Dün telefonlarımız hiç susmadı.
Büyük bir çoğunluğu FETÖ'ye yani paralel yapıya yönelik bu cesaretli yayınlarımızdan ötürü bizleri kutluyor, kimi de küfür, tehdit ve hakaretlerini sıralıyordu.
Yargısız infaz yaptığımızı söyleyenler de vardı, adalet ve hukuku hatırlamış olan, hatta hiç utanmadan bunları birde bize hatırlatma cesaretini kendisinde bulan paralel mensubu insanlarda.
Hoş Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Şike, Poyrazköy gibi kumpaslarla insanları zindanlarda tutsak ederken hatırlamadıkları "adalet ve hukuk" kelimelerini şimdi hatırlıyor olmaları bile ne kadar güzel bir gelişme.
Demek ki "adalet" birgün herkese lazım oluyormuş!
Zekeriya Öz gibi hukuk tanımaz bir FETÖ tetikçisinin orkestra şefliğinde FETÖ mensubu savcı, hakim, polis ve medya ayağıyla Türkiye'nin dört bir yanında hukuku ve adaleti katledenlerin bugün adaletten söz etmesi ne kadar ilginç değil mi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın taviz vermeden yürüttüğü paralel yapı operasyonlarıyla Türkiye bağırsaklarını temizlerken maalesef Adana'da herşey 17/25 Aralık öncesi gibi aynen devam ediyor.
Dokunulmayanların şehri Adana'da durum gerçekten vahim!
Tabi bu şehrin etkili makamlarında oturanlarn FETÖ ve Adana başlıklı bu yayınlarımızdan son derece rahatsız olduklarını biliyorum.
Hatta aba altından sopa gösterdiklerini de ifade etmeliyim.
Rahatlarının bozulduğunun farkındayım.
Kusura bakmasınlar!
Bu ülke çocuklarımıza bırakacağımız bir büyük emanettir.
Nasıl adlıysak büyüklerimizden bu emaneti en az hasarla bizden sonraki nesillere bırakmak zorundayız.
Ve bu ülkenin başındaki en büyük belanın Fetullahçı Terör Örgütü olduğu gerçeğini gözardı etmemizi bizden hiç kimse beklemesin.
Paralel Yapı'yla sonuna kadar mücadele etmek zorundayız.
Biz değil sadece
ya da bu sorun sacede Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sorunu değil.
Bu ülkede yaşayan herkesin bu sorunu kendi sorunu gibi görmesi gerekiyor. Özellikle de Adana'da devlet makamlarını işgal eden beyfendilerin!
Takiyeyi bu ülkede en iyi bu paralel yapı mensupları bilir.
Takiye ve kamuflaj onların 40 yıllık örgütlenmesinin ana prensibidir.
Şimdi bir moda var Adana'da
Neymiş efendim bu yapıya hizmet edenler, kamu imkanlarını bu suç örgütüne hortumlatanlar, hoca efendilerinin resmi önünde bile düğme ilikleyenler 17/25 Aralık sonrası değişmişler miş!
Hele bir tanesi var ki Adana'da gazeteye verdiği röportajda firmasının hedeflerini açıklarken Cumhurbaşkanı'nın mesajından araklayıp "2023'ü hedefledik" diyor!
Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan yurt genelinde FETÖ ile mücadelede tavizsiz yürüdüklerini söylerken Türkiye'yi 81 değil 80 il olarak değerlendirsinler lütfen.
Çünkü Adana'da FETÖ yani bu paralel yapıyla ilgili herhangi bir mücadeleden hiç ama hiç kimse söz edemez!
Adana başta da söylediğim gibi 17/25 Aralık öncesini yaşıyor.
Bırakın ciddi bir operasyonu, ya da bu yapının önemli isimlerine dokunmayı, Oto Center civarında kamu arazisi üzerine yerel yönetimlerin finansı ile inşaa edilen 10 bin metrekarelik Kimse Yok mu Derneği binasına bile dokunamayanların bu şehirde FETÖ ile mücadele etmesi mümkün mü sizce?
Derneklere, okullara, şirketlere ve vakıflara karşı üç maymunu oynayan şehir Adana'da böyle bir konuyu yani FETÖ ve Adana dosyasını açmak gerçekten cesaret ve delilik olsa gerek.
