Adana'da üç tane CHP'li ilçe belediyesi var.
CHP'li seçmenin büyük umutlarla seçtiği başkanlar görev süreleri içinde neredeyse sadece şov yaptılar.
Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Komünist Parti'li belediye başkanı bile bizim üç başkandan daha popüler, daha ayakları yere basan projeler üretiyor. Hazine ve Belediyeye ait arazilere nohut ektiriyor, köylülerle birlikte tarlada çalışıyor, hasat edilen nohutları yardım için Hopa'ya götürüyor. Ulaşımı ücretsiz yapmış.
Bakın üç örnekle üç belediye başkanının nasıl şov yaptıklarını anlatalım.
Küçük ilçe Karataş'tan başlayalım.
Karataş'ta 10 ünlü sanatçı ile festival yapılacaktı.
Festivalin bütçesi Karataş'ın bir yıllık bütçesinden fazlaydı.
Neyse ki, son anda şehit cenazeleri nedeniyle ertelendi.
Ayranı yokken içmeye Ferhat Göçer'li festival yapıyorlardı ilçeye.
Ya Soner Çetin'e ne demeli?
Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, göreve başladığının ardından, müdürlerin, şeflerin altındaki araçları havuzda topladı. Bunu da defalarca basın yoluyla duyurdu. Kimin araca ihtiyacı varsa garajdan çağırıyor kullanıyordu. Uygulama bu. Resmi araçlara binme işi tamamen bitmemişti yani...
Yetmedi, başkan Çetin şimdi kendisi de makam aracı kullanmayacağını haber yaptırıyor.
Yıldıray Arıkan'ın aldığı Audi A6 marka aracın satılmasını istemiş. Kendi özel mercedesine binecekmiş. Halbuki neredeyse bir yılda makam aracının iki katı kadar kumpir yediklerini evraklardan biliyoruz.
Araçların havuzda toplanması haberi yetmemiş kendi makam aracını iki sene sonra yeniden gündeme getirerek şovunu sürdürmüş. Görev süresinin sonlarına doğru şoförünü de gönderir, kendi arabasını kendi sürmeye başlar bir de öyle haber olup gündeme gelir her halde.
Altın tepside sunulan Çukurova Belediye Başkanlığı macerası da bir şovla tamamlanır.
Gelelim Zeydan Karalar'a...
Zeydan Bey bu yıl kurban kesim hizmeti başlatmış. Belediyenin belirlediği yerlerde vatandaşların kurbanları ücretsiz kesilecekmiş.
Gerekçeleri de oldukça anlamlı!
Kurban almakta ve kesmekte zorlanan yoksul vatandaşların ekonomik yükü azaltılacakmış.
En az 500 lira kurban parasını bulup 40 lira kasap ücretini bulamamak nasıl bir yoksulluksa artık.
Belediyenin bu kadar kasabı nereden bulacağı, bunlara hangi kalemden ödemeye yapacağı da ayrı bir tartışma konusu.
Kasaplar 40 lira kesim ücreti alıyor. Bir sürü mahalle kasabı neredeyse bir yıl kurbanı bekliyor ki, üç-beş kuruş kazanabilsin.
Belediyelerin görevi kendi esnafına, üreticisine rakip olmak değil, işlerini kolaylaştırmak.
Etraflar çapsız, kifayetsiz; fikir ve zikir başka olunca elde şovdan başka bir şey kalmıyor.
AKP'li belediyelerin kötü birer kopyası gibi sırıtıyorlar











