• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 19:48
  Adana Haber
AGİD'in hormoncu abisi

Adana'nın yıllardır kanayan yarası olan hormonlu binalarla ilgili tartışmalar sürekli gündemimizde.

Peki Paralel Yapı ile hormonun ne ilgisi var?
Aidiyet duygusu ile kendisinden olana her türlü kolaylığı sağlayan, kendisinden olmayana adeta hayat hakkı tanımayan her anlayışın her olumsuzlukla ilgisi olur.
Cemaatin önemli adamlarından biri olduğu söylenen, hakkında da bir süre önce yurt dışına çıkış yasağı konulan müteahhit Tahir Acaroğlu'nun yıllardır tartışılan bir apartmanı vardı. Ordu evi civarında göle bakan meşhur Aladağlar apartmanı.
Adana'da hormonlu bina denince İbrahim Köndel'in Güzelyalı'da iki katlı evlerin arasından yükselen çirkinlik abidesi apartmanı ile Tahir Acaroğlu'nun bu binası örnek gösterilirdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak inşaat ve iskan ruhsatlarını verme yetkisini elinde bulunduran ilçe belediyelerinin görevlerini yapmadıklarını anlatırken buralarda fotoğraflar çektirmişti.
Tahir Acaroğlu'nun binasında şikayet üzerine yapılan detaylı incelemede ciddi kanunsuzluk ve fazlalık tespit edilmiş. Evraklar üzerinde tahribat yapılarak sahte iskan belgesi düzenlenmiş. Çevre ve şehircilik il müdürlüğüne yapılan bir şikayet üzerine Çukurova Belediyesi detaylı bir inceleme yapıp encümen kararıyla da iskan ruhsatının iptaline karar vermiş. Acaroğlu'nun bu işi cemaetin tüm köşebaşlarını tuttuğu dönemde kotardığı söyleniyor. Muhtemelen o günlerde de birileri haberdardı ama kimse korkusundan ses çıkaramamıştı.
Tahir Acaroğlu "Zulüm görüyoruz. Ruhsatımız bile iptal ediliyor" diyebilir. Tabii elinde satmadığı daire kalmışsa!
Ayrıca "Fazla yapmışsa yapmış canım ne olacak?" diye düşünenler de olabilir.
Ancak hormonlu bina demek, kaos, çarpık şehirleşme ve hatta hırsızlık demektir.
Hormonlu bina yapan bir müteahhit haksız kazanç elde eder.
Emsalleri ile aynı büyüklükteki arsanın üzerine fazladan kat çıkan, daireleri fazladan büyüten müteahhit parasına para katarken yasalara uygun iş yapan onunla rekabet edemez.
Hormoncu müteahhit meslektaşının hakkını çalmış demektir.
Yoğunluk hesabına göre en fazla 10 kat 20 daire yapılabilecek bir parselde 12 kat 15 kat ve o oranda fazla daire yapan müteahhitin sattığı konutlara yerleşen nüfus bölgenin tüm dengesini bozar.
Trafiğini bozar.
Kanalizasyonunu bozar.
Su şebekeseni zorlar.
Elektriği, doğal gazı, telekominikasyon şebekelerini zorlar.
Kişi başına düşen yeşil alan miktarı dengesiz şekilde azalır.
Dolayısıyla çevresindeki insanların hakkını çalmış olur.
Emsallerinden yüksek (veya geniş) binalar imar bütünlüğünü bozarak görsel kirlilik yaratır.
Kapıcılar ve görevliler arasında bile dengesizliğe neden olur.
Normal binanın görevlisi 10 daireye hormonlu olananki aynı maaşla 15 daireye hizmet eder.
Kısacası hormonlu bina yapmak şehrin ve insanlarının herşeyinden çalmak demektir.
Hormon zenginlerinin yapacakları hayırlı işler, ibadetler ile kendilerine Cennet'in kapılarını açıp açamayacaklarını bilemem.
Ama şehrimizi berbat ettikleri, olmayacak işleri köşe başlarındaki mensupları aracılığıyla olur kıldıklarını bilirim.
Çok merak ediyorum.
Bu arkadaşlar acaba gerçekten kendilerinin çok özel kullar olduklarını, herşeyi kendilerine yontmanın hakları olduğunu mu düşünüyorlar?
Böyle mi yetişiyorlar?
Yoksa, din, iman, ibadet, "altın nesil" yetiştirme adı altında para mı yığıyorlar?
Hani hepsi ibadetten, hizmetten başka birşey düşünmeyen insanlardı ve zulüm görüyorlardı ya, ondan soruyorum...

 


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google