Gazeteciliğin tanımıda bu değil mi zaten; cesaret ve delilik.
Hiç kimse merak etmesin.
Biz bir cadı avı yapılsın demiyoruz.
Masum insanları yakalayın, tutuklayın gibi geçmişte onların hiç utanmadan yaptığı gibi operasyonlar yapılsın gibi insanlık dışı bir düşünce içerisinde değiliz.
Biz sadece ülkemizin başındaki bu büyük belanın Adana'dan temizlenmesini istiyoruz.
Türkiye gibi Adana'da bağırsaklarını temizlesin.
Yıllardır bürokraside at koşturan, rakiplerini ya da paralel yapıyı benimsememiş kişi ve kuruluşları yok etmek için devletin her türlü imkanını kullanan acımasız FETÖ mesnuplarının biran önce yargı karşısına çıkartılmasını istiyoruz.
Ama ne acı ki mücadele edilmesi gerekenler koruma altında bu şehirde.
Dokunulmuyor!
Hiç kimse kusura bakmasın ama dokunması gerekenler dokunmuyor, do-ku-na-mı-yor!
Dün Mustafa İnan'ın Kanunu Üniversitesi arazisiyle ilgili iddianamede yer alan ifadesinin ilk bölümünü paylaştık sizlerle.
Paralel yapının Adana'daki en önemli 6 ismini duyurduk manşetimizden.
Bugün o ifadenin devamını yayınlıyoruz.
İşte Mustafa İnan adlı eski cemaatçi işadamının ifadesinin devamı.
Birlikte okuyalım;
"… 2002 yılından itibaren Samanyolu İnşaat firmasının ortaklarının ayrılmasıyla tek başıma sahibi olduğumu belirtmiştim. Eski ortağım olan ve yukarıda da Adana ilinde Cemaatin 1 numaralı yetkilisi, söz sahibi olan ismi olarak belirttiğim Muammer ÇALIŞKAN’ın yönlendirmesi ile 2002 yılından itibaren Samanyolu firmamla Fethullah GÜLEN Cemaatine ait resmi olarak yani fatura keserek 4 adet inşaat yaptım. Bu inşaatlar; halen faal olan Mavi Bulvar üzerindeki Çukurova Burç İlköğretim Okulu, huzurevlerinde bulunan Başaran Öğrenci Yurdu, Ali Sepici Bulvarında bulunan Işık dershanesi, Yüreğir Başkent Hastanesi karşısında bulunan öğrenci yurdudur. Yapmış olduğum faturalı bu dört inşaat karşılığında hiçbir şekilde para almadığım gibi üstüne Cemaate para vererek yardımda bulundum. Bu inşaatlarda faturalar üzerinde %5 kar gösterdim. Vergiyi bunun üzerinden ödedim. Vergi dairesince kabul görmedi, matrah artırarak karı %10’a çıkardım ve vergiyi bu şekilde tekrar ben ödedim.
Yapmış olduğum bu dört inşaat vatandaşların yapmış olduğu bağışlarla yürütülmüştür. Bu inşaatlarda kullanılan pencere, cam, iç tesisat, kapı veya diğer malzemeler vatandaşlar tarafından ayrı ayrı karşılanmış, bu malzemeleri getirip inşaata takan, ya da kullanan firmalar faturaları bana kesmişlerdir. Böylece Cemaat adına toplanan himmet, bağış gibi paralar bu inşaatlar üzerinden kesilen faturalarla yasallaşmış, kesilen faturalarla himmet, bağış gibi paralar aklanmıştır. Ancak benim tarafımdan yapılan bu inşaatlarda vergi ödendiği için Devletin Vergi kaybının olduğunu düşünmüyorum. Yapmış olduğum bu 4 inşaatın maliyeti şu an için en 4 veya 5 milyon civarıdır.
