• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 15:34
  köf1
Bazen öyle özlersin ki kızına sarılıp dans etmeyi... Balyoz kumpasıyla tutsak edilen babası eski Donanma Komutanı emekli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak’ı 2011’de evlenen kızı Tuğçe gelinliğiyle Hasdal'da ziyaret etmişti. Tuğçe şimdi de tahliye olan babası için düğün yaptı.

Bu farklı bir düğün haberi. Şerefsizlerin kurduğu bir kumpasla yüzlerce silah arkadaşıyla birlikte tutsak edilen bir Amiral'in kızının düğün haberi bu.
Bu haberi yazmak da öyle kolay değil.
Öncesi var,
tutsak edildikleri zindanda mütevazi bir tören
dökülen gözyaşları…
Odatv.com'da Müyesser Yıldız "Balyoz'da film gibi düğün" başlıklı yazısında anlatmış bu düğünü.
Bir de Yeniçağ Gazetesi'nden Arslan Bulut'un bundan 14 ay önce kaleme aldığı bir yazı var.
Bu düğünün kahramanlarından bahsediyor Bulut.
24 Haziran 2013'de odatv.com'da da yayınlanan yazısının başlığı; Tutuklu Gelin..!
Önce Arslan Bulut'un yazısını okuyalım.
Sonra Müyesser Yıldız'ın anlattığı Balyoz'da film gibi düğünü…

***
Tutuklu Gelin!

Elimde  “Babamı Beklerken”  adlı bir kitap var. Kitabın yazarlarından Pelin Çınar psikolog, Burak Bilge ise gazeteci. Her ikisi de 1986 doğumlu. Kitapta, tutuklu sekiz komutanın kızlarının hikâyelerini anlatıyorlar. Ergin Saygun ve kızı Ece, Dursun Çiçek ve kızı İrem, Hayri Güner ve kızı Eser, Hasan Basri Aslan ve kızı Melis, Metin Yavuz Yalçın ve kızı Deniz, Cem Aziz Çakmak ve kızı Tuğçe, Engin Alan ve kızı Tülin, Cem Gürdeniz ve kızı Ülkem’in hikâyeleri..
Tanıtım yazılarını, önsözleri okuduktan sonra kitabı rastgele açtım, 37’nci sayfa denk geldi... Önce bu bölümü, sonra bir çırpıda hepsini okudum...

***

“Tutuklu Gelin”  başlıklı bölüm, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak’ın kızı Tuğçe’nin, nişan töreni yapılacağı bir sırada tutuklanması ve otuz sekiz gün sonra serbest bırakılması ile başlıyor...
Tahliyenin ardından nişan yapılıyor ve Cem Aziz Çakmak yeniden tutuklanıyor, düğün iptal ediliyordu... Çakmak, cezaevinden uzun süre çıkamayacağını anlayınca ziyarete gelen kızı ve damadına,  “Eğer beni rahat ettirmek istiyorsanız yuvanızı kurun”  diyordu...
Nikâh için 23 Eylül’e gün alınmıştı ama Tuğçe’nin aklı Hasdal’daki babasındaydı. Düğününü orada yapmak için çok uğraştı. İzin almayı başaramadı. Sadece nikâh sonrası ailesiyle birlikte ziyarete gitmek için izin alabilmişti. Gelinliğiyle babasına gidebilecekti.
Nikâhın yapılacağı gün aklı başında değildi. Tek düşüncesi işlemlerin bir  an önce bitmesi ve hemen babasına gitmekti. Salondan içeri girerken gözüne babasının gönderdiği çiçek ilişti. Kocaman kırmızı beyaz karanfillerle süslenmişti. Üzerinde beyaz bir çapa vardı ve  “Kızıma mutluluklar dilerim”  yazılıydı. O an gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Masaya gidene kadar, duvağı da kapalı olduğu için ağladığını kimseye belli etmedi. Nikâh memuru, babasının adını sorduğunda,  “Cem Aziz Çakmak”  diye yutkundu. Ardından salonda büyük bir alkış koptu. Tam davetliler ayağa kalkmış ve ellerini patlatırcasına alkışlıyordu. Olanlardan habersiz nikâh memuru da şaşırmıştı. Tuğçe’nin gözyaşları ise artık sel olup akmıştı.
Nikahtan sonra, davetlileri Tuğçe’nin annesi uğurluyordu. Tuğçe annesinin yanına, babasının gönderdiği çiçeği koydu.

