayi Odası 23. Grup Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı, Adana Ticaret Odası 19 Grup Meslek Komitesi Başkanı Filiz Yaldız...
Nasıl yönetici olunur?
-Bir iş kolunda yönetici olmak için, ya da kendi işinin başında işleri idare edebilmek için, öncelikle o sektörün en alt kademesinden başlayarak bilgi ve tecrübe sahibi olmak gerekir. Elbette meslek eğitimi, lisans eğitimi, lisans üzeri eğitim ve akademik kariyer, yöneticiliğin değerini ve gücünü artıran etkenlerdir fakat işin en alt basamaklarından başlayarak yükselmek, uzun yılların tecrübesini biriktirmek ve çalışan-yönetici iletişiminde yetenekli olmak çok önemli. Burada gözden kaçırılmaması gereken ise; bir işi çok iyi bilmenin, o iş kolunda yönetici olmak için tek başına yeterli olmadığıdır. İş takibi, denetleme, yapılan işin kalitesine hakim olmak adına işi iyi bilmek elbette çok önemlidir ancak yönetici olmak için başka farklı birikimlerin edinilmiş olması gerekmektedir. Fedakarlık, çok çalışmak, işi sevmek ve yönetim bilimine hakim olmak, iyi bir yönetici olmanın başlıca doneleri olarak sıralanabilir. İletişimin şekli bana göre anahtardır bu konuda.
-İş dünyasında genelde dezavantaj olarak görülen kadın olmayı, avantaja dönüştürmenin bir yöntemi var mı?
-Kadın olmak elbette avantaja dönüştürülebilir. Bu; ilk etapta olumsuz yönden ele alınabilecek bir yaklaşım gibi görünebilir ama kadın ve erkek arasında, kadın lehine olan farklar vardır. Kadında Allah vergisi olarak bazı değerler, erkeklere oranla daha fazladır. Uzlaşma kültürü, merhametli olmak, gerektiğinde geri adım atabilme özellliği, iletişim yetenekleri bunların başlıcalarıdır. İş dünyasında kadınların diğer kadınlarla iyi geçinemediği ve kıskançlıktan dolayı çeşitli sorunlar yaşandığı söylenir ama bu durum, kadın dayanışmasıyla kesinlikle önemli bir avantaja dönüşebilir. Kadın girişimciye devletimiz tarafından sağlanan olanaklar da vardır. Bu olanakları maksimum seviyede kullanmak, kadını, devzavantajlı gibi göründüğü iş dünyasında avantajlı hale getirebilir. Bir de şunu söylemek isterim ki; erkeğin fiziksel açıdan kadından çok daha güçlü olduğu düşüncesine kesinlikle katılmıyorum. Kas gücünden bahsedersek bu doğrudur ancak dayanıklılık, uzun vadede psikolojik güç, hasta olunduğunda bile işin başında bulunabilme gibi özellikleri güç tanımına aldığımızda, kadının gücü bir çok durumda erkekten fazladır.
Burada, kadının erkekten üstün olduğu gibi bir yaklaşım içinde olmadığımın bilinmesini isterim. Kadının iş dünyasında daha fazla yer alması, toplumumuzun gelişimi açısından çok önemli. Erkek ve kadın yan yana, omuz omuza ülkenin kalkınması için çaba gösterirse, Türkiye hedeflerine daha kolay ulaşır. Aksi halde, nüfusumuzun büyük bölümü atıl halde bırakılmış olur.
Bir kadın iş hayatıyla, özel hayatını nasıl dengede tutar? Bunu en iyi bilecek isimlerden birisiniz. Bir başka deyişle hem çocuk, hem kariyer nasıl yapılır?
HEM ÇOCUK HEM KARİYER
-Çalışma hayatında olan bir kadının önündeki seçenekler çok fazla değildir. Ya ikisini birlikte yürütecektir, ya da işi gücü bırakıp evinde çocuğuna bakacak, eşine hizmet edecek, ev kadını olacaktır. Bir kadın olarak anne ve eş olma özelliklerimin yanında, birey olarak varlığımı sürdürme konusunda kararlılığım, iş dünyasından kopmamı engelledi. Bir yanda iş dünyasında ayakta kalmak, başarılı olmak için uğraşırken, diğer yanda çocuğumun iyi eğitim alması, sağlıklı büyümesi ve aile mefhumunun korunması için çaba gösterdim. 18 yaşında evlendim ve çok uzun yıllar, çocuğum büyüyene kadar böyle sürdü hayat. Eşimin bu yolda bana destek olması, gücümü artıran en önemli etkendi. Baba ocağında aldığım eğitim ve iş dünyasında erken yaşta babamla birlikte yer almam, çalışmanın, üretmenin hazzını erken yaşta duyumsamış olmam, iş hayatında tutunmamı ve başarılı olmamı sağladı. Şüphesiz iş ve ev hayatını birlikte, dengeli şekilde yürütmek için çok çaba harcamak gerek. Fedakarlık, kararlılık, yüksek enerji ve planlama dahilinde koşturmak gerekiyor dengeyi korumak için. “Çocuk da yaparım, kariyer de” cümlesini sarf etmek kolay, uygulamak zordur. Allah bana bunu başarmayı nasip etti.
