"Özlem bitti, Süper Lig'e merhaba" derken, umut ışıklarımız birer birer söndü, bir hüzün dalgası kapladı benliğimizi yeniden...
Ve ne yazık ki Demirsporumuz, lige direk çıkabilmeyi elinin tersiyle iterek, Play-Off oynama zorunluğunun girdaplı sularına dümen kırdı…
Tarifi zor, anlatılması çok komik puan kayıplarının, Osmanlıspor karşısına çıkardığı Mavi Şimşeklerin rakibi karşısındaki duruşu, kırılgan bir takımın görüntülerini yansıttı, karşılaşma süresince...
İkinci bölge yani orta sahanın lidersizliği, Demirspor'a "Omurgasız bir takım" görüntüsü verdi...
Tek çıkış yolu maçı kazanmak olan bir takımın futbol sunumu böyle olmamalıydı…
Böylesine sıkıntılardan kurtulabilmenin futbol mantığındaki yeri ise rakibine karşı güç gösterisi yapabilme yeteneğiydi...
Demirspor'da bu denli beceri düzeni yüksek oyuncular da itiraf edelim ki yoktu…
Teknik Direktör Ünal Karaman'ın kenar hücumları iki siyahi oyuncuyla çok iyi kullanan Osmanlıspor ataklarına önlem alması gerekliydi, göremedim...
Madalyonun öteki yüzünde ise ev sahibi takımın saha dışı organizasyondaki başarısıydı...
Takımlarına yürekten bağlı Demirsporlu taraftarları, kışkırtmak hatta hatta provoke edebilmek için sistemli çalışan güçler, taraftarı tribünden almak, davul ritimlerini kulakları sağır edercesine çalmak ve kazanmanın dış güçlerini harekete geçirmekteki başarısı ise futbolumuz adına bir ayıplar manzumesiydi…
Sözün özü;
Olay bir başka bahara kalmadı...
Demirspor, güçlük derecesi yüksek play-off karşılaşmalarını kazanmalıdır…
Oyuncular ve teknik kadro bu keyfi bir futbol kenti olan Adananın, o futbol sevdalısı halkına yaşatmalıdır...
Umudumuz tükenmedi, hüzünlü olsakta...











