Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana milletvekili ve adayı Seyfettin Yılmaz 1 Kasım seçimlerine sayılı günler kala seçim çalışmalarını ve ülkenin içinde bulunduğu süreci Adana Haber'e değerlendirdi.
Türkiye'nin 1 Kasım'da çok farklı bir ortamda sandık başına gittiğini belirten Yılmaz, "Türkiye’de Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir tekrar seçim yapılıyor. 7 Haziran’da kararını veren vatandaş kurulacak hükümetle dağ gibi sorunlarının çözüme kavuşmasını beklerken ülkenin yeniden seçime gitmesine bir anlam veremediği için siyasete kırgın. Buda ister istemez sahaya yansıyor. Ama şunu net bir şekilde ifade ediyorum ki milletimiz bir umut olarak yine Milliyetçi Hareket partisini görüyor. Bugün sahada rahatça çalışabilen tek parti Milliyetçi Hareket Partisi. Diğer partileri saha çalışmalarında göremiyoruz. AKP zaten devletin bütün olanak ve imkanlarını kullanarak, yerelde ve ulusalda kendisine bağlı 600’e yakın televizyon ve onlarca yazılı basınla bir algı operasyonu yaparak seçim kampanyasını yürütüyor" dedi.
DEVLET EĞEMENLİĞİ YOK
1 Kasım öncesi Türkiye'de seçim güvenliğinin sağlanamadığı bir süreç yaşandığına işaret eden Yılmaz, "Hükümet kanadı özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sandıkların birleştirilmesinden bahsediyor. Bir ülkenin sınırları içerisinde sandık güvenliğini sağlayamıyorsanız, o bölgeden başka yere toplayarak seçim yapıyorsanız bu orada devletin egemenliğinin olmadığı manasına gelir. Yani 1 Kasım’da devletin egemenlik hakkını kullanamadığı bölgelerde seçimlere gidiyorsunuz. Nereden bakarsanız bakın bu erken seçim milletimizin hayrına olmamıştır" diye konuştu.
PKK'NIN HEDEFİNDE SAPMA YOK
1978 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesi Fis köyünde Marksist-Leninist bir Kürdistan devleti kurmak amacıyla kurulan PKK’nın o günde bugüne hedefinde hiçbir şekilde değişiklik olmadığına vurgu yapan Seyfettin Yılmaz, "90’lı yıllarda yoğun olarak kendini hissettiren PKK 1996 yılında dönemin başbakanı Tansu Çiller terörle etkin bir mücadeleye başlamıştı. 1998 yılına geldiğinde Türkiye’de güvenlik güçlerimizin siyasi iradeyi de arkasına alarak yaptığı etkin mücadelesinde terör örgütü bitme noktasına gelmişti. Terör örgütü PKK 1998’ten 2004’e kadar tek tük eylemler dışında varlığını hissettiremedi. Ama ne hikmetse iktidarı yönetenler 2005 yılından itibaren Kürt açılımı adı altında bir açılım başlattılar. Bu açılımın pazarlıkları dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda bir tarafta Başbakanlık müsteşar yardımcısı ve MİT müsteşar yardımcısının katıldığı, diğer tarafta da PKK’nın militanlarını yer aldığı bir Oslo görüşmesiyle başladı. Daha sonra bu görüşmeler neticesinde Habur’dan teröristler milletimizi rencide edecek şekilde davul zurna ile Türkiye’ye giriş yaptılar. 35 bin kişinin katlinden sorumlu bebek katili Abdullah Öcalan bu süre içerisinde bir siyasi aktör haline getirildi. Demokrasinin teminatı, barışın teminatı olarak gösterilen bir elebaşının olduğu bir süreç yaşandı.
İMRALI'YI SU YOLUNA ÇEVİRDİLER
Hükümetin talimatıyla İmralı’yı su yoluna çeviren HDP’liler İmralı’dan aldıkları talimatları Kandil’e götürdüler. Hükümet bunların tamamına göz yumdu.
Hükümet tarafından 21 Mart’ta Diyarbakır Meydanı’nda Nevruz bahanesiyle bebek katili Abdullah Öcalan’ın mesajının okunmasına izin verildi.
