15 Temmuz gecesi Türkiye bir büyük felaketin eşiğinden döndü.
Türkiye işte o gece bir büyük gerçekle yüzleşti.
Bir dönem ağır suçlamalarla zindanlarda tutsak ettiğimiz Mustafa Kemal'in askerleriyle FETÖ'nün emrindeki hain askerler arasındaki farkı gördü
Niyeti çözdü.
Gerçek darbecileri tanıdı.
İftiralarla darbeci diye suçlanıp cezaevlerinde yatan, orada yaşamını yitiren ve canı pahasına taşıdığı askeri ünüformaları üzerlerinden alınan komutanlarımızla hainler arasındaki farka tanıklık etti 15 Temmuz gecesi.
Türk Silahlı Kuvvetleri sadece ülkemin değil dünyanın gıpta ile baktığı hayranlık duyduğu göz bebeğimizdi.
Ordumuzu özellikle 2007 yılından sonra elbirliğiyle yıpratmaya, o saygınlığı yok etme çabasına girdik.
Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ordusuna yönelik akıl almaz iftiralar atıldı, yetişmiş birbirinden değerli komutanlarımıza kumpaslar kuruldu.
Adına ergenekon, balyoz, askeri casusluk denilen, bir çok hayali senaryonun hayata geçirildiği korkunç ihanetlere tanık olduk.
Çünkü Türk Ordusu birilerini rahatsız ediyordu.
Laik Cumhuriyet'in yegane teminatı Türk Silahlı Kuvvetleri, devletin neredeyse tüm kurumlarını ele geçirmeyi başarmış Fethullah Gülen için acilen yok edilmesi, kontrol altına alınması gereken bir kurumdu.
Zaptedilmesi gereken son kaleydi TSK.
Bunu kendi müritleriyle, yani bugün hepimizin tanık olduğu militanlarıyla başarması imkansızdı.
Çünkü TSK kendi içerisinden yetişmiş, öncelikle Atatürk'e ve büyük önderin emaneti laik cumhuriyete zarar gelmemesi için canlarını vermeye hazır birbirinden değerli komutanların kontrolündeydi.
İşte tüm kumpaslar, o Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk gibi iftira ve yalan senaryoları bunun için üretildi.
FETÖ'nün yargı, polis, asker ve medya içerisindeki militanları sayesinde birbiri ardına iğrenç tezgahlar kuruldu.
Yalanlar üretildi ve herkes inandırıldı.
Algı operasyonlarıyla Atatürk'ün komutanları darbecilikle, casuslukla suçlandı.
Vatan ve bayrak sevdalısı komutanların, camileri bombalayacağına bile inandırıldı bu toplum.
FETÖ'nün yargı ve polis içerisindeki militanları Emniyette başlatılan bu oyunun devamını Silivri denilen tiyatro sahnesinde sergilediler.
Silivri'de hukuk değil Fethullah'ın yazdığı bir senaryo sahneleniyordu.
Din iman diyen polis ve yargı militanlarının Allah korkusundan ne denli uzak olduğunu gördük.
Atatürk'ün askerleri kendi vatanlarında, kendi topraklarında zindanlarda tutsak edildi.
Medyada yaratılan algıyla toplum bu büyük komutanlara 'hain' gözüyle bakmaya başladı.
Kendilerini savunacakları hiç bir ortamları yoktu.
Dışarıda kalan aileleri yani komutanlarımızın eşleri, çocukları, anne ve babaları, kardeşleri onlara yakın kim varsa her yerden dışlanmaya başladılar.
Çalıştıkları kurumlarda, okudukları okullarda baskı gördüler.
Seslerini duyuramadılar.
Uğradıkları haksızlığı haykıramadılar.
Çünkü onlar yaratılan algıyla 'darbeci ve casus' ilan edilmişlerdi.
Medyanın bizim gazetemiz Adana Haber gibi bir kaçı dışında tamamı kapatılmıştı yüzlerine.
Bazı komutanlarımız daha gözaltı aşamasında uğradığı haksızlığı kabullenemedi beylik tabancasıyla intaharı seçti Ali Tatar gibi…
Komutanlarımıza yani Mustafa Kemal'in askerlerine ceazevlerinde de büyük baskı vardı.
Sadece Silivri'de değil askerin kontrol ettiği Hasdal, Sincan, Maltepe, Şirinyer askeri ceza ve tutuk evlerinde de.
17/25 Aralık sonrası bütün bunların Fethullahçı Terör Örgütü'nün kumpası olduğu anlaşıldı.
Ve 15 Temmuz geceside darbecilerin kim olduğunu öğrendik.
Vatanına hainlik eden aşağılıkları.
Üzerinde Mustafa Kemal'in ordusuna ait üniformalarıyla kendi milletine, kendi Meclis'ine bomba yağdıran, kurşun sıkan aşağılık hain asker kılıklı teröristleri gördük.
Bir yanda iftiralarla ömürlerinin en güzel dönemlerini zindanlarda geçirmek zorunda kalan Mustafa Kemal Atatürk'ün onurlu askerleri yani komutanlarımız diğer tarafta ülkemizi karanlığa sürüklemek için halkının üzerine bomba yağdıran FETÖ'nün TSK içerisine sızmış ve etkili makamlara gelmiş hain komutanları.
Bu ülkenin büyük bir özür borcu var.
O yıllarda tutsak edilen tüm komutanlardan özür dilemesi gerekiyor bu milletin ve devleti yöneten herkesin.
Tutsak ettiğimiz ve ordudan ihraç ettiğimiz o büyük komutanların tek suçu Atatürk sevdalısı ve Cumhuriyet aşığı olmalarıydı.
Onlar bilinçli bir şekilde tasfiye edilirken yerine FETÖ'nün komutan ünüformalı müritleri getirildi.
Gördünüz hainleri.
Halkının üzerine bomba yağdıran sözüm ona islam bekçilerini.
Bize 15 Temmuz gecesini yaşatan tüm hainlere lanet okuyorum.
Aynı laneti 15 Temmuz gecesi hiç bir şeyden habersiz sadece verilen emirlerle bindirildikleri cemselerle sokağa indirilen, köprünün başına nöbet eri yapılan 20 yaşındaki Mehmetçiğime kahpece saldıran, acımasızca linç eden o aşağılık hainlerle halkın üzerine uçak ve helikopterden bomba ve mermi yağdıran asker ünüformalı hainler arasında hiç bir fark yoktur.
Er ve erbaşa yani 20 yaşındaki Mehmetçiğime zulüm yapan her kim varsa Allah onlarında belasını verecektir, inanıyorum.
RIFAT SÖYLEMEZ











