Çukurova Üniversitesi'nde yaşanan yolsuzlukları içeren dosyamıza bugün 3. bölümüyle devam ediyoruz.
Biliyorum belki bazılarınız "ya kardeşim iki gündür yazdıkların zaten bilinen konular sen yenilerden haber ver" diye arkamdan atıp tutuyor, başladığımız bu yazı dizisinin içeriğinin boş olduğunu bile söylüyorsunuzdur.
Görüşlere ve eleştirilere saygı duyarım.
Ama inanın durum hiç de düşündüğünüz gibi değil.
Sakın yazdıklarımı küçümsemeyin.
Çünkü ilerleyen günlerde bir hayli mahçup olursunuz.
Demedi demeyin.
Şu anda dünü ve bugünüyle ilgili kitap yazacak kadar bilgi ve belgeye sahibim.
Bir gazeteci için bunca yolsuzluk belgesinin bir arada olması bir büyük şans, belkide mucizedir.
Ben de aylar süren araştırmalarımın bir çırpıda yazılıp tükenmesini istemiyorum.
Büyük bir emeğin ürünüdür bu yazı dizisi.
Bu ibretlik yolsuzluk belgeseli.
Dünü herkes biliyor mu?
2 yıl önce ÇÜ'ye kayıt yaptıran ve şimdi okuyan öğrencilerimiz özellikle de Tıp Fakültesi'ndeki gençler Prof. Dr. Alper Akınoğlu'nu çok iyi tanımaları gerekir diye düşünüyorum.
Ve akçeli makamlarda oturan ve halen görevli olanları.
Bu yazı dizisi için her gün bilgisayar başına geçtiğimde inanın gazetecilik mesleğinin hem onurunu hem keyfini yaşıyorum.
Elbette bugüne geleceğiz.
Bugünün pisliklerini, ilişkilerini belgeleriyle paylaşacağım.
Çukurova Üniversitesi'nin dün ve bugün var olan rant kahramanlarını yakından tanıyacaksınız.
Akınoğlu'nun kurduğu rant çarkının yeni Rektör Mustafa Kibar'a rağmen bugün bile hala nasıl tıkır tıkır işlediğini göreceksiniz merak etmeyin.
Kibar döneminin yanlışları yok mu?
Dedim ya hiç merak etmeyin bunca yolsuzluk belgesi, ÇÜ'nün her kademesinde yaşanan rezaletler, kıyaklar, talanlar bu sütunlarda yerini bulacak.
Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği'nin kantarını bile burada okuyacaksınız.
Ömer Sırış, Kemal Yalçın Gülüt ve Hüseyin Mercan'ı da.
Neyse ben en iyisi dün kaldığımız yerden anlatmaya devam edeyim…
Müteahhit Cumali Kurtar'ın itiraf niteliğindeki bu şikayet dilekçesi ilgili her kesimi harekete geçirdi.
Soruşturmalar ve davalar birbirini izledi.
Ama her şeye rağmen Rektör Alper Akınoğlu koltuğunda oturuyordu.
Şaibeli Rektör bir gizli güç tarafından sanki koruma altına alınmıştı.
O ne yaparsa yapsın, hangi yanlışa bulaşırsa bulaşsın o gizli güç Akınoğlu'na yönelik her hangi bir operasyonun önünde adeta çelikten kalkan olmuştu.
Dokundurmuyor, dokunulmuyordu.
Kimdi bu çelikten zırhın sahibi.
Yeni türetilen müteahhitler ve rant ilişkileri olabilir miydi acaba?
Yoksa kadro pazarlıkları ya da fakültelerin genel sekreterlik makamlarının takası.
Bir şeyler vardı!
Ve o bir şeylerin değişmesi gerekiyordu.
Çukurova Üniversitesi'nde yaşanan yolsuzlukları, talan ve kıyağın belgelerini manşetlerimize taşıdıkça yeni yeni belgelerde bize ulaşmaya başladı.