Yine Diyarbakır’da bir tarafta Recep Tayyip Erdoğan, yanında eşi Emine Erdoğan, bakanları, onun yanında PKK’nın sözcüsü konumunda olan askerimizi polisimizi katleden PKK’lı militanlara gerillalar diye övgüler dizen Şivan Perver’i , diğer yanına da muhterem Molla Mustafa’nın oğlu, Mesut Barzani diye PKK’nın hamisi konumundaki kişiyi de alarak Diyarbakır’da meğri meğri türküsünü söyledi.
Bu süreç görüşmeler, pazarlıklar şeklinde devam ederken biten PKK terör örgütü bu süreyi güçlendirme süreci olarak değerlendirdi. Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere Adana, Mersin, Ankara, İstanbul gibi metropollere başta ağır silahlar olmak üzere 80 binin üzerinde silah yığınağı yaptı. Yine bu süre içerisinde roket atarlar, uçaksavarlar bölgede konuşlandırıldı. PKK’nın silahlı unsurlarının Türkiye’den çekileceği konuşulmasına rağmen her yıl 2 - 3 bin Kürt genci Kandil’de birer militan ve terörist olarak eğitilerek Türkiye topraklarına geri sokuldu. Kısacısı bu süreç içerisinde PKK terör örgütünü besleyen, büyüten, güçlendiren ve onları silahlandıran bu iktidarın mensuplarıdır" şeklinde konuştu.
20 İLDE DEVLET HAKİM DEĞİL
Gelinen süreçte Türkiye'de 20 ilde devlet hakimeyetinin olmadığına vurgu yapan MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, "7 Haziran’dan sonra bu süreç başladığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “PKK çözüm süreci içerisinde çok ciddi manada güçlenmiş, biz bunu fark edemedik” şeklinde ifadesi var. Yine başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, “PKK çözüm sürecini militan ve silah yığınağı yaparak geçirmiş biz bunları görememişiz” şeklinde ifadeleri var. Devleti yönetenler ülkenin belli bir bölümünde ve metropollerde silah yığınağı yapıp güçlenen PKK terör örgütünü görmüyorsa bu ciddi manada bir aymazlıktır. Bunun sonucunda yaşananlar ortada. Şu anda Türkiye’nin 20 vilayetinde devlet hakimiyetinden söz etmek mümkün değil. PKK terör örgütü unsurlarının o bölgeleri savaş alanına çevirdiği bir süreç yaşanıyor.
Yine bir buçuk ay içerisinde yaklaşık 160’a yakın asker ve polisimizin şehit oldu. 10 Ekim'de Ankara’da Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük terör eylemi yaşandı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nı devletin istihbaratını ve güvenliğini sağlayan bir yapı olmaktan çıkarıp muhalifleri susturmaya yönelik bir kurum olarak değerlendirmenin neticesinde Suriye’den iki tane militan 900 kilometrelik yolu sorgusuz sualsiz ve bilgileri alınmadan geliyor. Ankara’nın merkezinde Cumhuriyetin kalbinde 101 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 500’ün üzerinde de yaralının olduğu Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısını gerçekleştiriyor.
Biraz önce de ifade ettiğim gibi 1 Kasım seçimlerine giderken devletin 20 ilde bırakın seçim güvenliğini hiçbir güvenliği sağlayamadığı Türkiye tablosu ile karşı karşıya olduğumuz bir süreç yaşanmaktadır" dedi.
OLUK OLUK ŞEHİT KANI AKIYOR
İktidarın açılım sürecinde ülkede barışın hakim olacağı mesajı vererek toplumda bir algı oluşturmaya çalıştığına dikkat çeken Yılmaz, "Toplum terör olaylarına ciddi manada bir yılgınlık göstermiş. Bir açılım, adı altında Türkiye'de barışın geleceği, dağlarında çiçeklerin açacağı, ırmaklarında balıkların tutulacağı, barış türkülerinin söyleneceği ifade edilerek 62-63 akil adamla ve ellerine geçirdikleri bütün medya mensupları ile çok iyi şeyler olacağı, barışın ülkeye hakim olacağı şeklinde yoğun bir algı oluşturdular. Bu algının neticesinde toplumu üst seviyede bir beklenti içerisine soktular. Ama bugün yaşanan olaylara baktığımızda bırakın dağlarında çiçek toplamayı, derelerinde balık tutmayı ve ya barış türküleri söylemeyi, Dağlıca’dan Van’a Hakkari’den Diyarbakır’a kadar 20-21 yaşında Anadolu’daki Müslüman Türk evlatlarının, askerimizin, polisimizin oluk oluk şehit kanını aktığı bir süreç yaşanmaktadır. Ama hükümet yine bir aymazlık içerisinde" şeklinde konuştu.
