• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 19:00
  köf1
Adana’da sahur, Porto’da iftar! Çukurova Üniversitesi ögrencisi olarak Erasmus Plus programı kapsamında yolumuz iki aylığına Avrupa’nın en batısına, Portekiz’e düştü.

Ramazanın ilk sahurunu Adana’da yapmıştık, son iftarı da burada yapacağız. Gözden ırak, hakkında pek fazla bilgimizin olmadığı bir ülke olması sebebiyle birçok Türk için merak uyandıran bir ülke Portekiz. Bu yazı dizisinde mümkün olduğunca bu ülkeyi tanıtıp ve yaşadığım deneyimleri paylaşacağım.

Nasıl gidilir?
Erasmus Plus programı kapsamında bu ülkeye gelmek isterseniz vize noktasında evraklarınız tam oldugu sürece herhangi bir engel olmuyor. Üstelik 48 saat gibi bir sürede evinizde olabiliyor vizeniz. Turistik  ziyaret amacıyla da vize almak evraklarınız tam olduğu sürece kolay. THY’nin ve Portugal Air’in aktarmasız İstanbul-Porto veya Lizbon uçaklari ile yaklasik 5 saatlik bir yolculuk ile ülkeye varabiliyorsunuz. Bilet fiyatları ise tek yön minimum 800 lira civarında. Ben direk, aktarmasız sekilde Porto’ya geldim. Kaldığım şehir de Porto’ya bir saat uzaklıkta bulunuyor. Porto Havalanı ile şehir arasında hem otobus hem metro hatları bulunmakta. Diğer şehirlere gitmek isteyenler için de metronun tren istasyonu bağlantısı mevcut. Ulaşım oldukça rahat.

Staj yeri nasil bulunur?
Üniversiteliler için Türkiye’de staj yeri bulmak çok zorken; programdan faydalanma hakkı kazanmış olsanız dahi yurt dışında staj yeri bulmak çok zor. Erasmus Dil sınavını geçtikten sonra bunun için staj yeri bulan aracı eğitim kurumları mevcut. Ben EC Iberia Grup vasıtasıyla staj yeri buldum. 24 saat online watsapp ve skype destek ekibiyle her sorununuzda yanınızda oluyorlar. Staj yeri bulma ve konaklama yeri ayarlama konusunda profesyoneller.

Tanrı’dan sonra Mourinho’nun geldigi şehir: Porto!
The Special One –Özel birisi- olarak da anılan Jose Mourinho, 2004 yılında Porto ile Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdığında tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Sonraki sezon Chelsea’nın yolunu tutan Mou, bir eleştiri sonrası şu meşhur sözü etmişti: “İşimin kolay olmasını isteseydim, Porto’da kalırdım. Güzel mavi koltuk, Şampiyonlar Ligi kupası, Tanrı ve Tanrı’dan sonra ben.” Futbol severler için Porto denince akla bu söz gelse de şehri gezdiğinizde aklınıza Porto dahi gelmiyor. Barok tarzı eserler öyle çok ki turistlerin olmadığı bir ara sokağa girdiğinizde kendinizi birkaç asır öncesinde hissediyorsunuz. Şehrin ortasından geçen Douro nehri, şehri ikiye bölüyor ve arada da devasa köprüler mevcut.
Şehirde özellikle mavi renkte seramik kaplamalarla dolu bir çok bina bulunuyor. Hem mecazen hem de gerçek anlamıyla bu seramik kaplı binalar şehri çok renkli kılıyor. Unesco Dünya Mirası listesinde de yer alan Porto’da tüm sehri 13 avroya yani yaklaşık 43 liraya şehir turu yapan üstü açık, iki katlı otobüslere turistler büyük ilgi gösteriyor. Bende bu otobus ile şehir turu yaptım. Daha sonra da rastgele şehrin ara sokaklarında kaybolmayı seçtim. Porto’nun bir de şarabı meşhur. Bahsettiğim otobüs şarap üretim noktalarına da uğruyor ve ücretsiz tadım gibi ikramlari da oluyor tanıtım yaparak.

Porto kulübünün stadyumunu gezmek 40 Lira!
Porto’nun meşhur stadyumu Estadio de Dragao şehrin biraz kenarında kalıyor. şehir merkezinden 508 numaralı şehir içi belediye otobüsleri o tarafa gitmek isteyenleri ücretsiz olarak götürüyor. Oldukça heybetli gözüken stadyumun duvarlarında ejderha görselleri bulunuyor. Stadın adı da zaten ejderha anlamında. Stadyumun içerisini gezmek isterseniz 12 avroyu gözden cıkarmanız gerek. Yaklaşık 40 Lira. Stadyumun altında kulübün resmi ürün mağazası var ve kulüp müzesi. Kulüp müzesine giriş de paralı. O da yaklaşık 50 lira civarında.