Bu dört inşaat dışında Cemaat adına faturasız olarak yaptığım ufak çaplı işler vardır ki, ufak çaplı dememdeki kıstas yukarıdaki 4 inşaata göre ufak çaplı olduğudur. Bu işler içerisinde büyük çaplı olanlardan, kendi işçilerimle 3 adet inşaatın yapılmasını sağladım. Bunlardan biri Tarsus Yenice’de bulunan o dönemde Işık lisesi, bir diğeri Süleyman Demirel Bulvarında bulunan Üç Gül Lisesi, üçüncüsü de Çimento fabrikası yakınlarında Özgüren okulu yanında bulunan yurt binalarıdır. Bu inşaatlardan Üçgül Lisesi Abidin ÜÇGÜL’ün verdiği paralarla, diğer ikisi cemaatin topladığı yardımlarla yapılmıştır. Götürdüğüm işçiler puantaj usulüne göre paralarını alıyorlardı. Bu işler de Adana Cemaat sorumlusu Muammer ÇALIŞKAN’ın yönlendirmesi ile yapılan işlerdir.
Yukarıda da belirttiğim Cemaat adına yapılan işlerin yapılmasını sağlayan beni bu işleri yapmaya sevk eden Muammer ÇALIŞKAN’ı 2010 yılına kadar koşulsuz, şartsız çok fazla seviyor ve saygı duyuyordum.
Samanyolu inşaat ile yaptığım bu faaliyetler dışında Cemaate dahil olduğum ilk günden başlayarak ekonomik seviyeme bağlı olarak himmet, bağış, burs, yardım vs. adı altında çok fazla para yardımında da bulundum. Benim belirttiğim bu yardımları yapmamdaki amaç Allah rızasını gözetmem, Devlete Millete faydalı olduğunu düşünmemdendir.
2005 yılında 3 ortaklı olarak Seyhan Beton firmasını kurduk. Otaklarım baba ve oğul olan Nail AKTAŞ ve Tahsin AKTAŞ’a %25’er hisse, %50 hisse de bana aitti. 2006 yılında bana ait %50 hissenin %5’ini bedelsiz olarak dürüstlüğüne güvendiğim için Muammer ÇALIŞKAN’a devrettim. Muammer ÇALIŞKAN’ı ortak olarak almamdaki sebep işleyişi takip edeceğini düşünmemden ve dürüstlüğüne güvenmemdendir. Bu süreçte ben saha çalışmalarını yürütmekteydim. Seyhan Beton isimli firma faaliyetleri devam ettiği süreçte ben bir rahatsızlık geçirmiştim. Bu rahatsızlığımdan dolayı doktorum kesinlikle strese girmememi, eğer stres yaşarsam felç olabileceğimi söylemiş ve beni uyarmıştı. 2010 yılı 5. Ayda Seyhan Beton firmasının otaklığından ayrıldım. Ayrılmam aşamasında Muammer ÇALIŞKAN benim adıma ortaklık paylaşımını yapmak üzere diğer ortaklarımla bir araya geldi. Bu buluşma ve ortaklık paylaşımından benim payıma düşen miktarın hesaplandığını belirterek benden imza aldı. Paylaşımdan yaklaşık 1 ay kadar sonra Seyhan Beton firmasının tüm varlığının yarı fiyatına değerlendirildiğini, kalan kısmın naylon fatura ile gizlendiğini, benim çok güvendiğim Fethullah GÜLEN’in Adana yöneticisi olan Muammer ÇALIŞKAN’ın eski otaklarımla birlik olup beni dolandırdığını, naylon faturaları da gizlediğini öğrendim. Ancak paylaşım için imza attığımdan ve paylaşımı kabul ettiğimden dolayı itirazda bulunamadım.
Cemaatin Adana’da en büyük adamı olan çok güvendiğim ve saygı duyduğum Muammer ÇALIŞKAN’ın beni bu şekilde menfaat için dolandırması nedeniyle Cemaatin gerçek yüzünü fark ettim. Çünkü Muammer ÇALIŞKAN demek benim için hizmet demekti, Cemaat demekti, yardım demekti. Bu güne kadar aldatıldığımı, cemaatin aslında hizmet değil menfaat için var olduğunu bu olayla birlikte 2010 yılında öğrenmiş oldum. Bu olay sonrasında da Cemaatle tüm ilişkimi kestim.
2010 yılında Seyhan Betondan ayrıldıktan sonra Adana Çimento Fabrikasını kurdum.
2005 yılında yine Samanyolu Yapı Danışmanlık adı altında bir firma daha kurduk. Bu firmanın %70 hissesi bana ait, %30 hissesi ise Muammer ÇALIŞKAN’a aitti.