Türkiye’de kadının toplumsal hayatta, iş dünyasında ve yönetim kademelerinde yerini yeterli buluyor musunuz?
-Yeterli bulmam mümkün değil. Saydığınız kulvarlarda kadın ve erkeğin hemen hemen eşit seviyede yer aldığını görene kadar, bu yolda çaba göstermeye devam etmeliyiz. Ülkemizde kadının yeri, Afrika, Asya, Güney Amerika kıtalarında yer alan bir çok ülkedeki kadınlardan daha iyi fakat Batı medeniyetlerine baktığımızda, kedimizi onlarla kıyasladığımızda durum pek iç açıcı değil. Zaten bizim hedeflerimiz de, gelenek ve göreneklerimizi koruyarak, kadının toplumdaki, iş dünyasındaki ve yönetim kademelerindeki yerini sağlamlaştırmak, daha fazla kadının, sosyal alanda yer almasını sağlamak olmalıdır. Bunu sağladığımızda emin olun, ülkemiz yere daha sağlam basacak, ekonomik ve sosyal gelişiminde önemli seviyelere gelecektir.
Kadına şiddet son yıllarda ivme kazandı. Gün geçmiyor ki; bir kadın kocası, eski kocası, bir akrabası ya da sevgilisi tarafından öldürülmesin, dövülmesin... Aslında sadece kadına yönelik değil, toplumun tamamını bir şiddet sarmalı kuşatmış durumda. Nedir sizce bunun nedeni?
-Kadına karşı şiddetle başlarsak, bu artık hepimize çok acı veren bir boyuta geldi. Çok sayıda erkek, kadının birey olabileceğini, ilişki bittikten sonra farklı bir hayat sürebileceğini, evliliklerin ve ilişkilerin sona erebileceğini kabul edemiyor. İstediği olmayınca da şiddete başvurabiliyor. Bunu kısa vadede polisiye tedbirlerle, uzun vadede de güçlü bir toplumsal eğitim seferberliğiyle aşabiliriz diye düşünüyorum. Fakat soruda belirttiğiniz gibi, ülkemizde ve dünyanın bir çok noktasında şiddetin tek mağduru kadınlar değil. Çocuklar da, toplumun her kademesinden insan da psikolojik ve fiziksel şiddete, istismara, tecavüze maruz kalabiliyor. Bu konu üzerinde sosyologlarımızın, psikologlarımızın, akademisyenlerimizin ve ilgili her kurum-kuruluşun içinde olacağı çalışmalar yapılmalı, özellikle toplumumuzdaki şiddet sarmalından en çok etkilenen kadın ve çocuklara yönelik tutum ve davranışların değiştirilmesine yönelik çaba gösterilmeli. Bu konuda hepimize önemli görevler düşüyor. Böyle devam etmesine tahammülümüz kalmadı.
Kadına yönelik sorunlarla ilgili kadın STK’lar eğitim ve bilgilendirme etkinlikleri yapmalı. STK’lar belediyelerle ve muhtarlıklarla iş birliği yapmalı. Bunlar havada kalan 1 günlük eylemler olmamalı. Bu etkinliklerde kadın kendi gücünün farkına varmalı, sürdürülebilir özellikte faaliyetler düzenlenmesi mantıklı olur. Muhtarlar bu aşamada önemli. Kadın mesleki beceri kazanırsa ayakta durabilir, uğradığı haksıklıklara karşı tepki gösterme gücü kazanır. Muhtarlar, kadına karşı şiddeti azaltabilir. Muhtarların bu konuda çalışması sonucu ihtiyaçlar belirlenir, kaymakamlık ve muhtarlar sorunun mümkün olduğunca azaltılması için işbirliği yapabilir. Türkiye’de eğitimli, sağlıklı toplum istiyorsak, muhtarlık müessesesine çok önemi vermeliyiz.











