TBMM'deki dört partinin eşit sayıda üye verdiği Anayasa Uzlaşma Komisyonu Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın sözleriyle bitti. Gazeteler tutanakların sonuç bölümünü yazdı. Bitiren Başkan İsmail Kahraman. Bitirme gerekçesi de CHP'nin tavrı. CHP "Başkanlık" konusunun çıkarılmasını istiyor. İsmail Kahraman da bu tavır ile komisyonun sürdürülmesinin imkansız olduğunu söylüyor. İsmail Kahraman'ı bilirsiniz, MHP'nin "Biz HDP'nin oy verdiği yere oy vermeyiz" diyerek seçilmesine zemin hazırladığı Ak Parti Milletvekili.
Daha öncesinde CHP-MHP Hükümeti için "Dışarıdan HDP Desteği"ni kabul etmeyen MHP çıkşını da hatırlarsınız.
Aynı MHP nedense HDP ile aynı masada "Anayasa uzlaşma Komisyonu"nda bulunmakta ise bir sakınca görmüyor.
MHP'ye soralım:
'Birlikte koalisyon kurmam. CHP ile kuracağımız koalisyona HDP'nin dışardan desteğini de kabul etmem' dediğiniz HDP ile birlikte nasıl bir anayasa yapmayı düşünüyordunuz?
CHP'ye soralım:
Daha önce aylarca boşuna oyalandığınızı, koalisyon görüşmeleri bittikten sonra kendiniz açıkladınız. Şimdi aynı zihniyetle, sırf, "Masadan kaçtı demesinler" diye neden bir araya geldiniz? Saf mısınız, yoksa bizi mi aptal yerine koyuyorsunuz?
Ak Parti'ye soralım:
Açılım politikalarından vazgeçtikten sonra terörist ilan ettiğiniz "PKK'nın meclisteki uzantısı" diye suçladığınız HDP ile ne uzlaşması sağlayacaktınız? Karar verin; HDP'lilerin dokunulmazlıklarını mı kaldıracaksınız, yoksa birlikte "Yeni Anayasa" mı yapacaksınız?
Hem tek kişinin mutlak iktidarı hem ileri demokrasi nasıl oluyor? Yarın, istemediğiniz birinin "Başkan"a istediğiniz yetkilere sahip olması durumunu hayal edebiliyor musunuz?
HDP'ye soralım?
CHP bile "Başkanlık varsa biz yokuz" derken siz neden diyemiyorsunuz da "Başkanlık ayrı, demokratik Anayasa ayrı" gibi eveleyip geveliyorsunuz? "Seni Başkan Yaptırmayacağız" kampanyasıyla oy verenlere yalan mı söylediniz?
Kim ne söyleyecekse neden çıkıp doğru dürüst söylemiyor.
Sokakta kimsenin Anayasa açlığından öldüğünü görmedim.
Toplumun böyle bir beklentisi de yok.
Kimi başkanlık, kimi özerklik, kimi başka beklentilerini "Yeni Anayasa" sosuyla süsleyerek bizlere yutturmaya çalışıyor.
Türkiye'nin acil sorunu yasaların yetmezliği değil, hakkıyla uygulanmamasıdır.
Kimse kimseyi kandırmasın.