Samanyolu Yapı Danışmanlık isimli firma il 3 bloktan oluşan bir site yaptık. Bu siteden 1 daireyi Cemaate verdik.
Bu dönemlerde yapmış olduğumuz inşaatlarda, yapılan tadilat işlemlerinde hiçbir engel çıkmadan, çok zaman ruhsat almadan işleri yürütüyorduk. Belediyelerle olan işlemlerin takibi Cemaatin bu konuda Adana sorumlusu olduğunu belirttiğim Ahmet COŞKUN tarafından yürütülüyordu.
Belediye ile yürütülen işlemlerde Ahmet COŞKUN’un yanında, yani daha çok onun altında Hasan GÖLMEN isimli şahıs vardı. Hasan GÖLMEN Cemaat toplantılarına katılan isimlerden biridir. Yine kendisi Cemaatin emlak işlerini takip eden kişidir.
Mustafa VURAL da benim gibi Cemaatin içinde bulunmuş kişilerden biridir. Sanıyorum 2007 veya 2008 yıllarında Cemaatin içinde bulunmaya başladı. Son iki sene himmet olarak Cemaate günlük 1.000TL den yıllık 365.000TL para veriyordu. Ben 2010 yılında Cemaatten uzaklaşmaya başladıktan Cemaat adına kendi adını da taşıyan okulu yaptığını biliyorum. Kendisi V…. Plastik isimli işyerinin sahibidir.
REAL’in arka tarafında bulunan ve Burç Vural olarak bilinen okulun yapılması işini ilk olarak 2010 yılı ikinci yarısında benim Cemaatle bağımı kestiğim dönem sonrasında Cemaat adına bana teklif ettiler. Ancak şu an bana gelen kişiyi hatırlamıyorum. Ben bu teklife “hizmet adına hiçbir iş yapmam, hizmetin olduğu yerde ben yokum” diyerek cevap verdim
Burada şunu belirtmek istiyorum. 2010 yılından itibaren cemaatten uzaklaştıktan sonra, 2013 yılı sonu ya da 2014 yılı başlarında cezaevine girmemden önce inşaat sektöründen tanıdığım, Bilgi Teknik isimli firma sahibi olarak bildiğim Fatih KARAKAŞ isimli şahısla Cemaatin faaliyetleri ve cemaatin bana yaptığı yanlış işleri üzerine konuştuğumuz sırada, kendisinin Kimse Yok mu Derneğine izolasyon malzemesi bağışladığını, bir süre sonra Kemal ELİBAL’ın kendisine ulaşarak yaptığı bir inşaatın çatısına izolasyon malzemesi çekilmesi gerektiğini söylediğini, kendisinin de malzeme satışı yapacağını düşünerek işçilik ücretini düşük tuttuğunu, ancak inşaata gittiğinde izolasyon malzemesinin inşaatta olduğunu, yani kendisinden mal alınmayacağını anladığını, mevcut bulunan izolasyon malzemesiyle çalışmaya başlayınca da bu izolasyon malzemesinin kendisi tarafından Kimse Yok Mu Derneğine bağışlanan malzeme olduğunu anladığını, bu gördüklerinden sona Cemaatten uzaklaştığını” söylemişti.
2007 veya 2008 yıllarında Muammer ÇALIŞKAN’ın daveti ile bir toplantı düzenlendi. Toplantı Mavi Bulvar üzerinde bulunan Burç Çukurova okullarında yapıldı. Toplantının amacı Cemaat adına Adana’da bir Üniversite yapılmasını sağlamaktı. Bu toplantıya Muaamer ÇALIŞKAN, Kemal ELİBAL, Ahmet COŞKUN, Yağmur AKKÜLAH, Halil KADI, Tahir ACAROĞLU, Mustafa DEMİR, Ziyaettin YAĞCI, Mustafa VURAL, Kıv... Tekstil sahiplerinden Mehmet KIVANÇ, Hasan GÖRMEN, Veli AÇIKGÖZ, yanılmıyorsam Osman isimli bir müteahhit ve benim de dahil olduğum en az 20 kişi katıldı. Bizim dışımızda okulun yönetici ve öğretmenlerinden de bazı kişiler vardı…"