7 maddede Portekiz

SICAK KANLILAR. Portekizliler gerçekten rahat insanlar. Çok yardımsever ve güler yüzlüler. Kime ne sorsanız tebessümle yardım ediyor. Zihinlerdeki soğuk Avrupalı imajı ile alakası yok buradaki insanların. Irkcılık ya da İslamafobi ile ilgili de henüz bir şey duymadım, karşılaşmadım.

YAYALAR ÇOK DEĞERLİ. Özellikle trafikte kurallar konusunda çok disiplinliler. Yaya geçitlerine çok hızlı bir şekilde dahi gelseler istisnasız duruyorlar ve yayalar geçene dek bekliyorlar. Bizim kırmızı ışığa göstermediğimiz özeni beyaz çizgilere gösteriyorlar. Yayalar burada çok şanslı.

ÇOK SABIRLILAR. Bir markette kasiyer sırası düşünün. Sırada en az beş altı kişi var. Kasiyer ile müşteri en az beş dakika sohbet ediyor ya da bir ürün hakkında konuşuyor. Sıradan bir kimse dahi cıkışmadan sonuna kadar bekliyor. Oldukça garip ve gereksiz bir saygı çeşidi.

HAYAT UCUZ. Elbette benim de her alışverişte yaptığım gibi ürün fiyatını 3.30 ile çarparsanız hiçbir şey ucuz değil ama buradaki maaşlar düşünüldüğünde 10 avroya yaklaşık 35 liraya makarna, süt, yumurta, muz, patates, domates, sogan, balık, un ve birkaç atıştırmalık alabiliyorsunuz. Çipura’nın kilosu 1.24 avro mesela.

SİGARA PAHALI. Eğer sigara kullanan biriyseniz burada verdiğiniz paraya daha çok acırsınız. Zira ülkemizde en ucuz sigara ve en pahali sigara olarak bilinen markalarin fiyati burada birbirine cok yakın ve 4 ile 5 avro bandi arasinda. Ülkemizdeki en ucuz sigara lira olarak 13-14 TL yani.

MESAİ BİTİYOR, HAYAT BAŞLIYOR. Akşam 18.00’den sonra bırakın bir market bulmayı ekmek dahi alabileceğiniz açık bir yer bulamıyorsunuz. Gündüz bom boş olan sokaklar geceleri ise sabahın ilk saatlerine dek özellikle hafta sonları dolup taşıyor. Az çalışıp, çok yaşıyorlar.

ÜZERINDE GÜNEŞ BATMIYOR. Portekiz yerel saati ile Türkiye arasında iki saatlik bir zaman dilimi var. Akşam ezanı 21.10 sularında okunuyor. Güneş ise 21.30’da artık parlaklığını iyice kaybediyor. Gün bir türlü bitmiyor bu ülkede. Her evde bulunan panjurlari artık insanların güneşten uzaklaşma duşünceleri ile yaptırdıklarını düşünmeye başladım.

ÇUKUROVA ÜNIVERSiTESi’NDE ERASMUS STAJ ÇİLESİ

Çukurova Üniversitesi Dış İlişkiler Birimi çok başarılı işlere imza atıyor ve basına yansımasa da hem yurt içi hem de yurt dışından ciddi övgüler alıyorlar. Semra Krupka, Müge Ergin ve Zehra Güzeltaş gibi çok idealist ve ögrencilere karşi cok yardım sever bir ekip var. Ekibin basında ise değerli hocam Prof. Dr. Harun Arıkan bulunuyor. Deneyimlerimden yola cıkarak aynı şeyleri Erasmus Staj Departmanı için diyemiyorum. Staj belgeleri sürecinde sürekli her sorunuzda sizi azarlayan, demoralize eden staja başlayıp yurt dışında gittiğinizde de mail yoluyla bilgi, yönlendirme ve yardım taleplerinize asla bakmayan bir anlayiş var. Arkanızda okulunuzdaki görevlinin desteğini hissetmeyi bırakın yardım taleplerime bile cevap alamıyorum.
Yeni yerler ve yeni deneyimlerle bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.
@HuseyinAtas_

 


468x60 Reklam
Yorumlar (1)
    Google