• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 23 Ağustos 2016
  • 18:35
  köf1
Adana Sözlü'ye Sahip Çıktı!

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'ye Ceyhan'daki bir soruşturma nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı konması şehri harekete geçirdi.

Hüseyin Sözlü savcılığa ifadeye çağrıldıktan sonra hakkındaki kararı sosyal medyadan kendisi duyurdu.
Sözlü bu hareketi ile kendisine yönelik yürütülecek algı operasyonunu da önlemiş oldu.
Geçmişte Aytaç Durak'ın evinin önünden saatlerce canlı yayın yapılmıştı. Davaların içeriği bilinmese de kamuoyunda gerekli algının oluşması sağlanmıştı.
Evinde oturan vatandaş hakim-savcı değil ki davanın nereye gideceğini bilsin, hukuki değerlendirme yapsın.
Evi polisler basmış, aramalar yapılırken en çok duyulacak söz, "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" lafıdır.
Soruşturmalar sonunda Aytaç Durak'ın görevden kesin hiracını sağlayacak bir delile ulaşılamadı.
Durak görev süresi bittikten sonra makamına iade edildi.
Adana, Durak olayından bir tercrübeye sahip oldu.
Siyaseten rakiplerinin bile bugün Sözlü'ye sahip çıkmalarının nedeni yaşadığımız bu kötü tecrübedir.
Her işin kendi rayında yürümesi gerekir.
Yargı kendi yolunda, siyaset kendi yolunda, ticaret kendi yolunda, matbuat kendi yolunda...
Hüseyin Sözlü'ye destek için dün binlerce vatandaş Büyükşehir Belediyesi önünde toplandı.
Bunu kimileri "Yargıya gözdağı" diye sunmaya çalışacaktır.
Ben öyle yorumlamıyorum.
Etki-tepki meselesi olarak da değerlendirilebilir, hukuka sahip çıkma girişimi olarak da.
Adanalı efendidir ama her bıçak gösterene kafasını uzatacak uysal koyun da değildir.
Hüseyin Sözlü veya bir başka siyasetçi alt edilmek isteniyorsa bunun yolu siyasettir.
Elbette kimsenin hukuk karşısında dokunulmazlığı olmamalı ancak hukuki süreç de kamuoyunu tatmin edecek şekilde şeffaf ve adil olmalı.
Meseleyi Hüseyin Sözlü ve Adana özelinden çıkarırsak asıl üzücü olan ise hepimizin son sığınağı olan hukuka güvenin gittikçe azalmasıdır.
Gördüğümüz kadarıyla bu tespit yargının en üst organlarının temsilcileri ve barolar birliği tarafından da paylaşılmaktadır.
Atatürk'ün basın özgürlüğü ile ilgili sözleri sanırım hukukçular için de geçerli.
Atatürk, "Basın özgürlüğünden doğacak mahsurların giderilmesinin yegane yolu yine basın özgürlüğüdür" diyor.
Aynı bakış açısı hukuk için de geçerli.
Hukuki bir hata varsa bunu gidermenin yegane yolu yine hukuktur ancak geciken adalet de adalet değildir.
Aytaç Durak olayında, Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarında peşpeşe beraat kararları çıktı. Peki Adalet yerini buldu mu?
Kayıp canlar, kayıp yıllar, dağılan aileler, çekilen cefalar unutulmasın.
Büyükşehir Belediyesi önündeki fotoğrafa bir de bu pencereden bakmak lazım.

 


köf7
Yorumlar (1)
    Google