• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 18:57
  köf1
Bu davanın açılmasını hangi irade engelliyor? Çukurova Üniversitesi'yle ilgili büyük yolsuzluk operasyonu tam 27 ay önce gerçekleşti ama hala yargılama başlamadı.

Çukurova Üniversitesi'ne yönelik 15 ve 18 Haziran 2012 tarihinde yapılan büyük yolsuzluk operasyonuyla ilgili dava bugün hangi aşamada?
Bu sorunun yanıtını çok önemsiyorum.
Hatırlarsanız başta dönemin Rektörü Alper Akınoğlu ile birlikte 17 kişi gözaltına alınmış, Savcılık ifadelerinin ardından başta Rektör Akınoğlu olmak üzere bir çok isim tutuklanmaları istemiyle Nöbetçi Mahkeme'ye sevkedilmişti. O gece bir bürokrat dışında diğer şüpheliler tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalmıştı
Bir süre tutuklu kalan o bürokrat da daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış yani açılamayan davanın tutuklu sanığı kalmamıştı.
Tutuksuz yargılama olacaktı.
Dava açılsa olacak da henüz açılan bir dava maalesef yok!
Bütün bunlar yani Çukurova Üniversitesi'yle ilgili büyük yolsuzluk operasyonu tam 27 ay önce gerçekleşti.
Dile kolay 27 aylık bir süreden söz ediyoruz.
Herkesin bildiği ama bir türlü dava aşamasına getirilemeyen dosyadan.
Teknik ve fiziki takip tutanakları, ihaleler ve ödemelerle ilgili bilirkişilerin düzenlediği raporlar anlayacağınız herşey soruşturma dosyasında ki yerini aldı.
Ama maalesef soruşturmayla yetkili Cumhuriyet Savcısı'nın iddianamesi bir türlü hazırlanıp konu mahkeme aşamasına getirilemedi!
Böylesine enteresan bir durumla sanırım ne Türk Adalet sistemi ne de Adana Adliyesi hiç karşılaşmamıştır.
Dosya teşekkül etmesine rağmen dava süreci neden başlamadı?
Ya da bu süreci etkileyecek bizim de bilemediğimiz gelişmeler mi yaşandı?
Çukurova Üniversitesi eski Rektörü Alper Akınoğlu ile birlikte gözaltına alınan Müteahhitler Hasan Akan, Cumali Kurtar, Nazmi Akan, Abdurrahim Yıldız,
Bürokratlar;  Remzi Çalışır, Nüvit Günay, İhsan Şemi Özer, Özgür Demir, Mustafa Göde, Nazan Gür, Mehmet Akif Bilmez, dönemin Rektörü Akınoğlu kadar etkili Emel Soyçelik ve diğerleri.
Düşünsenize ülkenin yaygın bütün medya kuruluşlarının manşetlerinden duyurduğu yolsuzluk operasyonuyla ilgili hukuki açıdan tek bir gelişme yok.
Dava açılamayınca kimin suçlu kimlerin masum olduğunu da bilemiyoruz.
Ama ortada tam teşekküllü ciddi bir yolsuzluk soruşturması var.
Telefon dinlemeleri, fiziki takip tutanakları, aramalarda ele geçirilen belge ve diğer malzemeler (mesela jammer ile böcek savar gibi), alınan ifadeler ve şüphelilerin ifade sırasında itiraf niteliğindeki açıklamaları, suçlamalarla ilgili bilirkişi raporları.
Onlarca klasörden oluşan büyük yolsuzluk operasyonuyla ilgili AÇILAMAYAN DAVA dışında ilgili eksik tek bir şey yok.
Operasyonun hangi konularla ilgili olduğunu 18 Haziran 2012 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Akkaya açıklamış, Yapılan operasyonun özel yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğince ÇÜ'de yapılan ihalelerle ilgili olarak, "haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurmak, ihaleye fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, resmi belgede sahtecilik, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, rüşvet, tehdit, görevi kötüye kullanma" suçlarına yönelik nöbetçi mahkemeden alınan karar uyarınca düzenlendiğini söylemişti.
Peki neydi bu suçlamalar, hangi konuları kapsıyordu?
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırlık dosyasına bakıldığında yedi iş üzerinde durulduğunu görüyoruz. Zaten Bilirkişi incelemeleri de bu yedi iş üzerine yoğunlaşmış.
Bilirkişiler raporlarını hazırlanmış Savcılık Makamı'na teslim edilmiş.
Rapor sonuçlarına şöyle bir göz attığımızda soruşturmaya konu bu yedi iş dosyasında ciddi suç unsurları ve kusurlar tespit edilmiş.
Öncelikle sözü edilen işler hangileri? sorusunun yanıtını verelim:
1) Ç.Ü.Balcalı Hastanesi Y1-Y2 Blokları Tevzi İnşaatı Yapım İşi
2) Ç.Ü Balcalı Hastanesi Y2-Y3 blokları Tevzi İnşaatı Yapım İşi
3) Ç.Ü. Balcalı Hastanesi Y4-Y5-Y6 Bloklarından K2 Blokunun İklimlendirilmesi ile Muhtelif Tadilatı ve Onarım İşi
4) Ç.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi İnşaatı Yapım İşi
5) Ç.Ü. Balcalı Hastanesi Katlı Otoparkın Hizmet Binasına Dönüştürülmesi İnşaat Yapım İhalesi
6) Ç.Ü.Balcalı Hastanesi Y1-Y2 Blokları Kolon Hariç Komple Tevzi İnşaatı Yapım İşi
7) TEKNOKENT