BUNLARIN YAPTIĞI SİYASİ AHLAKSIZLIK
AKP'nin artan terör olaylarının sorumlusu olarak 7 Haziran'da sandıktan tek başına iktidarın çıkmamasını işaret ettiğine vurğu yapan Seyfettin Yılmaz, "Olayların sorumlusu direk kendisi olmasına rağmen, olayları bu noktaya getirmesine rağmen eline geçirdiği bütün medya marifeti ile sandıktan tek başına iktidar çıkmadığı için olayların bu noktaya geldiği algısı oluşturma aymazlığı içerisindeler. Bu bir siyasi ahlaksızlıktır.
13 yıldır bu ülkeyi tek başına AKP yönetiyor. Bugün itibarı ile ülkeyi hala AKP tek başına yönetiyor. Adına seçim hükümeti de deseler Başbakanı aynı, bakanları aynı, bütün kurumları aynı olan bir hükümetin yönettiği bir Türkiye. 13 yılın sonunda bu hükümetin ortaya koyduğu bir tablodur bu. Milletimizde bu manada ciddi bir sorgulama var. Çünkü vatandaşımız da çoy iyi biliyor ki bu süreci bu noktaya getiren bu hükümetin uygulamalarıdır. Ama bir algı yöntemi ile bu anlayışı, bu öngörüyü değiştirmek adına devletin de imkanlarını kullanarak, sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da devreye girdiği. Devletin valilerinin, kaymakamlarının devletin kurumlarının devreye sokulduğu ellerine geçirdikleri yazılı ve görsel medya ile bu gerçeği değiştirmek adına bir algı operasyonu yaparak milletin kafasını bulandırmaya çalıştıkları bir süreç yaşıyoruz" dedi.
BUNLARIN DERDİ KENDİ İKTİDARLARI
AKP'nin planlarını anaların ağlamaması, akan kanın durmasından ziyade kendi iktidarlarını devam ettirmek üzerine kurduğunu dile getiren Yılmaz şu ifadelere yer verdi; "Yıl boyunca AKP, PKK, HDP, İmralı’daki bebek katili, Kandil’daki yılanın başının dahil olduğu bir ve beraber oldukları bir süreç var. Bu süreç neticesinde başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere HDP’nin hakim olduğu yerde HDP’liler bağımsız olarak giriyorlardı o bölgelerdeki milletvekillerinin yüzde 40’ını HDP’li bağımsızlar alıyordu, yüzde 60‘ını AKP’liler alıyordu. 7 Hazira’dan iki ay önce Dolmabahçe’de Yalçın Akdoğan başkanlığında HDP’li üç milletvekili AKP’den de Efkan Ala’nın Mahir Ünal'ın bulunduğu AKP ve HDP grup başkanvekillerinin olduğu bir Dolmabahçe mutabakatı var. 10 maddelik Abdullah Öcalan’ın talimatları içeren bu mutabakat Türkiye’nin gündemine düştü. Mutabakata vardıklarını ifade ettiler. Bu mutabakatın en önemli unsuru; Abdullah Öcalan Türkiye’deki başkanlık sistemini kabul ediyordu. Buna destek vereceğini beyan etmişti. Bunun karşılığında da önce ev hapsi, daha sonra da özerklik noktasında bir anlaşmaya varmışlardı. Bu noktada Kandil Abdullah Öcalan’ın talimatları ve görüşleri doğrultusunda hareket etmedi. HDP bağımsız 7 Haziran'da seçime bağımsız girecekti. Milletvekillerini yarı yarıya bölüşecekleri bir ortamda HDP parti olarak seçimlere girince bölgedeki milletvekillerinin yüzde 90-95’ini aldı. Bu olunca iktidarlarını kaybettiler.
