Kalbalık grup operasyonları protesto etmek için Adana Adliyesi'nde toplandı. Yerel ve ulusal basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir, CHP İl Başkan Yardımcısı Cihangir Tümtürk ile Demokratik Gelişim Partisi İl Başkanı İbrahim Ünlütaşkıran'ın da destek verdiği programda basın açıklamasını yapan Zaman gazetesi Bölge Yayın Temsilcisi Bilal Öğütçü, Türkiye'de demokrasi ve basın özgürlüğü adına çok acı günlerin yaşandığını söyledi.
BASIN ÖZGÜR DEĞİL
Başta Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı olmak üzere bir çok gazetecinin temelsiz suçlamalarla gözaltına alındığını ifade eden Öğütçü, “Ülkemizde basın özgürlüğü son dönemde ne yazık ki sert bir düşüş yaşıyor. Dünyanın önde gelen gözlemci kuruluşlarından Freedom House da bunu tespit ederek kısa süre önce Türkiye'yi 'özgür olmayan' ülkeler kategorisine indirdi. Bugünkü toplu gözaltılar da geriye doğru atılmış bir başka büyük adım.” dedi.
EĞİTİMCİLERDEN DESTEK
Aktif Eğitimciler Sendikası Adana Şube Başkanı Ömer Yılmaz’da ülkede her geçen gün nefes almanın biraz daha zorlaştığını kaydetti. Uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini bildiren Yılmaz, “İşin kötü tarafı bu vahim ihlallerin bizzat yöneticiler eliyle gerçekleştiriliyor olmasıdır.” ifadesini kullandı.
POLİS KAMERALARI KAYITTA
Yerel Akdeniz TV Sahibi Gazeteci Yüksel Evsen, Zaman okurlarının organizasyonunu takip eden çok sayıda polis kamerasına dikkat çekti. Evsen, “Ne vahim bir durumdur ki şu anda burada medyanın 5 katı tane polis kamerası var. Böyle şartlarda bu görevi yapıyoruz. Polis kameraları artık gazetecilerin peşinde. Artık hırsızlıklar, arsızlıklar bitti; polis artık memleketin vatansever gazetecilerini takip ediyor. Trajik olan budur. Mesele cemat-hükümet meselesi değil. Konu evrensel hukuka sahip çıkmaktır. ” şeklinde konuştu. Gazeteci Osman Palamut ise medya özgürlüğünün Türkiye’de her geçen gün geriye doğru gittiğini, Zaman ve Samanyolu Televizyonunu yapılan son baskının da demokrasiye en büyük darbeyi vurduğunu belirterek zalimleri kınadığını söyledi.
BAROLAR'DAN ORTAK TEPKİ
Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay ve Gaziantep Baro Başkanları Zaman Gazetesi, Samanyolu TV ve emniyet mensuplarına yapılan 14 Aralık Operasyonuyla ilgili ortak açıklama yaptı.
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi ÇITIRIK, Mersin Barosu Başkanı Av. Alpay ANTMEN, Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş ŞARKLI, Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem DÖNMEZ, Osmaniye Barosu Başkanı Av. Dilem AKSOY imzasıyla yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;
"14.12.2014 Pazar günü içlerinde medya ve emniyet mensuplarının olduğu 31 kişi hakkında İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin gözaltı kararı uygulamaya konulmuştur.
Kamuoyu ile paylaşarak eleştiri konusu yaptığımız son torba yasa düzenlemesi ile getirilen “somut delile dayalı kuvvetli suç şüphesi” yerine getirilen “makul şüphe” yeterli bulunarak şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerin aranabilmesi imkanının getirilmesi ve yine Avukatların dosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasına imkan veren düzenlemelerin Resmi Gazetede yayımlanmasından hemen bir gün sonra bu operasyonların başlatılması ve eleştiri konusu yaptığımız yeni düzenlemelerin gözaltı ve aramalar ile yapılan soruşturma için dayanak yapılmış olması dikkatimizden kaçmamıştır.