Öyle bir an geldi ki gazeteci olarak yazmanın ötesinde bu ülkenin bir yurttaşı olarak olayları ve belgeleri Cumhuriyet Savcılığı ile YÖK'e gönderme zarureti olduğunu düşündüm.
Çünkü orası yani Çukurova Üniversitesi ne Rektör Alper Akınoğlu'nun ne de Akınoğlu tarafından organize edilen bürokratların babasının malıydı.
Orası bir kamu kurumuydu.
Yapılmayan işleri yapılmış gibi göstererek müteahhitlere ödenen haksız paralar bu milletin parasıydı.
Edimin ifasına fesat karıştırma
görevi kötüye kullanma
ve resmi belgede sahtecilik…
Düşünsenize bunalrın hepsi bir bilim yuvasında yaşanıyordu.
Türkiye'nin en saygın eğitim kurumlarından biri konumunda ki Çukurova Üniversitesi'nde.
Takvim yaprakları 16 Aralık 2011'i gösterdiğinde hem Adana Cumhuriyet Başsavcılığı makamına hem de YÖK Başkanlığı'na içerisinde yolsuzlukları kanıtlayan belgelerden oluşan kalın bir klasörle şikayetçi oldum.
YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Şaban H. Çalış imzasıyla şahsıma gönderilen cevap niteliğindeki resmi yazıda görevi kötüye kullanma ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarının tespit edildiği belirtilmişti.
Bütün bu gelişmelere rağmen Akınoğlu makamını korumayı beceriyordu.
Elbette iddialarla ilgili görevlendirilen Adana Cumhuriyet Savcısı olayların peşini bırakmıyor, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar bürosuyla (KOM) irtibatlı çalışarak teknik ve fiziki takip için talimat veriyordu.
Adana Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar bürosu Çukurova Üniversitesi'ni adeta mercek altına almıştı.
KOM ekipleri başta Rektör Alper Akınoğlu olmak üzere imtiyazlı müteahhitler ve onlara bu haksız rant yolunu açan bürokratları dinlemeye başladı.
Aylar süren takip nihayet şekillenmeye başlamıştı.
Adana Haber Gazetesi'nin manşetleri de soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı'na kaynak oluşturuyordu.
Bu arada Çukurova Üniversitesi'nde yeni rektörü belirleyecek seçimlerin de heyecanı ve kulisleri başlamıştı.
Üniversitede bir yandan Organize Suçlar da görevli polisler teknik ve fiziki takibini sürdürüyor, bir diğer tarafta da rektörlük seçimlerinin hareketlilliği yaşanıyordu.
Akınoğlu artık görev süresinin sonuna yaklaşmıştı.
İki dönem yaptığı görevi üçüncü kez yasal olarak sürdürmesi mümkün olmadığı için yeniden adaylığı da söz konusu değildi.
Ama yine de Akınoğlu seçim kulislerinin en yoğun çalışanıydı.
Çünkü Alper Akınoğlu'ndan sonra rektörlük koltuğuna oturacak isim önem arzediyordu.
Geçmişi kurcalamayacak bir ismin rektör olmasını isteyen Akınoğlu, güçlü aday Mustafa Kibar'ın seçilmemesi için akıllara durgunluk veren entrikaların baş aktörü konumundaydı.
Çok yoğun çalışıyordu Akınoğlu.
Örceliği elbette sorunlu ihalelere kılıf hazırlamak ve emrindeki bürokratlarla bu kılıfı hayata geçirmekti.
Akınoğlu bu çabayı sarfederken teknik ve fiziki takip altında olduğunun farkında bile değildi.
Polis takibinin ve gizli yürütülen soruşturmanın farkında olmayan sadece Akınoğlu değil müteahhit ve bürokratlarda yıllardır at koşturdukları çemberin daraldığını hissedemiyordu.
Çünkü Akınoğlu her sorun çıktığında bürokratlarını arıyor ve onlara "rahat olun, imzalayın bu işleri ben çözerim, hiç bir sorun olmayacak" diyerek güvence veriyordu.
Rektörlük seçimine çok az bir süre kalmıştı.
