• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 15:33
  Adana Haber
Bataklığın kenarından dönmek için

Türkiye her türlü terör saldırılarının rahatlıkla sahneye konup sergilenebildiği bir ülke haline geldi.

Gerçeklerle yüzleşmek yerine, "Rusya'dan turist gelecek ya onu engellemek için yaptılar", "İsrail'le anlaşma konuşulmasın diye gündem değiştirdiler,", "Üçünçü köprüyü çekemiyorlar"
gibi günlük siyasi çıkarlara uygun söylemlere sığınırsak bu saldırıların sonu gelmez.
Saldırıları yüzde 100 sona erdirmek mümkün değildir ama bir ülke bu kadar da açık hedef haline gelmez.
Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Libya ve tüm çevremizin istikrarsızlaştırılması için katkımız oldu mu olmadı mı?
Suriye ve Irak'ta savaşmaya giden teröristlere giriş çıkışlarında, barınmalarında, tedavilerinde, lojistik teminlerinde bir takım kolaylıklarımız oldu mu, olmadı mı?
Amerika ve diğer emperyalist güçlerin Ortadoğuyu bugüne getiren, Filistin, Irak ve Suriye'deki politikalarına örtülü veya açık desteklerimiz işbirliklerimiz, oldu mu, olmadı mı?
Irak krizi sırasında "Bir koyup 3 alacağız" hülyası da, "Şam'da bayram namazı" rüyası da bu belalaların kendi elimizle başımıza sardığımızın ispatı, değil mi?
Bu kadar terörist o kadar silahı, o kadar patlayıcıyı senin ülkende nasıl ve nereden temin edebiliyor?
Bu teröristler ne yiyor, ne içiyor, nerede yatıp kalkıyor?
Kimler bunları nerelerde saklıyor?
Olay yerini dikkat çekmeden nasıl inceleyip keşif yapıyor?
Senin ülkene hangi sıfatla geliyor ve sen bunları neden kabul ediyorsun?
Ülkeyi yönetenler, "Kindar ve dindar nesil" söylemlerinin bu teröristlere sempati ile bakılmasına yol açıp açmadığının muhasebesini yapmadıkça...
Dünyanın her tarafından gelen teröristlere "Düşmanımızın düşmanı" anlayışıyla da olsa sempati ile bakmaktan vazgeçilmedikçe...
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş iradesi ve değerlerine dönülmedikçe...
"Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesi samimiyetle hayata geçirilmedikçe...
Her türlü emperyalist planla araya kalın duvarlar örülmedikçe...
Kişisel hırs uğruna insanlarımızı ayrıştıran, kamplaştıran söylemlerden vazgeçilmedikçe...
Teröristler bu saldırılar için her türlü lojistik, ekonomik ve psikolojik olanakları rahatlıkla bulmaya devam edeceklerdir.
Onlarca insanımız öldükten, yüzlercesi yaralandıktan, ülke her geçen gün istikrarsızlaştıktan sonra...
Devletin zirvesi, iktidarı muhalefeti terörü kınar.
İstihbarat raporları hep saldırılardan sonra ortaya çıkar.
Başbakan, bakanlar, valiler, emniyet müdürleri olaydan sonra olay yerini incelerler.
Güvenlik önlemleri saldırılardan sonra üst seviyeye çıkarılır.
Ölenler, yaralananlar, geride kalanlar istatistik rakamlarına döner.
Televizyonlar, gazeteler olan olduktan, ölen öldükten sonra bütün bunları, "Olağanüstü çalışmalar" gibi sunar.
İnsan hayatı ile ilgili bir konuda bile siyaset güdümlü analistler de, siyasetçiler de oy kaygısını en üstte tutar.
Meselenin özüyle kimse ilgilenmez.
Türkiye bataklığın kenarına son yıllardaki politikalarıyla geldi.
Hem içerde hem dışarda sürdürülen tüm politikalar 180 derece değişmek zorunda.
Bataklığın kenarından dönme ihtimali de var, tam göbeğinde dalma ihtimali de...

 


Adana
Yorumlar (1)
    Google