Siyasi erk kullanan makamların aylar öncesinden beri ve sıklıkla ve ülkenin o anki gündemini de takip ederek bu operasyonun yapılacağına yönelik yaratığı algı, yargısal bir takip ve süreç olmaktan çok, karşılıklı siyasi bir hesaplaşmanın varlığına işaret etmektedir. Hiç kimse yargısal denetimden, yargıya hesap vermekten muaf değildir. Ancak hiç kimse suç işleme özgürlüğü içinde de değildir.
Çok kısa bir süre önce eleştiri konusu yaptığımız hususlar fiilen uygulamaya konulmuştur. Yeni düzenlemeler ilk defa bu operasyon için kullanılmış olmaktadır. Yeni düzenlemelerin bu operasyonla birlikte daha sonraki zamanlarda nasıl kullanılabileceğinin somut örneklerini yaşadık. Eleştiri hakkını kullanan, ifade ve düşünce özgürlüğünü kullanan tüm unsurlar yarın bu düzenlemelerin olağan şüphelisi ve mağdurudurlar. Hukuk bir gün herkese nasıl lazım olacaksa gelin hepimizin ortak sofrası olan hukuk ve yargıyı duruma ve ülkenin gündemine göre değil, yarın hepimizin inanarak ve güvenerek hesap verebileceği, kimsenin kendi acısına göre dokunmayacağı bir noktaya taşıyalım.
Anayasada ifadesini bulan erkler ayrılığı ne yazık ki ülkemizde fiilen kullanılmayan ve işlevini yitirmiş bir görüntü vermektedir. Başbakanın demokrasiden yana olanlar ve olmayanlar şeklinde yaptığı tanım, siyasi iktidarın yanında olanlar ve olmayanlar şeklinde bir algılamaya yol açmıştır. Ülke dinamikleri ile anayasal erkler ne yazık ki Başbakanın bu tanımlamasına göre şekil almışlardır.
Bu operasyonla birlikte medya da bir sınavdan geçmektedir. Zamanında evrensel değerler ve ilkeler aşındırılırken, hukuk yok edilirken, Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarında, Oda TV, KCK soruşturmalarında sesi çıkmayan ve operasyonlara alkış tutulurken, bugünkü demokrasi feryatları herkesin kendi ölüsüne ağlamasına benzemektedir. Bu tutum evrensel kurallarla, demokrasi ilkeleri, basın ahlak ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Girilen ilişkilerde bağımsızlığını koruyamayan medyanın işlevini gördükten sonra kullanılıp atıldığı bir zamandan da geçtik. Medyanın görevini ve yükümlülüğünü unutup, siyasi yelpazede yer aldığı yapıya göre takındığı tavrı da unutmadık. Medya yer aldığı siyasi yelpazeye göre değil, başkasının hakkı ihlal edilirken ses çıkarmalıdır. Birbirine bu ilkelerle sahip çıkmayanların yarın aynı kaderi paylaştıklarını da gördük.
Medya; evrensel standartları, basın ahlak ve ilkelerini unutmadan, esas işinin habercilik olduğunu unutmadan birbirine sahip çıkmayı bilebilmeli ve birbirine sahip çıkarken bu ilkeleri göz ardı etmemelidir. İnsan hakları çifte standardı kaldırmaz. Bu alışkanlıklar terk edilsin, gelin insan haklarındaki çifte standarttan vazgeçelim ve hukukun üstünlüğü, demokrasi arayışımızda ötekileştirdiğimiz kimse olmasın.
Bizler evrensel değerlere, hukukun üstünlüğüne, kimseye ayrımcılık yapılmayacak şekilde insan haklarına olan inancımızla; artık olağanüstü ve siyasi hesaplaşma algısıyla yürütülen kişiye özel soruşturma usulleri yerine adil yargılama ilkesinin ihlal edilmediği, yargı bağımsızlığının ve demokrasinin sağlıklı işlediği, basın özgürlüğünün bir ülkenin olmazsa olmazlarından olduğu bir ülke istiyoruz.
Saygılarımızla…











