Bir zamanlar ağızlarını doldura doldura, "Hocaefendi şöyle" "Hocaefendi böyle" diye ortalıkta caka satanlar şimdilerde "Benim FETÖ ile uzaktan yakından ilgim yok" diyor.
At Yalanı seveyim inananı.
Yalan, riya, takiyye ruhlarında var.
Bari iki dakika delikanlı olun da, "Evet ben buyum. Bu suçsa da suçuma razıyım" deyin olmaz mı?
Olmaz.
Gerekçe yaratmakta üzerlerine yok.
Her haltı yedikten sonra kaçıp gitmelerini "Hicret" diye yutturmaya çalışıyorlar.
Güya (kendilerince) bu tavırları ile Peygamber'in tavrı arasında benzerlik kuruyorlar.
Peki inançlı bir insan yalan söyler mi?
Bunlar söyler.
Bunlara göre devlet kafir. Yani düşman.
Düşmana yalan söylemenin de bir sakıncası yok.
Tıpkı vergi vermemek için uydurdukları yalan gibi.
Devlete vergi ödememek için "Ben zaten himmet veriyorum. Hem daha hayırlı işlerde kullanılıyor" dediklerini bilmeyen yok.
Şimdi bunlardan biri gazetedeki yazılar için noterden tekzip yolluyor. "Benim FETÖ denilen örgüt ile uzaktan yakından bir ilgim yoktur" diyor.
FETÖ ve PDY Milli Güvenlik Kurulu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılıklarının tanımı.
Kendi kendilerine "Hizmet Hareketi" diyorlar.
Yani biri "Gel kutsalın üzerine yemin et ilgin olmadığına" dese, rahatlıkla yemin edecek.
Kelime oyunu yapıyor uyanık.
Ama kesinlikle emin olun, "Hizmet Hareketi" ile bir ilgin var mı, yok mu? sorusuna da rahatlıkla "Hayır yok, olamaz" cevabını verecektir.
Çünkü Adana Haber'in iddianemeden alıp yazdığı isimler bu yapının ortalarında yer alanlar.
Yani ticaret kısmında bulunanlar.
Paralel Yapı'nın tabanının ibadet, ortasının ticaret, tavanının ise ihanet içinde olduğu ortada.
Ticaret kısmında yer alanlar her kalıba girebilir. Neticede kazan-kazan formülü devrede.
Kazandıklarından bir bölümünü himmet olarak veriyorlardı. Önlerindeki tüm kapılar ardı ardına açılıyordu.
Sıradan konfeksiyonculuktan dünyaya ihracat yapmaya, sıradan geri dönüşümcülerden plastik krallıklarına, taşeronluktan dev inşaat firmalarına dönüştüler. İyice palazlanıp zenginleştiler. Şimdi korumanın telaşına düştüler.
Abilerinden aldıkları akıl da fena değil.
Önce işleri bozan gazetenin yalanlanması lazım.
Abileri taktiği öyle vermiş.
Deşifre eden üzerinden sisteme yeniden dahil olmanın yollarını arıyorlar.
Ne kadar basit değil mi?
Hey yavrum hey! Bu kafayla mı devleti ele geçirecektiniz siz.
Gerçi teee dünyanın öbür ucunda kurslardan da geçmiştiniz ama...