AKP KIRMIZI KART GÖRECEK
Aralarındaki anlaşmanın bozulduğunu gören ve tek başına iktidarı kaybeden AKP bu sefer gözünü milliteyetçi oylara dikti. 10 yıldır beraber olduğu PKK’yı güçlendiren Adalet ve Kalkınma Partisi 10 yıldır yaptıklarını unutarak Türkiye’deki milliyetçi seçmene mesaj vermek adına bugün neredeyse bizden daha sert PKK söylemleri ve milliyetçik söylemleri ile Milliyetçi Hareket'in tabanına oynuyor. Buradan şunu ifade etmek istiyorum ki bunların dertleri, her ne olursa olsun her şeyi kullanarak, her değerimizi istismar ederek sayın Recep Tayyip Erdogan’ı başkanlığa taşıyabilmek ve tek başına AKP'nin iktidarını sağlamak. Dün milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyenlerin bugün milliyetçi söylemleri bir mana ifade etmez. Dün Abdullah Öcalan'ı barışın teminatı olarak gören, PKK’yı büyütüp besleyen, onların o bölgede silah depolamasını görmemezlikten gelen, valilere PKK’ya operasyon yapmayın talimatı veren bu anlayışın bugün PKK ile mücadele ediyoruz demesi sadece seçimlere yönelik bir algı operasyonudur. İnşallah 7 Haziran’da uyarıyı alan AKP 1 Kasım’da da Türk milletinden kırmızı kart görecektir.
KOALİSYONA AKP HAYIR DEDİ
7 Haziran seçimleri sonrasında yürütülen koalisyon görüşmelerine ilişkin açıklamalarda da bulunan Seyfettin Yılmaz, MHP'nin AKP'nin kuracağı azınlık hükümeti ve MHP ile kurulacak 3 aylık bir koalisyon hükümetine hayır dediğine dikkat çekti. MHP'li Seyfettin Yılmaz, Bunun karşılığında Türkiye'nin problemlerini çözecek, milletin dertlerine derman olacak 4 yıllık bir AKP-MHP koalisyonunda ise taşın altına elini değil gövdesini koyacağı şekilde evet demiştir. Ancak Dolmabahçe'de PKK'nın 10 maddesine evet diyen AKP MHP'nin bu görüşüne hayır demiştir" şeklinde konuştu.
MHP TÜRKİYE'NİN SİGORTASIDIR
Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’nin sigortasıdır. Bu yaşanan olaylara baktığımızda artık millet umudunu Milliyetçi Hareket Partisi’ne bağlamıştır. Terörü bu iktidarın çözmesi mümkün değildir. Grubu içerisinde, milletvekili adayları içirisinde PKK’yı terör örgütü olarak görmeyip, bir siyasi hareket olarak gören bir içok ismi barındıran bir AKP terörü çözemez. Terörle mücadele eden askeri, polisi içeriye alan bir zihniyet PKK terör örgütünü çözemez. PKK terör örgütüyle pazarlık yapan bir siyasi irade PKK terör örgütünü çözemez. Ama Milliyetçi Hareket Partisi iktidarı ile çelik gibi bir siyasi iradeyi arkasında gören güvenlik güçlerimizle 6 ay içerisinde PKK terör örgütünün belini kırar. Terörün konuşulmadığı huzur ve güvenin sağlandığı bir Türkiye ancak Milliyetçi Hareket Partisi'nin iktidarı ile sağlanır. Üstüne basa basa altını çizerek bir daha ifade ediyorum. 1 Kasım’dan sonra oluşacak Milliyetçi Hareket Partisi iktidarında terör 6 ay içinde Türkiye’nin gündeminden kalkar. PKK terör örgütünün beli kırılır ve Türkiye’nin gündeminden düşer."
ADANA AKP'YLE KAYBETTİ
1 Kasım seçim sonuçlarına yönelik açıklamalarda da bulunan MHP Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Adana'da başarılı olacaklarına inandıklarını kaydetti. AKP'nin iktidarda olduğu 13 yıllık Adana tablosuna bakıldığında her geçen gün geriye giden bir kent ile karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken MHP'li Yılmaz, "Adana işin aşın, umudun, zenginliğin, bereketin timsali bir kent iken bu iktidar döneminde devlet olanakları ve devlet yatırımlarından hiçbir şekilde yararlanamdağı gibi bir de dejavantajlı konuma getirildi.
Çok açık ve net ifade ediyorum 13 yıllık dönem içerisinde Adana'da 50’ye yakın büyük fabrikanın kapısına kilit vurulmuş, 60 bine yakın kişi işini kaybetmiş.
Yine bu dönem içerisinde çıkarılan iki teşvik yasası civar illeri avantajlı konuma getirirken Adana hiç bir şekilde yatırımın yapılmadığı bir kent haline getirildi. Nüfusa oranladığınızda kamu yatırımları alma açısından Türkiye’nin en az yatırım alan kenti Adana. Geçmişte Türkiye'nin en önemli üç dört kentinden biri olan Adana sağlıkta 48’inci, eğitimde 54’üncü, yaşanabilir kentlerde 53’üncü sıraya yerleşmiş, Adana her geçen gün kan kaybeden bir kent haline gelmiş" dedi.
