Özellikle Ceyhan ilçesinde yıkılan binaların yeni ve çok katlı olmasının, ihmal ve kusurların boyutlarını gösterdiğini kaydeden Başkan Sözlü, “Her ne kadar zemin şartları ve yapılaşma hataları ön planda olsa da, ruhsatlı ve mühendislik hizmeti görmüş yapıların da yıkılması, yönetmelik ve yasaların uygulamaları konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır " dedi.
Sözlü,"Teknik ve bilimsel çalışmalara uyulmadan, zemin koşulları dikkate alınmadan ve kentsel risk analizleri yapılmadan imar planlarında yapılan değişiklikler, denetimsiz, kalitesiz konut üretimi ile birleşince, Adana’da afet risk yönetimi çalışmalarının üzerinde ciddiyetle durulmasını çok daha önemli hale getirmiştir. Bu nedenle olası bir depremde, kayıpların yaşanmaması için acil durum planları ve tatbikatları kadar risk azaltma uygulamalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir." diye konuştu.
Müdürlüğün hedeflerini açıklayan ve hazırlanacak sakınım planlarının kapsamıyla ilgili bilgi veren Başkan Sözlü, şunları söyledi: “Afetler meydana gelmeden kentin zarar görebilirlik düzeyini belirlemek, risklerin nerelerde yoğunluk kazandığını kestirmek ve afet risklerini azaltacak önlemler almak gerekmektedir. Sakınım planlarına ilişkin düzenlemeler, özellikle Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülmelidir.
Büyükşehir Belediyesi, ayrıca merkezi yönetimden bağımsız olarak ‘küresel aktör’ kimliğini üstlenmeli, risk azaltma giderleri ‘maliyet’ değil, ‘yatırım’ olarak tanımlanmalıdır. Sakınım planı çalışmaları, kent bütününe yönelik sektörel master planlar, ulaşım master planı ve kentsel dönüşüm master planı çalışmaları ile eşgüdümlü yürütülmelidir.”
Belediyelerin, kentlerin risklerine odaklanan sakınım çalışmalarını üstlenebilmesi için kaynak ve uzman işgücü konusunda üç tür desteğe gereksinim duyacağını bildiren Başkan Sözlü, kaynak destekleri, yetkilendirme destekleri ve teknik desteklerin bu kapsamda işlevsel olması gerektiğini anlattı."