***

Nikâhın ardından hemen Hasdal Askeri Cezaevi’ne doğru yola çıkıldı. Korktuğu başına gelmedi ve aramalardan geçtikten sonra babasının onu beklediği bahçeye girdi. Babasının açmasını istediği için duvağı kapalıydı. Kızını o halde karşısında gören Cem Aziz Çakmak bir süre donup kaldı. Baba kız sadece birbirlerine bakıyor ve ikisi de hiçbir şey söylemiyordu. Hatta cezaevinin o bahçesinde hiçbir canlıdan hiçbir ses çıkmıyordu. Sanki herkes o büyülü anın bozulmasından korkuyor, yerinden bile kıpırdamıyordu, O sessizlikte hem Tuğçe hem babası gözyaşlarına hâkim olamıyordu.
Sessizliği ilk bozan Tuğçe oldu. “Babacığım, duvağımı senin açmanı istedim. Açmayacak mısın” diye sordu. Babası ise neden sonra kendine gelebildi. “Ne güzel olmuşsun kızım, bir kuğu gibi”  dedi, Kızının duvağını açtı ve alnından öptü.

***

Cezaevinde sanki bir düğün vardı. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve hazırlanmıştı. Sadece bir saatleri vardı ve o bir saat içinde bu hızlandırılmış düğünde ne yapılması gerekiyorsa yapılacaktı. Orada tutuklu bulunan tüm komutanlar bir koridor oluşturmuş, Tuğçe ve Yasin bu koridordan yürümüştü.. Onlar yürürken Hasdal’daki tutuklular ve davetliler alkış tutmuştu. Cezaevindeki tüm masalar birleştirilmiş ve üzerlerine bahçeden toplanan çiçeklerin yaprakları serpilmişti. Düğün pastası bile vardı. Salonun tüm düzeni Tuğamiral Fatih Ilgar’a aitti. Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu gitar çalıyor, Tümamiral Cem Gürdeniz ise piyanonun başında oturuyordu. Düğün pastasını keserken herkesin gözlerinden yaşlar akıyordu...

