"Birşey değişecek herşey değişecek" sloganını hatırladınız mı?
Milliyetçi Hareket Partisi'nin Adayı Hüseyin Sözlü'nün seçim sloganıydı.
Slogan amacına ulaştı.
Ancak ulaştığı yerde kaldı.
Sadece seçimi kazanmak, Adanalı seçmenin beklentilerine cevap vermek amacıyla bulunmuştu.
6 aylık bir görev süresi sonunda bu yargıya varmak kolaycılık mı?
Takdir sizin.
Biz tecrübelerimizden yola çıkarak değerlendirme yapıyoruz.
Bazı kırmızı çizgilerimiz vardı.
Bu kentin değerlerinin, kaynaklarının kentin ve kentlinin yararına kullanılması ve değerlendirilmesini savunuruz.
Kent sakini olarak sorunlarımızı en azından sıradan her vatandaş kadar biliyoruz.
Çağdaş şehircilik normlarını yakalamamız için gitmemiz gereken çok yol var.
Ancak mevcut durumu korumak ve iyileştirmeye çalışmak için iyi niyetli girişimler bekliyoruz.
Sözlü'nün görevdeki ilk günleri bu konuda bir fikir verecekti.
İlk günler bu bakımdan önemli.
Ne yazık ki, geçmiş dönemlerden şikayet ettiğimiz ne kadar konu varsa, yeni dönemde masaya yatırıldığını ve aynı bakış açısı ile ele alındığını görüyoruz.
Nedir bu bakış açısı?
Rant kesiminin penceresinden bakmak diyelim kısaca.
Örnek mi?
İşte Seyhan Nehri'nin kenarındaki yeşil alan işgali.
Aldırmaz ve yeğeni Cengiz Dinçer tarafından hayata geçirilen bir organizasyonla, Adalı Ailesi'nin Sheraton Oteli'ne 12 dönüm yeşil alanın peşkeş çekilmesi.
Yasadışı olduğu mahkeme kararıyla tescillendi.
Adana 1. İdare Mahkemesi, yeşil alanın Sheraton tarafından bahçe olarak kullanılmasını iptal etti.
Vatandaşın, Adana'nın, gittikçe daralan yeşil alanların cephesinden bakan bir anlayış olsa tereddütsüz bu kararı uygular (Üstelik kanunen mecburdur) dikenli tellerle çevrili o alanı yeniden rekreasyon alanına dahil eder ve halkın kullanımına açardı.
Sözlü de kendisinden öncekiler gibi, "Yatırımcıları üzmemek" diye talana kılıf aramaya başladı.
İster hükümete yakın Adalı Ailesi ile ters düşmemek için yapsın, ister başka bir nedenle.
Adana'da her işe rantiyecilerin gözüyle bakan anlayışın takipçisi olduğunu gösterdi.
Demek ki, Adana'da tek değişen isim olmuş.
Başka da birşey değişmemiş.
Peki, her partiden seçilmiş, kendilerine göre de uzmanlıkları ve ihtisasları olan bu kadar meclis üyesi bu tezgaha nasıl düştü?
İleride yasal olarak sorumluluk altına gireceklerini bile bile neden yanlışa ortak oldular.
Menfaat mi temin ettiler?
İleriye dönük çeşitli hesapları mı var?
Bizim bilmediğimiz bir nedeni mi var?
Samimiyetle yapacakları açıklamalara bu sütunlar açık.
Ancak bilgi eksikliği ve yanlış yönlendirme olduğuna eminim.
Hepsi için olmasa da bir kısmı için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Öyleyse bilgi ve belgelerimizin de kendilerine açık olduğunu belirtelim.
İlgili imar düzenlemeleri, tahsis kararı ve kira belgeleriyle mahkemenin kararlarını istedikleri an kendileri ile paylaşmaya lazırız.
Belgeleri görüp, inceledikten sonra kararlarında ısrar edecekler mi merak ediyorum.
Böyle bir mecburiyetimiz var mı?
Hayır, biz belgemizi konuştururuz, isteyen istediği gibi anlar, cevap verir veya vermez.
Ortada Adana var, halkın yeşil alanı var, rantiyeci zihniyete dur demek var.
Ortada bunlar olunca, biz görevimizden fazlasını yapmayı taahhüt ediyoruz.
Meclis üyelerinden ise sadece görevlerini yapmalarını bekliyoruz.
Fazlasını değil.
Çok mu?