Tarih 15 Haziran 2012; Çukurova Üniversitesi'nde ki rant organizatörleri için diğer günlerden farklı değildi.
Taa ki sabahın ilk ışıklarında ev ve iş yerleri Adana Emniyet Müdürlüğü KOM ekipleri tarafından basılana kadar.
Polisler günün ilk ışıklarıyla birlikte Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı'nın talimatıyla Çukurova Üniversitesi'ne yönelik operasyonu başlatmıştı.
Suçlamalarda adı geçenler tek tek alınıyor ev ve iş yerleri polisler tarafından aranıyordu.
Çukurova Üniversitesi 2012 yılının 15 Haziran'ına bu şok gelişmeyle başladılar.
Herkesde büyük bir tedirginlik vardı.
Korku üniversitenin tüm brimlerinde hissediliyordu.
15 Haziran operasyonunda Çukurova Üniversitesi'nin 14 bürokratı ile Müteahhit Hasan Akan gözaltına alınmıştı.
O güne kadar Çukurova Üniversitesi'ni güllük gülistanlık gösteren yaygın ve yerel medya da şaşkındı.
Çünkü Adana Haber Gazetesi bu kurumda yaşanan yolsuzlukları manşetlerinden duyururken onlar Akınoğlu ve ekibinin bu şehir için şans olduğu yönünde yalakalık kokan haberler yapmakla meşguldü.
Ama polisin üniversite baskını ve operasyonu başlatmasıyla onlarda merkezlerine "Çukurova Üniversitesi'ne yolsuzluk operasyonu" haberlerini geçmek zorunda kalmıştı.
Operasyon ajanslara şu haberle duyuruldu: "ÇÜ'ye şok baskın… ÇÜ'ye yolsuzluk operasyonu… Çukurova Üniversitesi (ÇÜ)'nde bazı ihalelere fesat karıştırılarak yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla polis arama yaptı. Operasyon kapsamında 15 kişi hakkında gözaltı kararı olduğu öğrenildi.
Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Çukurova Üniversitesi kampüsüne operasyon düzenledi.
Operasyonun, ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nin bazı bloklarının yapımı, Beden Eğitimi Meslek Yüksek Okulu, Kadirli Meslek Yüksek Okulu, Karataş Turizm Otelcilik Yüksek Okulu binalarının onarım ve yapımlarında yolsuzluk iddiaları üzerine düzenlendiği bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu'nun evi ve makamında da aramanın yapıldığı operasyon kapsamında 15 kişi hakkında gözaltı kararı olduğu öğrenildi. Akınoğlu'nun makamda yapılacak arama için polis nezarenitnde evinde alındığı öğrenildi.
Bu arada üniversitede yolsuzluk iddialarını ortaya atan Müteahhit Cumali Kurtar ifadesine başvurulmak üzere emniyete götürüldü. Gözaltına alınanlar arasında, İdari Birimler Binası'nın 3. katındaki Yapı İşleri Daire Başkanlığı'nda görevli mühendis Remzi Ç. ile İnsan Kaynakları Sorumlu Müdürü Emel S., Teknik Daire Başkanı Müvit G., inşaat mühendisleri Bülent T., Özgür D'nin de olduğu öğrenildi.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri; rektörlük, yapı işleri daire başkanlığı ve lojmanlarda aramalar yaparken, çevik kuvvet polisleri de üniversite kampüsü genelinde güvenlik önlemleri aldı.
Polislerin arama yaptığı bazı binalarda cep telefonu sinyal kesici özelliği olan 5 jammer ile gizli dinleme ve görüntüleme özelliğine sahip cihazları ortaya çıkaran ’böcek’ denilen bir cihaza da rastlandı…."
Peki 15 Haziran operasyonunda Rektör Alper Akınoğlu neden yoktu?
Oysa bütün işler O'nun bilgisi ve talimatıyla yapılıyordu.
İşte bu sorunun yanıtını bir gün sonra 16 Haziran sabahı öğrenecektik.
(YARIN: REKTÖRLÜK MAKAMINA POLİS BASKINI)