İşte Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yolsuzluk olduğunu düşünerek soruşturma başlattığı yedi ihale konusu bu.
Şimdilik bize bu dava sürecinin bir an önce tamamlanarak kamu malını yağmalatan ve talan edenlerin yargı karşısında hesap vermesini beklemek düşüyor.
Ancak bu açılamayan davanın dikkat edilmesi gereken bir başka önemli boyutu var. O da soruşturma da adı geçenlerin bir kaç küçük istisna ve zorunlu ayrılık dışında olanlar hariç halen Çukurova Üniversitesi'nde ki görevlerinin başında etkili ve yetkili olmaları.
Bilirkişi raporlarında görevlerini yapmadıkları ya da kötüye kullandıkları için adı geçen bir çok bürokrat daha var.
Yani onlar yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınmayan ama ihale dosyaları ve hakedişler incelendiğinde açılacak davada yargılanması istenen isimler.
Mesela Mahmut Ergin gibi.
Umarım Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 27 aydır tamamlanamayan bu büyük yolsuzluk soruşturmasının tamamlanması için gerekli adımları atar.

Peki Çukurova Üniversitesi ile ilgili açılmış ya da devam eden yolsuzluk davaları yok mu?
Elbette var.
Onlar sessiz sedasız süren şikayet üzerine açılmış davalar.
O davalarda yargılananlar da maalesef ÇÜ'deki görevlerini hiç bir şey olmamış gibi sürdürüyorlar.
Çelişkiler yumağı bir durum söz konusu ÇÜ'de.
Alper Akınoğlu zihniyeti ile başlayan alışkanlıklar aynen devam ediyor.
Rektör Mustafa Kibar Yapı İşleri Daire Başkanlığı'nda hangi önlemi almaya çalışsa rantçılar için durum değişmiyor.
Böyle gelmiş böyle gider zihniyeti hakim olunca kamunun malı ve tüyü bitmemiş yetimin hakkı birileri tarafından rahatlıkla hortumlanıyor.
Çünkü kaynakların başında olanlar bu hortum işine göz yummaya devam ediyorlar.
Düşünsenize Çukurova Üniversitesi'nin en etkili müteahhitlerinden biri olan Hasan Akan ihalesini aldığı işi kontrol eden bürokratlar Nüvit Günay ve Denizhan Sarıhan'ın  uçak biletlerini alıp İstanbul'a götürebiliyor.
Bir başka bürokrat mesela Özgür Demir yasal telefon dinleme kayıtlarına takılan bir konuşmasında bir başka müteahhite her türlü saygıyı gösterebiliyor.
Böylesine  kokuşmuş bir zihniyetin egemen olduğu bir bilim yuvasında işlerin kanunlara ve ahlaka uygun yürümesini beklemek sizce saflık olmaz mı?


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google