ADANA'YI CEZALANDIRDI
AKP'nin 13 yıllık iktidarında Adana'yı cezalandırdığına vurgu yapan MHP Milletvekili SeyfettinYılmaz, "2011 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan İstasyon Meydanı'nda yaptığı mitingde Adana'ya müjdeler olsun diye 11 vaatte bulundu. Ama bu 11 vaadin hiç birisi gerçekleşmedi. Hatta orada, "Müjdeler olsun Adana’nın metrosunu borçlarıyla birlikte devralıyoruz" dedi. Aradan 5 yıl geçmesine rağmen ne 11 vaat yerine getirildi ne metro devralındı. Adana metrosunu devralmayan iktidar partisi Adana'dan 6-7 kat fazla borcu olmasına rağmen Ankara metrosunu borçlarıyla birlikte Ulaştırma Bakanlığı’na devretti. İstanbul’u, İzmit’i Ulaştırma Bakanlığı'na devreden bu iktidar Adana metrosunu devralmadı. Bunu yaparak Adana Büyükşehir Belediyesini Milliyetçi Hareket Partisini cezalandırmadı. Bütün Adana'yı cezalandırdı. Adana'ya yatırım gelmedi." diye konuştu.
ADANA SEVDALARI YOK
AKP'nin Adana'yı gözardı etmesinin ana nedenlerinden birinin yaklaşık 13 yıldır Adana'yı temsil eden milletvekillerinin Adana’yla ilgili bir sevdalarının, amaçlarının, hedeflerinin olmaması olduğunu söyleyen Seyfettin Yılmaz, "Adanalılık ruhunun oluşmaması. Adanalılar iyi hatırlarlar, Dengir Mir Mehmet Fırat Adana’dan milletvekilliği yaptı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı iken Genel Başkan Yardımcılığı görevindeydi. Yani ikinci adam konumundaydı. Milletvekilliği yaptığı süreç içerisinde Adana’ya tek çivi çakılmasına vesile olmayan bu kişi bugün Mersin’den HDP milletvekilidir ve 1 Kasım’da adayıdır.
ÖMER ÇELİK ADANA'YA ÇİVİ ÇAKMADI
Yine Ömer Çelik 12 yıldır 3 dönemdir Adana’dan milletvekilliği yapıyor. 2, 2 buçuk yıldır da Kültür ve Turizm Bakanlığı görevinde bulundu. Adana’ya tek çivi çakılmasına vesile olmadığı gibi bakanlık yaptığı süre içerisinde de 2014 yılında Adana'nın Kültür ve Turizm yatırımları 0 liradır. Bu şekilde Adana sevdası olmayan, Adanalı gibi düşünmeyen, Adanalı'yı tanımayan, buradan sadece seçilip giden milletvekillerinin temsil ettiği Adana 13 yıl sonunda dibe vuran bir kent haline gelmiştir. Üstüne üstlük Suriye politikasında uygulanan yanlış öngörüler, yanlış tespitler neticesinde 2 buçuk milyon Suriyeli'nin Türkiye’ye gelmesine neden olmuş, resmi rakamlara göre yaklaşık 200 bin, gayri resmi rakamlara göre ise 280 bin Suriyeli göçmenin de sıkıntılarla boğuşan Adana’ya yeni bir yük olarak lbinmiştir. Zaten ekonomi dibe vurmuş. Adana işsizlikte Türkiye’nin rekortmeni olmuş, çiftçimiz, esnafımız, tüm gençlerimiz kan ağlarken bir de 280 bin Suriyeli'nin yükünü taşıyan, dibe vuran bir Adana ile karşı karşıyayız. İşte buradan çıkış formülü nettir. Bundan dolayı Adanalılar'ın 1 Kasım'da Milliyetçi Hareket Partisi’ne ciddi destek vereceklerine inanıyorum. Yürekleri Adana sevgisi ile dolu. Tüm amaçları Adana’ya hizmet etmek olan ve başında Adana sevgisini yüreğinde taşıyan Adanalı bir genel başkanı bulunan olan Milliyetçi Hareket Partisi ve milletvekili adaylarına Adanalıların da tam destek vereceğine inancımız tamdır" dedi.