Arslan BULUT
Odatv.com
24 Haziran 2013

Ve gelelim düğüne…
2014 Ağustos'una…

Balyoz'da film gibi düğün

16 Nisan 2010 günü Tuğamiral Cem Aziz Çakmak’ın en mutlu günü olacaktı. Sevgili kızı Tuğçe’nin düğünü vardı.
Lâkin Şubat’ta Balyoz “kumpasıyla” tutuklandı. Düğün ertelendi, davetiyeler yakıldı. Çakmak Silivri’deki bir duruşmada, “16 Nisan tarihindeki düğün davetiyelerini yakmak zorunda kaldık. Kızıma ve bize bunu yapanlardan hesap soracağıma dair söz verdim. Sözümü tutacağım. Dış mihraklara uşaklık edenlere sesleniyorum; Bu salondaki koltuklara, siz oturacaksınız ve vatana ihanetle yargılanacaksınız. Bundan kaçışınız asla mümkün değildir" diye haykırdı.
Takvimler 25 Eylül 2011’i gösterdiğinde Tuğçe babasız Üsküdar Evlendirme Dairesi’ne gidip, gözyaşları içerisinde nikâhını kıydırdı. Sade nikâh töreninde tek bir çelenk vardı; Kırmızı-beyaz karanfillerden, ortasında kocaman bir denizci çapası olan ve üzerinde, “Kızıma mutluluklar dilerim” yazan. Hasdal’dan, babası göndermişti.
Gelin Tuğçe, damat Yasin el ele tutuşup, Hasdal’ın yolunu tuttu. Tutuklu askerler, cezaevindeki kıt imkânlarla öyle bir karşılama töreni ve kutlama yaptı ki, kitaplara, Levent Kırca’nın “İçerdekiler” oyununa konu oldu.
Cezaevinde düğün için sadece 1 saatleri vardı. Tutuklu tüm subaylar gelin-damadı bir koridor oluşturarak karşıladı. Tuğçe’nin duvağı hâlâ kapalıydı, “Babacığım duvağımı açmayacak mısın?” diye sordu. Cem Aziz Çakmak, “Ne güzel olmuşsun kızım. Bir kuğu gibi” diyerek, duvağı açtı.  
İçerde adeta bir düğün salonu kurmuşlardı. Tüm masalar birleştirilmiş ve üzerlerine cezaevi bahçesinden toplanan yapraklar serpiştirilmişti. Pasta bile vardı. Müzik işini Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu gitarıyla, Tümamiral Cem Gürdeniz de piyano başına oturarak halletti. Baba-kızın bir şarkı eşliğinde yanak yanağa dansı herkesi ağlattı.
Veda zamanı geldiğinde gelin-damat yine koridor oluşturularak, “Oğlan bizim, kız bizim” tezahüratlarıyla uğurlandı. Tuğçe de gelin çiçeğini herkesin özgürlüğü için fırlattı. Ama çiçeği yakalayan tutuklu Tuğamiral Fatih Ilgar, onu şu sözlerle Tuğçe’ye geri verdi:
“Sen bunu bizim özgürlüğümüz için attın. Bu çiçek burada durmasın. Sen bunu evde bizim için kurut. Biz senin evinde görelim bu çiçeği.”
Ağustos 2012 Şura’sında tutuklu 40 general ve amiral emekliye sevk edildi. Aralarında Cem Aziz Çakmak da vardı. Bundan sonra Silivri günleri başladı. Bu arada Balyoz kararları açıklandı ve Çakmak 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
50 yaşındaki Cem Aziz Çakmak Silivri’de akciğer kanseri oldu. Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi altına alındı. 1 Şubat 2014’te hastalığından dolayı infazı 6 ay ertelenince tahliye olabildi. Çakmak’ın tedavisi halen Ankara GATA’da sürüyor.
Tüm bunları niye mi hatırlattım?
Bugün o kaybolan yıllar, anlar aranacak da ondan.
Hasdal’daki esaret düğünü, özgür düğünle unutulmaya çalışılacak.
Evet bu akşam 3 yıllık evli Tuğçe-Yasin Kara çiftinin düğünü var. Bu sürecin tüm kahramanları, tüm dostları davetli. Kelimenin tam anlamıyla unutulmaz, klasikler arasında sayılacak film gibi bir düğün olacak.
Ev sahibi elbette Cem Amiral. Ancak davet sahibi çok çok özel.
Önce “Değerli Davetlim” hitabıyla başlayan davetiyede ne yazıyor, ona bakalım:
“Annem Tuğçe ve Babam Yasin’in nikâh töreni çok değerli dedem Tuğamiral Cem Aziz Çakmak’ın Balyoz kumpası nedeniyle tutuklu olmasından ve dedemin nikâh töreninde bulunamamasından dolayı çok buruk geçmiş. Şimdi o karanlık günlerin tesellisi olarak 21 Ağustos 2014 günü temsili nikah, dedeme kavuşma ve benle sesle tanışma töreninde sizlerle beraber olmaktan kıvanç ve gurur duyacağım.”

Bu çok çarpıcı daveti yapan kim mi?
Gelin Tuğçe’nin henüz 6 aydır karnında olan müstakbel torun; daha doğmadan dedesinin ismini alan Cem Poyraz.
Baba-kız bu özgür düğünde, “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” şarkısı eşliğinde dans etse yeridir!..
Özgür ve mutlu yıllar dileğiyle...

Müyesser Yıldız
20 Ağustos 2014
Odatv.com


Adana
Yorumlar (1)
    Google